"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

O katil, o üniversiteye pankartla giremezdi

Gencecik bir araştırma görevlimizin hunharca katledilmesinin ardından atılması gereken en önemli adım şudur:

Üniversitelerimizdeki güvenlik algısını ve anlayışını değiştirmek!

Epey bir süredir üniversitelerimizdeki en önemli duyarlılık alanları şöyle şeyler:

Aman pankartla okula girilmesin!

Aman eylem yapılmasın!

Aman slogan atılmasın!

Aman siyasi içerikli bildiri dağıtılmasın!

O katil, o üniversiteye pankartla giremezdi

Duyarlılık bu alanlarda yoğunlaşınca da...

Belinde silahla okula dalabilen...

Sağa sola sürekli racon kesmeye çalışan...

Cebinde adam kesmek için bıçak taşıyan...

Bir takım kabadayı özentisi içindeki tiplere gün doğmuş oldu!

Bu tipler, gemi o kadar azıya almış durumdalar ki...

Güpegündüz okul içinde cinayet işleyip gencecik bir kadın akademisyeni katledebiliyorlar.

Yetkililerimizden rica ediyorum:

Lütfen üniversitelerdeki şu çarpık güvenlik algısına bir son verin ve artık biraz da şu silahlı/külahlı kabadayı özentisi tiplere bir “dur” deyin!

Deyin de başka canlarımız gitmesin!

OYSA MÜJDAT GEZEN’E MARS’A GİTSE BİLE ULAŞILIR

MÜJDAT Gezen ve Metin Akpınar için yurtdışı çıkış yasağı konmuş, onlar da bu yasağa itiraz etmişlerdi.

İtiraz reddedildi.

Yani yasağa aynen devam...

Müjdat Gezen ve Metin Akpınar yurtdışına çıkamayacak!

 “Gerekçe nedir acaba?” diye merak ettim.

Mahkeme kararından aynen aktarıyorum:

“İstenildiğinde Akpınar ve Gezen’e ulaşılabilmesi için adli kontrol kararının yerinde ve ölçülü olduğu gerekçesiyle yapılan itirazların reddine...”

Sayın Mahkeme!

Gerek Müjdat Gezen, gerek Metin Akpınar, ulaşılması en kolay iki sanatçıdır.

Bırakın yurtdışını, Mars’a bile gitseler, cepten falan bile arasanız “şak” diye açıp cevap verirler.

Tamam, yasak koyun ama gerekçeniz azıcık inandırıcı olsun bari.

O katil, o üniversiteye pankartla giremezdi

KILIÇDAROĞLU’YLA İLGİLİ BİR İYİ, BİR KÖTÜ İDDİA

İYİ İDDİA: İddiaya göre Kılıçdaroğlu demiş ki: “Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı görevinden istifa etmeden aday olması Anayasa’ya aykırı ama biz seçimi bunun üzerinden götürecek değiliz.” Eğer Kılıçdaroğlu gerçekten böyle bir karar aldıysa... Siyasi iletişim açısından çok doğru bir karar bu.

KÖTÜ İDDİA:
İddiaya göre Kılıçdaroğlu demiş ki: “Şişli’de benim İnönü soyadından vazgeçmem mümkün değil...” Eğer Kılıçdaroğlu gerçekten böyle bir şey söylediyse... Sülale imtiyazını ortadan kaldıran Cumhuriyet’e aykırı bir şey söylemiştir. Hiç kimse soyadından dolayı aday yapılmaz, yapılamaz!

SABANCILARIN KONUŞMA ZAMANI

SABANCI ailesinin bazı fertleri, Malta vatandaşı olmuşlar!

Bu haber üzerine neler neler söyleniyor.

“Sermaye kaçıyor” deniyor.

“Önlem alıyorlar” deniyor.

“Vergiden kaçıyorlar” deniyor.

Deniyor da deniyor yani.

Susman gerektiği zamanda konuşmayacak, konuşman gerektiği zamanda da susmayacaksın.

Bence şu anda Sabancıların bu konuyla ilgili dört başı mamur bir açıklama yapmalarının tam zamanı!

PETEKKAYA’NIN KADIN VERSİYONU: DENİZ ÇAKIR!

“İÇKİ içmesini bilmeyenler familyası” diye bir familya var.

Bunlar içiyorlar, sapıtıyorlar, skandal çıkarıyorlar!

Ondan sonra da durumu toparlamak için...

Uğraş babam uğraş!

İşte onlardan biri daha:

Deniz Çakır!

O katil, o üniversiteye pankartla giremezdi

Bu dizi oyuncusu eleman, gittiği bir mekânda kafası kıyakken yan masadaki başörtülü kadınlara bulaşmış.

“Bu kıyafetle burada ne arıyorsunuz?” demeler...

“Suudi Arabistan’a gidin” demeler...

Her türlü çirkinleşmeler falan...

Çok merak ediyorum:

Acaba Deniz Çakır, yaptığı bu çirkinliği, bu ayıbı, bu terbiyesizliği, bu rezaleti örtmek için ne yapacak?

“İçki bütün kötülüklerin anasıdır ve derhal yasaklanmalıdır” diye kocaman bir demeç patlatıp...

Umreye falan mı gidecek?

POŞET İŞİ AK PARTİ’NİN ALEYHİNE OLABİLİR Mİ?

ÇOKBİLMİŞ bir arkadaşım var. Yazılarımı okuyup telefon açar ve başlar “Kazın ayağı öyle değil” diye ukala ukala konuşmaya.
Ve beni ifrit eder.

İşte bu arkadaşım, yine “Kazın ayağı öyle değil” diyerek aradı beni.
Ve şunları söyledi:

Sen bu poşet olayıyla ilgili olarak “25 kuruş nedir ki? Çevre için feda olsun” falan diye yazmışsın ama kazın ayağı hiç de öyle değil.

Gelir seviyesi düşük insanlarımız için bu 25 kuruş, çok ama çok önemli. Bu insanlarımız, köprü zammına falan tepki göstermezler ama bu 25 kuruşa tepki gösterirler.

Çünkü onlar toplu taşıma araçlarını kullanıyorlar. Köprü zamlarından kişisel olarak etkilendiklerini düşünmüyorlar.

Gelir seviyesi düşük bu insanlarımızın siyasi tercih olarak AK Parti’yi daha fazla tercih ettikleri düşünülürse... Seçim öncesi bu olay AK Parti’ye zarar yazar. Meseleye bu açıdan da bakmalıydın.

X