"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

İhvan’ı satan Katar’a niye ‘Ey Katar’ denemedi ki?

MISIR’dan kovulan “İhvan” yöneticileri, Katar’a sığındılar.

Çaresizce.

*

Katar ise kendisine sığınan İhvan yöneticilerini kapı dışarı etti.
Çağdaş Mısır Firavunu’nun zulmünden kaçıp kendilerine sığınan İhvan üyelerine “pılınızı pırtınızı toplayın ve çekin gidin ülkemizden” dedi.
Adice. İnsafsızca.

*

İnsanlığın en kadim geleneklerinden biridir:
-Can havliyle sığınana kol kanat germek.
-Canını kurtarmak için sığınana can pahasına sahip çıkmak.
-Zalimden kaçana, ölüm pahasına kol kanat germek.
Katar işte bu en eski insanlık ilkesini yerle bir etti.
Vicdansızca. Edepsizce.

*

Bu durumda soralım.
-“Biz yeryüzünde ilkeli siyaset yapıyoruz” diye fiyaka satanların...
-Önüne gelene “ey” diyenlerin...
-Racon kesip posta koymaya bayılanların...
Biricik dostları Katar’a bir çift laf bile edememeleri neden ötürüdür?

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hazır oralara kadar gitmişken Katar’daki Emir Hazretleri’ne, “İnsan çaresizce kendine sığınanı kapı dışarı eder mi ya Emir” diye sormaması neden ötürüdür?

*

Hadi “kalleş” demeyi, “vicdansız” demeyi, “insafsız” demeyi, “yavşak” demeyi geçtim...
Bir “eyyy” diye gürlememek neden ötürüdür?
Neden ötürüdür ha neden ötürü?


Kuveyt Elçisi bile gücümüzü sınıyor


KUVEYT’in Büyükelçisi, maganda diplomatlarına kol kanat gererken bile Türkiye’yi tehdit ediyor.
Diyor ki:
“Diplomatlarımı sınır dışı ederseniz yatırımlar sona erer.”

*

Sizi bilmem ama ben, Kuveyt Elçisi’nin bu tehdidine karşı Başbakan Davutoğlu’ndan “Hiç kimse bizim gücümüzü test etmeye kalkmasın” cümlesini işitmeye bile razıydım.

*

Gelgelelim...
Davutoğlu onu bile demedi.


Bir ateistin dahi din kültürü alması gerekir

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu söyledi bu cümleyi.
Doğrudur.
Bir bilgi objesi olarak “din” ve “din kültürü”nün bilinmesi gerekir.

*

Fakat Türkiye’de durum bu mudur?
Okullarda “din ve din kültürü” bilgisi mi verilmektedir, yoksa “din kültürü” adı altında isteyene de, istemeyene de “İslami din eğitimi” mi verilmektedir?
Bütün pratikler şunu gösteriyor ki:
Türkiye’de yapılan “din kültürü bilgisi veriyoruz” adı altında isteyen, istemeyen herkese “İslami din eğitimi” vermekten ibaret.

*

Ben bu konuda AİHM gibi düşünüyorum:
Nasıl isteyene “İslami din eğitimi” vermemek zulümse...
İstemeyene “İslami din eğitimi” vermek de zulümdür.

*

Başbakan Davutoğlu’na düşen görev, işte bu zulme son vermek olmalıdır.


Tribal enfeksiyon

KREDİ derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu düşüreceğine dair söylentiler ortaya çıkınca...
Devletin en tepesinden aşırı tepkiler gelmeye başladı:
-“Sen kimsin ki bana not veriyorsun” demeler...
-“Keseriz ilişkiyi, olur biter” demeler...
-“Verme o notu, istemiyorum kardeşim” demeler...

*

Bu söz konusu kredi derecelendirme kuruluşları, daha dün Türkiye’nin notunu yükselttikçe yükseltiyordu...
Ve şimdi bu kuruluşlara tepki gösterenler, o gün o yüksek notları herkese gösterip “işte büyüyen Türkiye’nin kanıtı” diye caka satıyorlardı.

*

Nasıldı o hep kendine yontan öğrenci tribi?
Galiba şöyle bir şeydi:
-“Pekiyi” alınca ben aldım.
-“Zayıf” alınca öğretmen verdi.


Hüseyin Avni Mutlu’ya dair beş iddiasız tez

-BİR: Son tahlilde iyi bir insandı. Ama son tahlilde... Hatta en son tahlilde...

*

-İKİ: Şairliğe değil de şairaneliğe düşkündü... “Bana bu hatıra defterinden kalbin kadar temiz bir sayfa ayırdığın için...” diye yazan orta mektep masumluğu vardı kalbinin derinliklerinde... Ama en derininde...

*

-ÜÇ: İnisiyatif sahibi olsaydı, karar alma ve aldığı kararları uygulama yetkisine sahip olsaydı... Bambaşka bir Vali olabilir miydi acaba? Bana olabilirdi gibi geliyor... Ama yanılıyor da olabilirim.

*

-DÖRT: Bunca merhametsizliğin ve şefkatsizliğin içinde merhametliymiş ve şefkatliymiş gibi yapma ihtiyacı duyuyordu ya... Bunun bile bir “anlam” ifade ettiği bir süreçten geçtiğimizi keşfetmiş gibiydi... En azından sezgisel olarak...

*

-BEŞ: “Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten” diye mırıldanıyor mudur acaba? Sanırım mırıldanıyordur... Ama içinde bir ukde de kalmıştır mutlaka... Bir ukde... Küçük bir tortu olarak ukde...

X