"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

MHP’ye buradan vurulamaz

NEYMİŞ.
MHP seçim kampanyasında...
“Hırsız” demiş, “yolsuz” demiş, “diktatör” demiş, “17-25” demiş, “Reza” demiş, “kaçak saray” demiş...
Demiş de demiş.
Ama şimdi...
Aynı şeyleri söyleyen CHP ve HDP ile zinhar yan yana gelmiyormuş.
Bu olur muymuş?

*

İyi de arkadaşlar!
MHP, seçim kampanyasında sadece “hırsız, yolsuz, diktatör, 17-25, Reza, kaçak saray” demedi ki...
En az bunlar kadar...
Hatta belki bunlardan daha çok...
-“Çözülme süreci” dedi.
-“İhanet” dedi.
-“Serok Ahmet” dedi.
-“İmralı canisi” dedi.
Dedi de dedi.

*

Yani ortada bir oyunbozanlık yok.
Çünkü ortada sizin sandığınız gibi bir oyun yok.

*

MHP’yi eleştirecekseniz yine eleştirin.
Ama eleştirilerinizi gerçeğin, sadece gerçeğin ve bütün gerçeğin üzerine bina edin.



MHP’nin eleştirilecek tek bir tarafı var


EĞER...
-“Biz Baykal’ı istemiyoruz” deseydiler.
-“Baykal’ın iyi bir Meclis başkanı olacağına inanmıyoruz” deseydiler.
-“Baykal’ın Erdoğan’la birlikte bir oyun planladığını düşünüyoruz” deseydiler.
-“Baykal olmaz” deseydiler.
Son turda verdikleri geçersiz oyla ilgili kimsenin bir şey demeye hakkı olmazdı.

*

Ama MHP, bunu demek yerine...
Şunu dedi:
“Baykal iyi biri olabilir, bu bizi ilgilendirmez. Değil mi ki HDP’nin de Baykal’a destek vermesi söz konusu... İşte biz bu nedenle Baykal’a oy vermiyoruz.”

*

Meseleyi böyle anladıkları ve açıkladıkları için...
Kendilerine “Ne yani? HDP sizin adayınıza oy verme kararı alsaydı, adayınızı çekip başka bir adaya mı yönelecektiniz?” diye soruluyor.

*

-HDP ile koalisyon yapmamak... Tamam.
-HDP ile aynı safta yer almamak... Tamam.
-HDP’nin dışarıdan desteklediği bir hükümette yer almamak... Tamam.
Ama “Eğer birine HDP evet diyorsa... O birinin kimliğine, kişiliğine hiç bakmadan ben de hayır derim” olmaz.
Çünkü bunun sonu “HDP’nin ak dediğine kara, kara dediğine ak derim” noktasına kadar varır.

*

MHP’nin sorunu budur ve buradadır.Ve bu sorun, bundan sonra hep karşısına çıkacaktır.

MHP’ye buradan vurulamaz

Madımak

SİVAS katliamında ölenleri anmak için dün yapılan törende çekilen fotoğrafı gördüm.
Genç bir kadın, beyaz bir kartona el yazısıyla yazıp iki eliyle kaldırmış:
“Dünyanın 35 yıldızlı tek oteli: Madımak.”

*

Sivas Katliamı için söylenmiş güzel bir cümle.
Hem dertlenmeye hem de övünmeye yer vermesi bakımından...

Nişantaşı, İstanbul’un en güzel semti mi?


KEMAL Öztürk’ün Yeni Şafak’taki yazısını okurken bir cümlesi dikkatimi çekti.
Takıldım kaldım o cümlede.
Şöyle diyordu Öztürk: “İstanbul’un en güzel semti Nişantaşı.”

*

Gerçekten de öyle mi acaba?
Beton binaların arasına kapanmış, Teşvikiye Camisi’nin bahçesi olmasa açık alandan zerre nasibini almamış olan, bir işe yaramaz şıkıdım mağazaları dışında pek bir numarası olmayan Nişantaşı, aslında İstanbul’un en güzel semti falan değil.
Hatta güzel bir semt bile değildir.
Trafiği derttir, cadde üzerindeki kafelerinde gürültü eksik olmaz, lüzumsuz kalabalıklarla adamı canından bezdirir.

*

Bebek varken... Sultanahmet varken... Moda varken... Üsküdar varken...
Nişantaşı’na “en güzel semt” diyeni kitap çarpar.

*

Kemal Bey kardeşim!
Sen bakma Nişantaşı goygoyu yapanlara.
Janjanlara, alengirli edalara aldırma.
Olay bildiğin gibi değil.
Bu semt, gerçekten de güzel falan değil.

*

Aslında bir kere uğrasan, şöyle bir 15 dakika vakit geçirsen...
“Nişantaşı Nişantaşı dedikleri burası mıymış” dersin.
Gerçekten.


Yeni dostumla tanışın

MHP’ye buradan vurulamaz

-EBU Hureyre, Peygamberimizden en fazla hadis rivayet eden sahabe...

*

-Arapçada “hirra” kedi demektir, “hureyre” ise “kedicik” demektir. Ebu Hureyre... Yani “kedicik babası”.

*

-Ebu Hureyre, bir gün sokakta bir kedi yavrusu bulur. Yavru kediyi alır ve sevmeye başlar. Bu sırada Peygamberimizle karşılaşır ve yavru kediyi cüppesinin içinde gizler. Hz. Peygamber, “Cüppende ne saklıyorsun” deyince... Yavru kediyi gösterir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Sen kedicik babasısın” der. Yani Ebu Hureyre’ye bu ismi Hz. Peygamber verir.

*

-Peygamberimizin de bir kedisi olmuş. Kediye “Müezza” adını vermiş. “Müezza”, çok güzel bir Habeş kedisiymiş. Ağzının içinde üst damağında bir leke varmış. İşte bu yüzden ağzının içinde üst damağında leke bulunan kedilere “Müezza soyundan geliyor” denir.

*

-Hz. Peygamber, kedisini çok severmiş. Namaz kılarken yanına geldiğinde onu itmezmiş. Kedileri “temiz” olarak kabul eden Peygamberimiz, kedinin içtiği suyun artığıyla abdest alırmış.

*

-“Madem bazı farzları yerine getiremiyoruz, bari bir sünneti ihya edelim” diyerek bir arkadaşımızın kedisini sahiplendim. Bir ismi varmış kedinin ama ben ona yeni bir isim verdim. Sert bakışlarından dolayı “Sekter” dedim ona. Dostumuz “Sekter”, şimdilik yeni ismine, yeni kimliğine ve yeni ikametgâhına alışmaya çalışıyor.

*

-Şu kadarını söyleyeyim: Hayata artık çok farklı bakıyorum. Hatta Melih Gökçek’e bile.

X