"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Şimdi IŞİD hakkında konuşma zamanı

BU zamana kadar hep...

“Aslında IŞİD hakkında bir şeyler söyleyeceğiz ama elimiz kolumuz bağlı. Rehinelerimiz var, mazeretimiz var” edasında olan tüm devlet yetkililerimize sesleniyorum:
Madem rehineler -çok şükür- serbest...
Ve madem mazeret ortadan kalktı.
Hadi yavaştan konuşmaya başlayın.

*

Hadi... Hadi... Lütfen hadi...

*

IŞİD İslam’ı kullanan bir meczuplar hareketi midir, yoksa öfkeli gençlerin patlaması mıdır? Hadi analiz edin.

*

IŞİD ve İslam... Ne diyorsunuz bu konuda? “Gerçek İslam bu değildir” mi diyorsunuz? Hadi deyin.

*

IŞİD bir “terör örgütü” müdür, yoksa bir “oluşum” mudur?
Hadi seçin.

*

IŞİD bir bela mıdır, değil midir? Hadi konuşun.

*

IŞİD’in kelle kesmesi, kadın satması, çocuk kaçırması...
Bu iğrençliklere gür bir seda ile karşı çıkıyor musunuz? Hadi gürleyin.

*

Yoksa “IŞİD’in arkasında ABD var” mı diyorsunuz? O zaman ne duruyorsunuz! Hadi dillendirin.

*

Dünya IŞİD’in tepesine inmeli mi, inmemeli mi? Hadi netleşin.

*

Kürtler mi, IŞİD mi? Bu konuda nerede duruyorsunuz? Hadi safınızı belirleyin.

*

Sizin duruşunuz, sizin ideolojiniz, sizin hayata bakışınız ile IŞİD’in duruşu, ideolojisi, hayata bakışı arasında farklar var mı? Varsa hadi sayın o farkları.

*

IŞİD’e yönelik küresel ve bölgesel operasyon... Bu konuda ağzınız mühürlüydü bugüne kadar. Hadi kırın ağzınızdaki o mührü.

Atma Ziya

TABİİ ki rehinelerin saçlarının tek teline bile zarar gelmeden kurtarılması büyük başarıdır.
İster IŞİD kendi elleriyle bıraksın.
İster Arap aşiretleri üzerinden
iş halledilsin.
İster sessiz diplomasiyle
sonuç alınsın.
İster bin türlü komplo akla gelsin.
İster bin türlü pazarlık yapılsın.
İster araya bin türlü aracı
konmuş olsun.
Hiç fark etmez.
Önemli olan rehinelerin kurtarılmasıdır.
Ve sağlanan başarı önemlidir.

*

Ama her başarıyı olduğu gibi
bu başarıyı da “mübalağalar” yıkacak gibi...
İşte görüyorsunuz:
Hükümete yakın medya organlarında “hükümeti ve MİT’i takdis şenlikleri” başladı bile:
Kimi sanki Musul fethedilmiş gibi hava üstüne hava basıyor.
Kimi “Rehineler işte böyle kurtarılır, ABD bile bu kadarını yapamaz” diye uçuşa geçiyor.
Kimi “Bu MİT var ya bu MİT... Esad’ı bile Şam’dan alır getirir kardeşim” diye gaz üstüne gaz veriyor.
Kimi Mehter marşları eşliğinde destanlar döktürüyor.
Kimi Hakan Fidan’ı en çok öven ben olmalıyım diye kastırdıkça kastırıyor.

*

Bu destancılar şunu unutmasınlar:
Şenlik dağılınca...
Bir acı soru kalacak ortalık yerde:
Rehin alınanlar kimlerin ihmali sonucu rehin alınmıştı?

Bravo Kemal Bey

KEMAL Kılıçdaroğlu’na “bravo” diyorum.

*

Rehine olayının mutlu sonla bittiği bir günde...
“Nasıl oldu bu iş” diye sormadı.
“Siz önce bu insanların rehine olmasındaki sorumluluğunuzun hesabını verin” demedi.
“Siz kurtarmadınız, IŞİD serbest bıraktı” demedi.
“Neyin karşılığında ha neyin karşılığında” demedi.

*

Eleştiriyi, tartışmayı, muhalefeti, karşı çıkışı bir tarafa bıraktı.
Sevince, mutluluğa ortak oldu.
Hükümeti kutladı.
Tüm eleştirilerini, karşı çıkışlarını, muhalefetini “mutluluk günü”nün ertesine bırakarak büyük bir olgunluk gösterdi.

*

Kemal Bey siyaseti
öğreniyor mu ne?

Şemsiye

ÜST düzey bir makama geldikten sonra emrindeki bir görevliye şemsiyesini tutturanlar!
Şöyle uzaktan bakınca...
Çok kaba...
Çok görgüsüz...
Çok benmerkezci...
Çok hava atmacı...
Çok adam kullanıcı...
Çok kibirli...
Çok itici...
Bir görüntü veriyorsunuz.

*

Üst düzey bir makama geldikten sonra şemsiyesini emrindekilere tutturmak yerine kendileri tutanlar!
Şöyle uzaktan bakınca...
Çok mütevazı.
Çok sempatik.
Çok insani...
Çok görgülü...
Çok nazik...
Çok düzgün...
Bir görüntü veriyorsunuz.

*

Ey üst düzey makamlara gelenler!
Seçim sizin.

X