"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

E hani?

E hani...

S-400’ler gelecek... ABD yaptırım düğmesine basacak... Ve öyle bir çakılacaktık ki bir daha toparlanmamız mümkün olamayacaktı...

Nerde hani?

*

E hani...

Faiz asla düşmemeliydi... Faiz düştüğü anda... Dolar öyle bir fırlayacaktı ki... Hepimiz “Yandım Allah” diyerek sağa sola kaçışacaktık...

Nerde hani?

*

E hani?

Doğu Akdeniz’de bize petrol metrol aratmazlardı... Bizim buna asla gücümüz yetmezdi... Çok tehlikeli bir maceraya girişmiştik?

Nerde hani?

*

E hani?

ABD ile Rusya arasında sıkışıp kalacaktık? Öyle yapsak ABD’yi, böyle yapsak Rusya’yı kaybedecektik... Çıkış yoktu...

Nerde hani?

NARGİLECİLİĞE REDDİYE

BİR arkadaşım şöyle dedi:

“Sende tam bir nargileci tipi var”.

*

Oysa birkaç kez denedim nargileyi...

Üstelik tiryaki meşrep bir kişiliğe de sahibim.

Ama buna rağmen nargileye hiç mi hiç ısınamadım.

*

Ne ısınması yahu!

Nargilenin...

Marpucundan da, kokusundan da, aromasından da, elmalısından da, kültüründen de, yaydığı elektromanyetik alandan da, yaygınlaşmasından da, ateşli bürokrasisinden de, ortama aşıladığı Şark’a özgü kayıtsızlıktan da...

Hiç ama hiç hoşlanmadım ve hoşlanmamaya da devam ediyorum.

E hani

4 BABA VE BENDE ÇAĞRIŞTIRDIKLARI

İZZET GÜNAY: Muhafazakâr camiamız, kendisini daha çok Huzur Sokağı’nın Bilal’i olarak bilir ve sever... Benim açımdan ise siyah-beyaz, yıkık dökük ama bozulmamış İstanbul sokaklarının fena halde bitirim ama son tahlilde iyi yürekli delikanlısıdır... Özellikle de Türkan Şoray’la çektiği “Vesikalı Yârim” filmiyle kalmış aklımda... Hep oradaki haliyle... 

YUSUF SEZGİN: Hazreti Yusuf oldu, Veysel Karani oldu... Milli kahramanlık filmleri çekti... Elde silah koşturup durdu... Aşk filmlerinde ikinci adamlık yaptı... Ama ben en çok onun yüzüne kondurduğu ve yüzünden bir lahza olsun ayırmadığı o gülümsemeyle hatırlıyorum... Haksızlığa maruz kalmışların kederli ve anlayışlı gülümsemesi...

EDİZ HUN: Gözleri kör olduğu için içine kapanan zengin delikanlı, bunalımdaki bilim adamı, uçarı pilot falan... Hepsi oldu. Ama hepsinde de içselleştirdiği o muazzam beyefendiliğini asla gizleyip saklayamadı... En uçarı rollerde bile, en olmayacak rollerde bile... “Bu adam özünde çok beyefendi bir adam” dedirtti... Sonradan anladım ki: Gerçekten de öyleymiş.

CÜNEYT ARKIN: Çocuktuk. Sinemadaydık. İzlediğimiz filmde kötü adamların musallat olduğu kadın için içimiz kan ağlıyordu. “Bu kadın kurtarılsın” diye bin bir umutla beklemekteydik. İşte tam o sırada... Atını şaha kaldırarak jet hızıyla Cüneyt Arkın belirirdi sahnede... Ve biz bütün çocuklar ıslıklarla, alkışlarla karşılardık bu büyük kahramanı... Kendisini ne zaman görsem alkışlayasım gelir bu yüzden.

AK PARTİLİLER DE CHP’LİLER GİBİ YAPMALI

HELAL olsun CHP’lilere...

Belediye şirketlerinden birine kendini müdür olarak atayan partilerine mensup belediye başkanına yaptıkları baskıyla geri adım attırmasını bildiler.

*

Şimdi sıra AK Partililerde...

Kendi partilerine mensup belediye başkanları hakkında çıkan “belediye şirketlerinin yönetiminde yer alıp huzur hakkı alıyorlar” türü iddialara karşı...

AK Parti tabanı harekete geçmeli.

GEÇ FARK ETTİM

Açıkhava konserlerine gösterilen olağanüstü ilgiyi görünce... Ebru Gündeş’in popülaritesinin, sandığımdan daha fazla olduğunu geç de olsa fark ettim.

*

Azerbaycanlı popçu Nigar Muharrem’in “Yana Yana” adlı ritmik şarkısının ülkemiz sınırları içinde çok tuttuğunu geç de olsa fark ettim.

*

Aleyna Tilki adlı kızımızın validesinin sesinin, kızı Aleyna Tilki’nin sesinden bile daha iyi olduğunu geç de olsa fark ettim.

KALİ MA!

ESKİ bir hatırayı yâd etmek adına...

Indiana Jones serisinin tüm filmlerini peş peşe izledim.

*

Sonuç:

Gün içinde durup dururken “Kali Ma! Kali Ma!” diye haykırıp duruyorum.

CEMAAT, TARİKAT OLAYINDA ÇÖZEMEDİĞİM BİR SORUN

TAMAM, isteyen istediği cemaate girsin.

Tamam, isteyen istediği tarikatın müridi olsun.

Tamam, isteyen istediğine “şeyhim” desin.

Fakat şöyle bir sorun var:

*

Bu cemaatçinin ya da bu tarikatçının...

Bir devlet kurumunda çalışması halinde...

Cemaatinin ya da tarikatının hiyerarşisini...

Çalıştığı kurumun hiyerarşisinden üstün tutması halinde...

Ne olacak?

*

Bu durumu saptamak nasıl mümkün olacak? Bu durumun devletin işleyişinde yaratabileceği sorunlar nasıl giderilecek? Bu durumdan kaynaklanabilecek olası kadrolaşma nasıl bertaraf edilecek? Bu durumun doğasından kaynaklanan gizlilik meselesi nasıl çözülecek? Özgürlükleri ihlal etmeden bu durumla nasıl mücadele edilecek?

*

Ben işin içinden çıkamadım. Çıkan varsa beri gelsin.

SİZİ BİLMEM AMA

Turistik seyahatlerde... Sürekli gidilen ülke ya da şehir sayısını arttırmak için çabalayıp durmak yerine... Bir görüp de çok sevilen ülkeye ya da şehre dadanmak...

Sizi bilmem ama bana çok daha münasip geliyor.

*

Film izlerken... Sürekli yeni çekilen filmleri izleyip hayal kırıklığıyla dopdolu hale gelmek yerine... Bir kere izleyip de çok sevilmiş olan filmi... Bir kere daha izlemek... Sizi bilmem ama bana çok daha münasip geliyor.

*

Yazın kavurucu sıcağında... Sıcağın daha da arttığı deniz kıyılarına toplu göç etmeye dayalı tatil anlayışı yerine. Dağlara, yaylalara, daha soğuk yerlere gitmek...

Sizi bilmem ama bana çok daha münasip geliyor.

X