"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Kadınlara akıl veren o erkekler var ya

CANI sıkılan erkek siyasetçi ya da vaiz...

Kadınlara akıl veriyor, nasihat ediyor, racon kesiyor.


*


-Kimi “hamile kadın sokakta dolaşmasın” diyor.
-Kimi “kadınlar haber spikerliği yapamaz” diyor.
-Kimi “kadının en iyi kariyeri anneliğidir” diyor.
-Kimi “kadınlar sezaryen yaptırmasın” diyor.
-Kimi “kadınların çalışmasın” diyor.
-Kimi “a türbanlı kadına bakın, nasıl giyinmiş” diyor.
-Kimi “kadın kahkaha atmamalı” diyor.


*


Canı sıkıldıkça kadınlara akıl veren, nasihat eden ve racon kesen bu erkek siyasetçiler ya da vaizler var ya...
İddia ediyorum:
Bunların hiçbiri ama hiçbiri memleketin tüm kadınlarına verdikleri akılların binde birini bile evdeki eşlerine veremezler.
Vermeye kalktıklarında ise...
“Bak şimdi geliyor terlik” falan denilerek püskürtülürler.


Madem kar geliyor, şu filmleri hazır edin


-FARGO: Serinkanlı psikopat, hamile polis, beceriksiz üçkâğıtçı, pinti kayınpeder, yavşak düzenbaz... Ve daha bir dolu enteresan tip... Üstelik hepsi karlı bir ortamda sersem bir entrikanın içinde... Her zaman iyi gider ama karlı havalarda bir başka iyi gider.


*


-İKLİMLER: Ağrı’da yağan kar ile metropole düşen kar arasındaki devasa farka rağmen hararetle tavsiye ederim... Entelektüel çevrelerin aşkını anlatan bu film, olağanüstü resimlerle dopdolu... Üstelik Nuri Bilge Ceylan, “Kış Uykusu”ndaki kadar geveze değil bu filmde...


*


-DOKTOR JİVAGO: Battaniye, iki yüz elli gram kestane, azıcık patlamış mısır ve çayı hazır edin. Üç buçuk saat sürüyor film... Bu üç buçuk saat içinde aristokrasinin yükselişine, devrimin ayak seslerine, devrime, aristokrasinin düşüşüne, aşklara ve muhteşem doğa manzaralarına tanık olacaksınız.


Hoca camide alenen particilik yaparsa

EY cemaat!
Unutmayın ki...
Camiler hocaların babasının malı değildir.
Ve yine unutmayın ki...
Camide particilik yapılmaz.


*


Ey cemaat!
Parti adına dinin eğilip bükülmesine sessiz kalmayın.
Hoca camide alenen particilik yaparsa...
Sessiz kalmayın.
Hiç çekinmeden ayağa kalkın.
Ve itirazınızı yapın.


*


Ey cemaat!
Unutmayın ki Allah susanların değil, hakkı haykıranların yanındadır.


Kadir Abi’den bir rica


AKBİL diye bir icadınız var ki...
Belediyenin en güzel icatlarınızdan biridir.
Şeker gibi renkleri olan, anahtarlıkta gayet iyi duran, şirin, sevimli, maskara bir alet...
İşte bu alet, bu yılbaşı itibariyle tedavülden kaldırıldı.


*


Kadir Abi’den rica ediyorum:
Artık nostaljik bir değeri de olan AKBİL uygulamasını kısıtlı da olsa sürdürmeniz mümkün değil mi?
Bu güzide buluş, bu sevimli alet tamamen yok edilmese...
Hiç değilse nostaljik takılmak isteyen şehir ahalisi için hizmete devam etse...
Olmaz mı?
Olamaz mı?


İlave yeni yıl kararlarım


-Garsona sipariş verecek kadar Farsça öğrenip bir İran seferine çıkacağım.


*


-Eğlence mekânlarında sosyal inceleme yapıp “Dağıtanlara, kasanlara ve sallananlara dair” başlıklı bir makale yazacağım.


*


-Nuri Pakdil’le bir kez de Ankara’da buluşup “Batı Notları” üzerine bol susmalı bir muhabbet çevireceğim.


*


-Ekmek yapmayı öğreneceğim.


*


-Mehmet Şevket Eygi’yi Sultanahmet’teki evinde ziyaret edip “Müslümanlar ve estetik” konulu kışkırtıcı sorular soracağım.


*


-Haftada en az bir kere telefonumu kapatacağım.

Tweet atmadan önce şunları mutlaka yap


-Ani karar verme... En az üç dakika düşün.
-“Acaba gerek var mı şimdi buna” sorusunu kendine sor.
-Yazacağın cümleyi her şeyi eleştirmesiyle ünlü bir arkadaşına mutlaka göster.
-Eğer beşinciyi atıyorsan vazgeç, günde dört tane yeter.


O ittifak devam etseydi

BİR anlığına, sadece bir anlığına...
Hükümet ile Cemaat arasındaki ittifakın aynen devam ettiğini düşünelim.


*


Ne olurdu?
Şunlar olurdu:
-Ağırlaştırılmış müebbetlikler Silivri zindanında yatıyor olurdu.
-Zaman ve Samanyolu uçaklarda ağırlanıyor olurdu.
-Bugün gazetesi Saray’a övgüler düzüyor olurdu.
-Türkçe Olimpiyatları’na akın edilirdi.
-Pensilvanya’ya saygıda kusur edilmezdi.
-Zekeriya Öz ve tayfası “kahraman” olmaya devam ederdi.
-“Bana Ergenekoncu derler” korkusu sürüyor olurdu.
-“Tahşiyeciler” diye bir grubun varlığını kimse bilmezdi.
-“Paralel” kelimesinin p’si bile akla gelmezdi.
-Dokunan yanardı.
-Cemaat “yolsuzluk” konusunda bu denli duyarlılık kazanmazdı.
-Birçok suç Paralel’in değil Gezicilerin üstüne kalırdı.


*


İnsan şöyle bir bakınca...
“İyi ki aralarında savaş çıkmış” diyor.

X