"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Seviye neden düştü

TAYYİP Erdoğan’a itiraz edenlerin büyük çoğunluğu eskiden...

Bir sakallı, iki başörtülü gördüler miydi, “İrtica geliyor irtica” diye ortalığı inletirlerdi.
Dayarlardı sırtlarını askere, “Komutanım kes şunların önünü” derler, sonra da yan gelip yatarlardı.
Arsız ve küstahça haykırırlardı: “Oy alsan da iktidar olamazsın.”
Tek bildikleri slogan “türbana geçit yok” sloganıydı.
Nerede dini bir görüntü var, hemen harekete geçerler ve çullanırlardı.

*

Tayyip Erdoğan işte bunlara karşı mücadele verdi.
Öfkelendi, şahlandı, haykırdı, bağırdı, ortalığı inletti, eleştirdi.

*

Tayyip Erdoğan’ın elinde kendisini her daim haklı ve mazlum pozisyonda tutan öyle “mükemmel bir malzeme” vardı ki...
Gereksiz eleştirilere girişmesine, insanların gaflarıyla alay etmesine, seviye düşürmesine, etnik kimlikleri ya da mezhepleri siyaset meydanına sürmesine falan zerre kadar ihtiyacı yoktu.

*

Fakat gelin görün ki...
O eski “malzeme” artık yok.
Din, diyanet, muhafazakârlık, yaşam tarzı, başörtüsü, inanç üzerinden Ekmeleddin İhsanoğlu’na söylenebilecek tek bir kelime bile yok.
Demokrasi, başörtüsü, inanç özgürlüğü, beyaz Türklük, elitimiz üzerinden Selahattin Demirtaş’a da söylenebilecek tek bir kelime yok.

*

Üstelik “devlet” dediğimiz o kocaman organizma...
Artık Erdoğan’a her daim çelme takmaya çalışanların değil Tayyip Erdoğan’ın avuçlarının içinde.

*

Hal böyle olunca...
Öfkesiyle, şahlanışıyla, haykırışıyla, bağırışıyla, ortalığı inletişiyle meşhur olmuş Tayyip Erdoğan, bu alanda elde ettiği o muazzam şöhretini korumak adına...
Kime öfkelenecek, neden haykıracak, nasıl bağıracak, neyi temel alarak ortalığı inletecek?

*

Tayyip Erdoğan’ın bu son kampanyada işi...
“Ben Sünniyim, sen Alevisin, o da Zaza” noktasına getirmesi bu yüzden.
“Üç dil biliyormuş, profesörmüş...” noktasına getirmesi bu yüzden.
“Ben İstiklal Marşı’nı biliyorum, o bilmiyor” noktasına getirmesi bu yüzden.
“Kahire’de doğdu, bu toprakların evladı değil” noktasına getirmesi bu yüzden.

*

Size bir şey söyleyeyim mi?
Ekmeleddin İhsanoğlu ya da Selahattin Demirtaş, yarın çıkıp da...
“Bu başörtülüler de her yeri sardı” ya da “İmam hatipleri kapatacağız” falan desinler...
Bugünlerde yerlerde sürünen “seviye” var ya “seviye”...
Anında yükselir.


Erdoğan’la başa çıkılmaz

TAYYİP Erdoğan miting meydanında...
“Fethullah Gülen kim ya... İlkokul mezunu biri” diyor.
Kitle dalgalanıyor.
Ve “Yuh” sesleri havalanıyor.

*

Tayyip Erdoğan miting meydanında...
“Ekmel kim ya... Neymiş, profesörmüş, üç dil biliyormuş” diyor.
Aynı kitle yine dalgalanıyor.
Ve yine “Yuh” sesleri havalanıyor.

*

Tayyip Erdoğan gerçekten çok süper bir insan...
Aynı kitleye, aynı anda...
Hem ilkokul mezunu olmayı, hem de profesör olmayı yuhalatabiliyor.

*

Soruyorum:
Böyle biriyle kim baş edebilir?



Suriyeli mültecilere kıymayın Ekmel Bey


SİZİN de çok iyi bildiğiniz gibi Ekmel Bey...
Hiç kimse durup dururken vatanını, toprağını, evini terk etmez.

*

Hiç kimse zevk olsun diye gurbet ellerde önüne gelene avuç açmaz Ekmel Bey.
Hiç kimse Türkiye’nin rahatını kaçırayım diye İstanbul’un kenar mahalle parklarına sığınmaz Ekmel Bey.

*

Lütfen Suriyeli mülteciler üzerinden polemik yapmayınız.

*

“Kanunsuzluk yapıyorlar, bu kabul edilmez, kabahat bunları getirip sokağa bırakanlarda” demişsiniz.
Demeyiniz.
Bu tür genellemeler yapmayınız.
Ülkeleri yakılmış yıkılmış ve buralara sığınmak zorunda kalmış insanlar için böyle yukarıdan ve aşağılayan bir dil kullanmayınız.

*

“Bunlar” demeyiniz mesela.
Zaten ülkemizde yeterince “bunlar” diyen var, ona bir de siz ortak olmayınız.

*

Suriyeli mültecilerin ülkemize kabul edilmesini mesele etmeyiniz.
Mesele edecekseniz...
Misafirini dilenci konumuna düşüren devlet idarecilerini mesele ediniz.



Sizi çok seviyorum Javier ve Penelope

SEVGİLİ Javier Bardem...
Sevgili Penelope Cruz...
“Aman başımıza bir iş gelir, nemize lazım” demeden İsrail’in katliamlarına yiğitçe karşı çıktınız ya...
“Bize bundan sonra buralarda hayatı zindan ederler” demeden delikanlıca Filistin halkının yanında yer aldınız ya...
“Mesleğimizi bile yaptırmazlar” diye endişe etmeden aslanlar gibi Batı’nın riyakârlığını haykırdınız ya...
Aldığınız tüm tepkilere rağmen “Eyvah, başımıza iş açtık galiba” demeden Filistinli mazlumların yanında dimdik durmaya devam ettiniz ya...
Sizi zaten severdim.
Artık çok daha fazla seviyorum.

Salih Akdemir’e rahmet

TEFSİR hocasıydı.
Sıra dışı bir ilahiyat profesörüydü.
20’ye yakın dil bilirdi.
Bildiği diller arasında İbranice, Aramice, Süryanice de vardı.
İsteyene gönüllü olarak İbranice, Aramice öğretirdi.
Bohemdi.
Cömertti.
Doktorasını Paris’te yapmıştı.
Kafa dengiydi.
Tefsir alanında ikna edici görüşleri vardı.
Düşünürdü, entelektüeldi, arifti.
“Yabancılaşma” ve “intihar” gibi konularda bile kafa patlatmıştı.

*

Vefat etmiş.
Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

*

Bu arada...
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler’in, doktora hocası Salih Akdemir’in cenaze töreninde döktüğü gözyaşlarına da bin selam olsun!

X