Fransız kibrini ilelebet susturmanın tek yolu

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, ukala ve kibirli Fransız parlamentere haddini bildirmesi...

Haberin Devamı

Benim de çok hoşuma gitti.

Bana da “helal olsun” dedirtti.

Bende de yetime kaftan giydirilmiş hissi yarattı.

Benim de gururumu okşadı.

Bana da “vallahi süper” dedirtti.

Beni de acayip keyiflendirdi.

Bende de “kapak işte böyle yapılır” duygusu oluşturdu.

Fransız kibrini ilelebet susturmanın tek yolu

Ama şunu unutmayalım:

Fransız kibri ve ukalalığı...

Öyle lafa, söze, kapak yapmaya dayalı bir had bildirmeden anlayacak türden bir kibir ve ukalalık değildir.

*

Fransızların milli gelirinden daha yüksek bir milli gelire ulaşarak...

Fransızların markalarından daha çok marka ortaya çıkararak...

Fransızların hukuk sisteminden daha adil bir hukuk sistemi oluşturarak...

Haberin Devamı

Fransızların yaşam kalitesinden daha yüksek bir yaşam kalitesi tutturarak...

Bildirilecek bir had ise...

Bunları öyle bir sersemletir ki...

Ta tarihin sonuna kadar kendilerine gelemezler.

*

NOT: Bu arada söz konusu Fransız parlamenter, Tunus asıllı imiş... Değişmez yasadır: Sömürgeden devşirilenlerin ukalalıkları ve kibirleri, efendilerinin ukalalıklarını ve kibirlerini her zaman sollamıştır.

KÜRESEL 28 ŞUBAT TARZI BERAT ALBAYRAK HABERİ

“ADINI açıklamayan askeri bir yetkili” diye başlayan haberler, 28 Şubat’ın habercilik anlayışıydı.

Darbecilerle al takke ver külah olan dönemin medyasının diliydi bu.

*

O gün bugündür...

Ne zaman bir haberde “adını açıklamak istemeyen” kalıbını görsem...

Hemen sinirlenirim ve hemen haberin arkasında bir maksat ararım.

*

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Washington’da yaklaşık 400 yatırımcıya yaptığı sunumu haber yapan Reuters, geçtiği haberde...

“Adının açıklanmasını istemeyen bir yatırımcı” kalıbını kullanmasın mı?

Yine sinirlendim.

Ve yine ister istemez bir maksat aradım.

*

Haberde...

Üç yatırımcıdan söz ediliyor.

Üç yatırımcı da adını vermek istemiyor.

Üç yatırımcı da ikna olmuyor.

*

Hadi bu üç yatırımcının neden adlarını vermek istemediklerini...

Hadi bu üç hayali yatırımcı hikâyesinin tamamen palavra olma ihtimalini...

Haberin Devamı

Falan es geçelim.

Peki 400 yatırımcı içinde adını vermek istemeyen üç yatırımcıyla konuşarak böyle bir algı oluşturmaya kalkmayı ne yapacağız?

*

İnsan hiç değilse bu şekilde bodoslama değil de “İkisi böyle dedi ama biri de şöyle dedi” falan diye daha sofistike operasyon çeker.
Değil mi ama?

 

İŞTE BUDUR ABDULLAH GÜL’Ü TÜKETEN ŞEY

ABDULLAH Gül, yerel seçimlerle ilgili tartışmalara yönelik bir açıklama yaptı.

Bunun için...

BİR: Mecra olarak OdaTV’yi seçti.

İKİ: Gazeteci olarak OdaTV’nin başörtülü yazarı Ayşe Baykal’ı seçti.

Size bir şey söyleyeyim mi?

Kesin 40 saat düşünerek bulmuştur bu mükemmel ve kusursuz kıvamı!

*

Söyleyecek sözün varsa, 40 saat mecra ve gazeteci kıvamı bulmak için hesap üstüne hesap yapmaya ne gerek var ki!

Haberin Devamı

Çıkarsın bam bam bam söylersin.

*

İşte bu hesapçı halidir, işte bu bam bam yapamama halidir...

Abdullah Gül’ü tüketen...

MERAK ETME KIRAÇ

ÇOCUKLARA okullarda İngilizce öğretilmesine karşı çıkmış Kıraç.

Vatanseverlik adına!

*

Okullarımızda çocuklara İngilizce öğretilmiyor ki! Sadece öğretiliyormuş gibi yapılıyor.

*

Bir gün gelir de okullarda gerçekten de İngilizce öğretilmeye başlanırsa...

İşte o zaman vatanseverlik adına endişeye gerek olup olmadığını tartışabiliriz.

Şimdilik tartışmaya gerek yok yani.

HEYKELİN TEMİZLENMESİ, DİNOZORUN KUCAKLANMASI

MANSUR Yavaş başkanlığındaki yeni Ankara Belediyesi yönetimi...

Ulus’taki sembolik değeri yüksek olan Atatürk heykelini temizlemiş.

*

Haberin Devamı

AK Parti dönemi Ankara Belediyesi’ni şimdiden özleyenler ise...

Bununla kafa buluyorlar.

“Adamın ilk projesi heykel temizlemekmiş” falan diye...

*

Melih Gökçek’in dinozorlarını sevgiyle kucaklayıp bağırlarına basanların, heykel temizliğiyle kafa bulması...

Ne bileyim, bana biraz tuhaf geldi!

ATANMIŞ/SEÇİLMİŞ

Atamayı kıymete bindirip seçilmeyi küçümseyen...

Atanmışı kutsayıp seçilmişi aşağılayan...

Atamayı yağlayıp yıkayıp seçilmeyi değersizleştiren...

Her türlü yaklaşım, görüş, tutum...

Türkiye’nin cahiliye döneminin ürünüdür ve ayağımızın altındadır.

TEMEL BEY’İN CAMİ ÇIKIŞI ÜÇ AÇIDAN DA HATALIDIR

SAADET Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Çamlıca Tepesi’ne 60 bin kişilik cami yapmanın ne gereği var? Orası nasıl dolacak?” falan dedi ya...

Haberin Devamı

Bu açıklama üç açıdan da hatalıdır:

*

BİR: Yanlış anlaşılıp yorumlanmaya fena halde açık olması nedeniyle iletişim açısından hatalıdır.

*

İKİ: Yapılan her yeni camiyi “israf” kategorisinde gören anlayışa yakın durması nedeniyle taktik açıdan hatalıdır.

*

ÜÇ: Partisinin doğal tabanından uzaklaşmasına yol açacak olması nedeniyle stratejik açıdan hatalıdır.

Yazarın Tüm Yazıları