"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Emine Erdoğan’ın kadına yönelik şiddet konuşması ve Akit’in terbiyesizliği

“KADINA Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” nedeniyle enfes bir konuşma yaptı Emine Erdoğan.

Dedi ki:

“Kadına yönelik şiddeti, sadece fiziksel yönüyle değil, ekonomik ve psikolojik yönleriyle de ele almalıyız”.

*

Dedi ki:

“Kadına yönelik şiddetin eşler arasındaki ya da aile arasındaki ‘mahrem alan’ kavramıyla meşrulaştırılmasının önüne geçmeliyiz”.

*

Dedi ki:

“Mahrem alan şiddetin uygulanmasına zemin olduğu anda, insan hakları ihlali başlamış demektir”.

*

Dedi ki:

“Söz konusu şiddetse orada mahremiyet ortadan kalkar. Söz konusu şiddetse kol kırıldığında yen içinde kalamaz!”.

*

Dedi ki:

“Sıfatları ne olursa olsun insanlar hiçbir şekilde birbirlerinin sahipleri olamazlar. Erkekler kadınları mülk edinemezler. Üstünlük iddia edemezler”.

*

Dedi ki:

“Ahlak, insani bir fazilettir. Cinsiyetten bağımsızdır. Başkasının ahlakından sorumlu olmak, kimsenin görev tanımı değildir”.

*

Dedi ki:

“Tüm bu yanlışlar, biyolojik bir cinsiyet olan erkek olma halini, adeta bir erkeklik ideolojisine çeviriyor”.

*

Dedikleri için üç kelime söyleyeceğim:

BİR: Şahane! İKİ: Harika! ÜÇ: Müthiş!

*

Fakat o da ne!

Akit gazetesinin bir yazarı, bu konuşmadan hiç mi hiç hoşlanmamış.

Ve konuşmayı topa tutmuş.

*

Ama bunu yaparken...

“Konuşma metni” ile Emine Erdoğan’ı ayırmış.

“Günlük yoğunluk içinde muhtemelen Emine Hanım hazırlamamıştır bu konuşmayı” falan diyerek...

*

Bir hanımefendiye, “önüne konan metni hiçbir süzgeçten geçirmeyen, ne dediğine bakmayan, içeriğini bilmeden okuyan biri” muamelesi yapan şu küçümseyici yaklaşıma bakar mısınız?

*

“Kadına yönelik her türlü şiddet” deniyor ya...

Akit yazarının bu yaptığı da kadına yönelik şiddetten başka bir şey değil.

UNUTULMASIN

AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi üyeleri...

Belediye meclisinde muhalefet yaparken Türkiye’de iktidarda olduklarını bir an olsun akıllarından çıkarmasalar iyi olur.

CHP BU SEFER SEYRETMEDİ

ESKİDEN şöyle olurdu:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya liderlerine meydan okuyan sözler söylerdi.

CHP de sadece seyretmekle yetinirdi.

*

Dün ise şöyle oldu:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a haddini bildirdi.

CHP ise bu sefer seyretmedi.

CHP’li Özgür Özel “Macron’un ifadeleri hadsizlik” açıklaması yaptı.

CHP açısından iyi bir gelişme bu... Geç olsa da!

BİR İNSANI EN İYİ NASIL TANIRSINIZ?

Garsonlara davranış biçiminden...

*

Birlikte çıkılan seyahatlerdeki her halinden...

*

Mutlu zamanlardaki değil, zor zamanlardaki tutumundan...

*

Sohbet ederken işi diyalogdan çıkarıp monoloğa vardırmasından...

*

Kriz anlarında yapıp ettiklerinden...

*

Öfkelendiğinde ortaya koyduğu modelden...

Emine Erdoğan’ın kadına yönelik şiddet konuşması ve Akit’in terbiyesizliği

‘SAKALLI BEBEK’İN İLHAM KAYNAĞI AHMET ALTAN’MIŞ

AHMET Altan, bir zamanlar Hürriyet’te köşe yazarıyken “Sakallı Bebek Romanı” başlıklı bir yazı yazmış.

Yazıda İstanbul’da sakalı bir bebeğin doğduğuna dair söylentinin alıp başını gittiğini anlatmış ve halkımızın hayal gücünün nerelere vardığına şaşırdığını söylemiş.

Yazının yazılma tarihi: 31 Temmuz 1987...

*

Bu yazının çıkmasından bir gün sonra...

Tevfik Yener yönetimindeki Tan gazetesi, “Sakallı Bebek Doğdu” başlıklı bir haber yapmış.

*

Tevfik Yener, yıllar sonra bu haberle ilgili olarak şunları söylemiş dönemin Nokta dergisine:

“Sakallı bebek söylentisi bir buçuk aydır gündemdeydi. Ahmet Altan’ın yazısından sonra biz de konuyu haber yapmaya karar verdik”.

*

 “Külliye’ye giden CHP’li” haberi küllenmeye başladı ama “Sakallı Bebek” haberi hâlâ diriliğini koruyor.

Bakalım daha neler çıkacak sakalın ve bebeğin altından!

*

NOT: Ahmet Altan’ın “Sakallı Bebek” yazısından beni haberdar eden Hürriyet’in başarılı polis adliye muhabiri Toygun Atilla’ya bin teşekkür.

HAYATIMIN OLAĞAN AKIŞI

Ses kısılması, öksürük, serum yeme, çorba içme falan...

*

Toplantı yapma, ziyaretçi kabul etme, görüşmeye gitme falan...

*

Televizyonu açma, boş gözlerle ekrana bakma, göz kapanması falan...

*

“Bakarız” demeler, “Hallederiz” demeler, “İyi olacak” demeler falan...

*

Kedim Sekter’le oynamalar, kolumun çizilmesi, Sekter’e kızmalar falan...

*

Günde bir Neşet Ertaş, bir Ruhi Su, bir Mahzuni falan...

*

Her zaman gittiğim mekâna gitmeler, her zaman verdiğim siparişi vermeler falan...

*

Sosyal medyada paylaşım yapmalar, sosyal medyada küfür yemeler falan...

*

Günde 10 bin adım, günde üç nefes terapisi, günde beş zıplama falan...

X