"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

İsmet Paşa’dan çabuk özür dileyin, çabuk ama

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas’ta yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Ne diyorlar? Domates, patlıcan, patates... Ya düşünün be! Bir merminin fiyatı nedir? Düşünün: Benim Mehmet’imin giyinip kuşanıp bu teröristlere karşı verdiği mücadelenin bedeli nedir? Bir düşünün”.

Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan...

Bir tarafa en hayati sorunumuz olan terörle mücadeleyi koyuyor.

Bir tarafa da domatesi, patlıcanı, patatesi koyuyor.

Ve meseleyi bu şekilde değerlendirmemiz gerektiğine işaret ediyor.

İsmet Paşa’dan çabuk özür dileyin, çabuk ama

İyi ama teröre karşı mücadele edilirken domatesten, patlıcandan, patatesten söz etmek yakışık almazsa...

1940’larda Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımının içinde yer almaması için mücadele edilirken...

Ekmeğin karneye bağlanmasından, milletin aç bırakıldığından söz etmek yakışık alır mı?

Eğer “Ne alakası var kardeşim? Tabii ki yakışık alır” diyorsanız...

İsmet Paşa da mezarından çıkıp size aynen şöyle der:

“Ekmeği karneye bağladı diyorsunuz. Milleti aç bıraktı diyorsunuz. Düşünün: İkinci Dünya Savaşı’nın göbeğindeydik. Almanlar sınırlarımızın az ötesine kadar gelmişlerdi. Ben böyle bir ortamda bütün imkânlarımızı, ülkemi savaşa sokmamak için seferber ettim. Milletimin çocukları aç kalsın ama babasız kalmasın diye mücadele verdim. Siz ne ekmeğinden, ne karnesinden söz ediyorsunuz?”

Hiç kusura bakmayın!

Eğer “domates/mermi” benzetmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sonuna kadar hak veriyorsak... Mezarından çıkıp böyle diyen İsmet Paşa’ya da sonuna kadar hak vermek zorundayız.

Üstelik özür üstüne özürler dileyerek...

SAADET PARTİSİ YİNE YANLIŞ SULARDA YÜZÜYOR

SAADET Partisi’nin sinema salonlarında gösterilmek için hazırladığı reklam filmlerine ben de bayılıyorum.

Çok zekice, çok matrak, çok zihin açıcı, çok başarılı...

Ama durun bir dakika!

Saadet Partisi’nin reklam filmlerinin içeriği ve mecrası kimi muhatap alıyor?

Benim gibi entel dantel işlerden fazlasıyla hazzedebilecek tipleri mi?

Yoksa AK Parti’ye alternatif olarak Saadet Partisi’ni görebilecek Sultanbeyli, Bağcılar, Esenler gibi ilçelerin ahalisini mi?

Benim iddiam şu:

O reklam filmlerini izleyip etkilenenler, “Helal olsun Saadet’e... Vallahi kendilerinden hiç beklemezdim... Ne güzel yapmışlar!” falan diyeceklerdir ama oylarını asla Saadet Partisi’ne vermeyeceklerdir.

Entele dantele “helal olsun Saadet’e” dedirtmek kolay...

Zor olan Bağcılar’ı, Esenler’i, Sultanbeyli’yi Saadet’e oy vermeye ikna etmek.

Saadet, tam da bu açıdan zoru değil kolayı seçiyor!

YENİ EDİNDİĞİM BAZI HOBİLERİM

Belediye başkan adaylarına “projeleriniz nelerdir” diye sorup cevabı dinlememek.

Bazı berbat filmleri üst üste üç-beş kez izlemek...

Eski kapı ve sümüklü çocuk fotoğrafları çekmek.

Mutfağa girip Yozgat usulü ıstakozlu makarna yapmak...

Asla çıkılmayacak seyahatleri, en ince detaylarına kadar planlamak.

“Yavaş mı, Özhaseki mi” diye bahse girmek.

Günde üç kez Kahtalı’dan “Tık dedi” türküsünü dinlemek.

Gündüz uykusu uyuyacağım diye öğle saatlerinde yatakta dönüp durmak.

Her 14 Şubat Sevgililer Günü’nde memleketten epey uzağa kaçmak.

Hiç bıkmadan, asla üşenmeden CHP dedikodusu yapmak...

AK PARTİ’YE ÇAĞRI: ATIN BU ADAMI PARTİDEN

MERSİN’de ağzından çıkanı kulağı duymayan AK Parti’nin bir ilçe başkanı, almış eline mikrofonu şöyle diyor:

“Vatan hainlerinin yanında yer almaktansa hırsız bizim hırsızımız. Biz yanında yer alırız”.

AK Parti’nin, derhal şöyle bir açıklama yapması gerekir:
“Milletimizin önünde sadece ‘vatan hainleri’ ile ‘hırsızlar’ diye iki seçenek varmış, başka da bir seçenek yokmuş gibi konuşarak... Partimizin bütün adaylarını ağır bir töhmet altında bıraktığı için bu ilçe başkanını postalıyoruz”.

DEPREM Mİ? BIRRRR!

DEPREMDEN hep çok ürküyordum.

Kartal’da sekiz katlı binanın çökmesinin ardından...

Resmen ve alenen tırsmaya başladım.

İsmet Paşa’dan çabuk özür dileyin, çabuk ama

ÖRNEK ALINACAK BİR ADAM

SON yıllarda en çok işittiğimiz söz şu: Milletçe yüksek katma değerli teknolojik ürünler üretmeliyiz.

Milli hedefimiz bu. Ama bir türlü bu hedefe yaklaşamıyoruz.

Erbakan Malkoç ismi, işte tam da bu noktada devreye giriyor.

Adını Erbakan Hoca’dan alan Erbakan Malkoç, özel araç tasarımı alanında yüksek katma değerli teknolojiyi kullanıyor ve ürettiği ürünlerini 150’yi aşkın ülkeye ihraç ediyor.

Yani milli hedefe ulaşmak açısından örnek alınması gereken bir müteşebbis...

Kişisel başarı hikâyesini aşan bir hikâye var karşımızda.

Şöyle biraz moralim düzelsin diye Avcılar’daki fabrikasına gittim Erbakan Malkoç’un.

Heyecanla gezdirdi, heyecanla anlattı, heyecanla gösterdi yapıp ettiklerini.

“Dizayn VIP” adını verdiği fabrikada üzerinde “Türk Malı” yazan ürünleri tek tek gösterdi.

Dünyanın en önemli otomobil markalarının ürettiği otomobilleri, teknolojiyle ve el işçiliğiyle nasıl çok daha teknolojik hale getirdiğinin örneklerini koydu ortaya.

Biraz moralim düzelsin diye gitmiştim.

Yemin ederim umutla dolarak çıktım fabrikadan.

X