"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ne söylediğinde ne kastediliyor?

-SÖYLENEN: Benim hiçbir makamda gözüm yok.
-KASTEDİLEN: O başbakanlık aslında benim hakkımdı.


*


-SÖYLENEN: Hareketimizin önemli bir ismi olan Sayın Abdullah Gül, bundan sonra bizden hep saygı görecektir.
-KASTEDİLEN: Madem Abdullah Gül’ü bir kenara bıraktık, bari kendisinin biraz gönlünü alalım da ayıp olmasın.


*

-SÖYLENEN: Önderimiz Erdoğan, liderimiz Davutoğlu...
-KASTEDİLEN: Erdoğan’ı öne çıkarırsam Davutoğlu, Davutoğlu’nu öne çıkarırsam Erdoğan... Neyse... En iyisi iki ismi birden zikretmek....


*

-SÖYLENEN: Sayın Ahmet Davutoğlu’na başarılar diliyorum.
-KASTEDİLEN: Dur bakalım... Başarabilecek mi, eline yüzüne mi bulaştıracak... Bekleyip görelim.


*

-SÖYLENEN: Partimizde bir kişi bile farklı düşünmüyor.
-KASTEDİLEN: Ey partimizdeki farklı düşünenler! Susun ve beni mahcup duruma düşürmeyin!


*

-SÖYLENEN: Hiç kimse partimizde fitne çıkaramayacak.
-KASTEDİLEN: Partimiz içinde aykırı bir fikir ileri sürene “fitnecinin oyununa gelmiş alık” muamelesi çekeriz. Ona göre...


Bir mumcu, bir kahveci,bir de dondurmacı


-MUMCU: Mum sevenlerdenseniz, sizi hemen işin içine Adatepe, Kazdağları, rayihalı kokular ve zeytinyağının da girdiği mum dükkânına alalım. Galata Kulesi yakınlarında, Doğan Apartmanı’nın tam karşısında Merve ve Deniz adlı iki genç kadının açtığı “NYKS” adlı mum dükkânında birbirinden güzel mumlar satışta. Kokularını doğadan alan mumlar içinde benim favorilerim sedir ağacı ve böğürtlen kokusu içeren mumlar.


*

-KAHVECİ: 1970’li yılların siyah-beyaz tek kanallı televizyon haberlerinde en sık geçen iki ülkeden biri Nikaragua idi, diğeri El Salvador... İki ülkede de içsavaş vardı ve televizyon, bu iki ülkedeki içsavaştan bitmek tükenmek bilmeyen haberler verirdi. Geçen gün Cihangir’de yeni açılan “KRONOTROP” adlı bir kafede sadece iki ülkeye özel kahvelerden satılıyor. Hangi ülkeler mi? Tabii ki Nikaragua ve El Salvador. Hemen kendime bir Nikaragua kahvesi söyledim ve hem 70’lerin siyah-beyaz hatıralarına, hem de Nikaragua’nın sertlik yanlısı şehir gerillalarına bir selam sarkıttım.


*

-DONDURMACI: Adı: Elena Pallotta... İtalya’nın köylük bölgelerinden... Sıkılmış ülkesinden... İstanbul’a yerleşmiş... Ve İstanbul’da da dondurmacılık yapmaya karar vermiş. Elena Hanım, Galata Kulesi’nin yakınlarında “MUA” adlı dondurmacıda icrayı sanat eyliyor. Sütlü, fıstıklı dondurmalarda pek iddialı değil ama meyveli dondurmalarda hakikaten bir numara. Özellikle kızılcıktan yapılan dondurma gerçekten enfes.


‘Uzun adam’ lafı ayarları bozdu


MESELA bakın:
CHP’nin genel başkanlığı için yola çıkan Muharrem İnce’nin ayarları nasıl da bozulmuş!


*

Ne mi yapmış Muharrem İnce?
Şunları:
-“AKP’nin başında bir uzun adam vardı” demiş.
-Kemal Kılıçdaroğlu’nu kastederek “Bizimki uzunun yanında bir kısa kalıyordu” demiş.
-Ahmet Davutoğlu’na “kısa adam” demiş.
-Kendisine “uzun adam” demiş.
-Sonra da eklemiş: “Benim gibi uzun adamı getirin CHP’nin başına, önce kısayı, sonra da uzunu indireyim”.


*

Siyasette boy bos ölçüsünden slogan türetilir ve o slogan ağızlara sakız yapılırsa...
Olacağı bu olur.


*

Sen dünkü liderinin azıcık boydan uzun olmasını gurur kaynağı yaparsan...
Eloğlu çıkar...
Senin bugünkü liderinin azıcık boydan kısa olmasını işte böyle sarakaya alır.
Daha fenası:
Uzunluklar, kısalıklar bir marifetmiş gibi dillere dolanır.
Hem de hiçbir yüz kızarıklığı yaşanmadan.

Hem ulusalcı, hem solcu olunmaz

OLUNMAZ, çünkü...


*

-Ulusalcı “ulusum da ulusum” der, solcu “insanlık da insanlık” der.


*

-Ulusalcı “ulusal çıkarlar” der, solcu “evrensel insan hakları” der.


*

-Ulusalcı kendi ulusunun yükselmesini ister, solcu azınlık haklarının sağlanmasını talep eder.


*

-Ulusalcı halkları kendi ulusal kimliğinin potasında eritmek ister, solcu “yaşasın halkların kardeşliği” der.


*

-Ulusalcı ulusal çıkarlar adına zorbalığa prim verir, solcu ulusunun çıkarı adına da olsa zorbalığa geçit vermez.


*

-Ulusalcı yerel kalmaya mahkûmdur, solcu evrensele ulaşmak zorundadır.

Haydi çocuklar,zorla imam-hatibe

40 bin öğrenci, seçmedikleri halde imam-hatibe kaydedilecekmiş.


*

İmam-hatiplerin önünün zorla kesilmesine itiraz edenler, şimdi imam-hatiplere zorla öğrenci kaydediyorlar.


*

Zaten bu ülkede savaş hep...
“Zorla önünü kesenler” ile “Zorla kaydedenler” arasında geçiyor.
Bazen biri kazanıyor, bazen diğeri.


*

Acaba bu ülkede ne zaman “özgür tercih” diyenler savaşı kazanacaklar?
O günler gelecek mi?
Ya da biz görecek miyiz?

Çekiyorum gülümseyin

“EKMEL beş dil biliyormuş, tercüman mı seçiyoruz yahu!” deniliyor.
Alayı inletiyor meydanı:
“Yuuuh! Yuuuh!”


*

“Davutoğlu üç dil bilen tam bir devlet adamı” deniliyor.
Alayı yine inletiyor meydanı:
“Bravo! Şak! Şak!”

X