"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Mesut’a, Koray’a öyle Egemen’e, Zafer’e böyle

YIL: 2002.

Eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Koray Aydın hakkında soruşturma komisyonu kuruldu.
Yayın yasağı getirilmedi.


*


Yıl: 2004.
Eski Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve eski Devlet Bakanı Recep Önal için soruşturma komisyonu kuruldu.
Yayın yasağı getirilmedi.


*


Yıl: 2004.
Eski Enerji Bakanı Cumhur Ersümer hakkında soruşturma komisyonu kuruldu.
Yayın yasağı getirilmedi.


*


Yıl: 2004.
Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ve eski Devlet Bakanı Güneş Taner hakkında soruşturma komisyonu kuruldu.
Yayın yasağı getirilmedi.


*


Yıl: 2004.
Eski Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu hakkında soruşturma komisyonu kuruldu.
Yayın yasağı getirilmedi.


*


Koray Aydın, Hüsamettin Özkan, Recep Önal, Cumhur Ersümer, Mesut Yılmaz, Güneş Taner ve Yaşar Topçu söz konusu olduğunda...
Soruşturmanın gizliliği, masumiyet karinesi, yargısız infaz, haysiyetin çiğnenmesi falan gibi cicili bicili sözlerin hiçbiri akıllarının ucundan bile geçmemişti.


*


Muammer Güler, Egemen Bağış, Erdoğan Bayraktar ve Zafer Çağlayan söz konusu olduğunda ise...
Soruşturmanın gizliliği, masumiyet karinesi, yargısız infaz, haysiyetin çiğnenmesi falan gibi cicili bicili sözler dillerinden düşmüyor.


*


Soruyorum:
Size göre Koray, Hüsamettin, Recep, Cumhur, Mesut, Güneş ve Yaşar hakları çiğnenebilecek insanlarken...
Muammer, Egemen, Erdoğan ve Zafer hakları asla çiğnenmeyecek insanlar mıdır?
Bu mudur yani?



Bu CHP’li belediye Atatürkçü olamaz

YALOVA’da Atatürk’ün yaptırdığı bir “Yürüyen Köşk” vardır.


*


Neden yürüyor bu “Köşk”?
Öyküsü nedir?
Şudur:


*


Atatürk, köşkün pencerelerine zarar vereceği gerekçesiyle bir çınar ağacının dallarının kesileceğini öğrenir.
Ağacın tek bir dalının bile kesilmesini istemeyen Atatürk, köşkün ağaçtan uzaklaştırılmasını ister.
Bunun üzerine köşk temelinin altına raylar döşenir ve bina dört metre kaydırılır.


*


Bir tarafta...
Köşk için çınar ağacının dalını kesmek yerine köşk temelini dört metre kaydırmayı tercih eden Atatürk var.
Diğer tarafta...
Köprülü kavşak yapmak için yüzden fazla ağaca acımasızca kıyan CHP’li Yalova Belediyesi var.


*


Ağaçlara kıyan Yalova Belediyesi’nin başındakiler, her şey olabilirler ama Atatürkçü olamazlar.


Neden ‘Hediyeleşmek sünnettir’ demedi?

EGEMEN Bağış, Reza Zarrab’dan hediye aldığını kabul etmiş ve ardından da eklemiş:
“Hediye bir Türk geleneğidir.”


*


“Hediyeleşmek sünnettir” de diyebilirdi.
Ama demedi.
Sanırım şu iki nedenden dolayı demedi:
-BİR: Konuya dini açıdan yaklaşması, akıllara “Bakara/Makara” tatsızlığını getirebilirdi.
-İKİ: Sünnet olan karşılıklı hediyeleşmektir, oysa örnek olayımızda hediyeleşmek yok, tek taraflı hediye gönderimi var.

Hurma örneği


SARAY olmasa, uçak olmasa, şatafat olmasa...
“Hepimiz açlığını günde birkaç hurma ile bastıran Peygamber’in ümmetiyiz” sözü, çok şık, çok şahane, çok etkileyici kaçacaktı.


*


Fakat işte ne yaparsınız ki...
Saray var, uçak var, şatafat var...
İşte bu nedenle “Hepimiz açlığını günde birkaç hurma ile bastıran Peygamber’in ümmetiyiz” sözü, kekremsi bir tat bıraktı dudaklarda.

Bir kitap bir film bir kafe bir lokanta


-KİTAP: Dan Brown romanlarından hoşlanıyorsanız... Mistik gizemleri seviyorsanız... “Göbeklitepe”yi merak ediyorsanız... Tarihle, dinlerle örülmüş bir maceraya atılmak istiyorsanız... Yonca Eldener’in Altın Kitaplar’dan çıkan “GÖBEKLİTEPE MUHAFIZI” tam size göre...


*


-FİLM: Mısır’da Sisi’nin askeri darbesine nasıl gelindiğini merak ediyorsanız... Mübarek’in nasıl devrildiğini anlamak istiyorsanız... Müslüman Kardeşler’in nasıl seçim kazandıklarını öğrenmek istiyorsanız... Gezi ile Tahrir arasındaki benzerlikleri görmek istiyorsanız... Jehane Noujaim’in ödüllü belgeseli “MEYDAN”ı mutlaka izlemelisiniz.


*


-LOKANTA: Celal Bayar ve Adnan Menderes’in yemek yediği bir lokantayı keşfetmek istiyorsanız... Atatürk’lü anılara dalmak istiyorsanız... Yüzyılı aşkın bir süredir hizmet veren bir mekân görmek istiyorsanız... Audrey Hepburn’den Robert De Niro’ya ünlülerin akın ettikleri bir lokantada bulunmak istiyorsanız... Mısır Çarşısı’nın girişinde tarihi özelliklerini hâlâ koruyan “PANDELİ”ye mutlaka uğramalısınız.


*


-KAFE: Serpme kahvaltı olayından bıktıysanız... Yumurta benim kahvaltımın vazgeçilmezidir diyorsanız... Galata taraflarını seviyorsanız... Mısır Apartmanı’na yakın olmak istiyorsanız... Oraların yükselen yıldızı “AHESTE” adlı kafeye mutlaka uğramalısınız.


Ne yapacağım ben bu CD’leri?

EVİN her tarafı CD’lerle dolu...


*


Oysa işte görüyorsunuz:
Zamanımızda CD’ler de tıpkı “kasetler” gibi anlamsız hale geliverdi.


*


Epeydir düşünüp duruyorum: Ne yapacağım ben bu CD’leri? Eski plak koleksiyonu yapar gibi elimin altında tutacak mıyım? Dağıtacak mıyım? Gözden çıkaracak mıyım?


*


Peki siz ne yapıyorsunuz? Elden mi çıkarıyorsunuz? Çıkarıyorsanız neden? Hiçbir şey olmamış gibi saklamaya devam mı ediyorsunuz? Böyleyse neden? Lütfen yazın bana.

X