"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Lütfen bu adama haddini bildiriniz

BARIŞ Atay adlı bir adam...

Şöyle yazmış Twitter’da:

- Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz.

- O gün geldiğinde affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız!

- Yok öyle “torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz” falan.

- Her şey yeni başlıyor.

- Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz!

Lütfen bu adama haddini bildiriniz

*

Sayın Muharrem İnce!

Sayın Meral Akşener!

Lütfen bu adama haddini bildiriniz!

*

Sakın bana...

“Yahu bu adamın ne kıymeti var ki? Ne diye bu adamın sözlerini önümüze getiriyorsun ki? Bu adamı mı muhatap alacağız ki” falan demeyin.

*

Şunu unutmayın:

Bu adam, bir zihniyeti temsil ediyor!

Bu zamana kadar yakındığımız ne varsa, illallah ettiğimiz ne varsa, “bitsin” dediğimiz ne varsa...

Hepsini sırtlanmış ve karşımıza çıkmış!

Bu adam...

Rövanş peşinde koşanların, kavga isteyenlerin, huzursuzluk ve kargaşa rüyaları görenlerin bir temsilcisi!

Adamın şahıs olarak hiçbir önemi tabii ki yok.

Ama onun şahsında bu ilkel zihniyete haddini bildirmek şart!

*

Sayın Muharrem İnce!

Sayın Meral Akşener!

- Pespaye ve ilkel dürtülerle hareket eden bu tür adamların kafalarına balyoz gibi indirin lütfen “inadına kardeşlik” haykırışını.

- Kavgadan, merhametsizlikten, düşmanının aynısını olmaktan başka bir şey bilmeyen bu tür adamların suratına çakın lütfen “hepimiz kardeşiz” haykırışını.

*

Gürül gürül bağırın lütfen, “Biz rövanş, intikam, kavga için gelmiyoruz... Huzur için geliyoruz huzur için” diye.

*

Kestirip atın lütfen, “Biz sadece yargıyı bizi bile yargılayabilecek denli bağımsız hale getirmekle mükellefiz. Yapacağımız tek şey budur” diye.

 

TEKMENİN ÖZRÜ

Lütfen bu adama haddini bildiriniz

SOMA’da güvenlik kuvvetlerinin arasında yere düşmüş bir madenci yakınına tekme atan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel, özür dileyen ve pişmanlık beyan eden bir mesaj yayınlamış.

*

- Dört yıl sonra olsa da...

- Samimiyeti sorgulansa da...

- Yapılan eylemle dilenen özür arasında bir orantısızlık olsa da...

Özür özürdür.

*

Dilenen bu özür karşısında...

Öfkeden daha da deliye dönmek de neyin nesi!

Özür dilemenin hiçbir kıymetinin olmadığı bir ortam, dünyanın en medeniyetsiz ortamıdır.

Gitmek istediğimiz yer burası mı?

 

SURİYELİLERİ GÖNDERECEK Mİ?

Lütfen bu adama haddini bildiriniz

ÇOK kapsamlı bir toplantıyla başlattı kampanyasını Meral Akşener.

Çok dikkat çekici, çok önemli, çok ilginç noktalar vardı konuşmasında.

Fakat ben daha çok şu sözünün altını çizdim:

“Devlet gibi davranırsanız mülteci dalgası altında kalmazsınız. Mülteciler için kararlı bir politika üretiyoruz ve diyoruz ki herkes kendi vatanında mutludur.”

Ne yani?

Akşener, iktidara geldiğinde Suriyelileri gönderecek mi?

Bunu mu kastediyor?

Tam anlayamadım.

 

ÜÇ İFTAR PLANIM, ÜÇ SAHUR PLANIM

- İFTAR: Ramazanda da iftar yapacağım vazgeçilmez üçlüm:
BİR: Huqqa...

İKİ: Borsa...

ÜÇ: Hacı Abdullah...

*

- SAHUR: Sahurda yapmayı düşündüğüm üç cevelan: BİR: Sultanahmet’te sahur pikniği ya da piknik sahuru... İKİ: Eyüpsultan’da güneşin sofrasında, halkımızın arasında... ÜÇ: Fatih Kadınlar Pazarı’nda büryan sahuru...

 

16 YIL SONRA GÜNAYDIN

MUHARREM İnce, Konya Ereğli’de şöyle demiş:

“AKP demeyeceğim. Örneğin AK Parti diyeceğim. Onları da incitmeyeceğim.”

*

“Şimdi mi aklınız başınıza geldi” sorusunun sadece iktidara değil, bazen muhalefete de sorulması gerekmez mi?

 

YAVUZ BİNGÖL BANA BİR MESAJ GÖNDERDİ

DÜNKÜ yazımda Yavuz Bingöl’ün “tepki almaktan hoşlandığını” yazmıştım.

Bunun üzerine uzunca bir mesaj gönderdi Yavuz Bingöl bana.

Noktasına virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum:

- Tepki almaktan hoşlanmıyorum.

- Ama şöyle bir şey var ki: Siz gazeteciler, bu işin ustasısınız. Uzun bir sohbet ediyorsunuz, içinde her şey var. Editörler ya da kimse o işi yapanlar, işine geleni, dikkat çekecek olanı, reklamı olacak olanı, şu Yavuz’un nasırına bir de ben basayım diyerek... Yani sadece kendilerini düşünerek ve aslında benim üzerimden röportajı yapan kendi reklamını yaparak... Alıyor, manşete taşıyor söylediğinizi.

- Siyaset gündemde... Cumhurbaşkanımız gündemde... Seçim var... Doğal olarak müzikle, albümle ya da özel hayatla ilgili söylediğim bir şeyi tercih etmiyorlar öne koymayı.

- Halbuki öyle yapsalar arada kaynar gider söylediklerim. Yanlış mı düşünüyorum kardeş?

- Reklamın iyisi kötüsü olmaz sözüne inananlardanım. O ayrı konu. Ben işimi iyi yapan bir müzisyenim. Müziğim ya da oynadığım film ya da dizi dikkat çeker.

- Kendimi düşünmek... Benden uzaktır. Başkaları için yaşadım ben bu ömrü. Yakın dostlarım, yakın çevrem bunu gayet iyi bilir.

 

X