"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Cübbeli’ye yedi tavsiye

BİR: Vaazlarında “kadın” yerine “karı” deme... Güzel bir üslupla konuş. Temiz bir dil kullan. Hakaretamiz olma. Nefret ettirme, sevdir.
*
İKİ: “Karılar” denmez, “kadınlar” denir. Hadi “kadınlar” diyemiyorsun, bari “hanımlar” de... “Karılar” dersen, senin hanımlar bile buna çok bozulur ve seni evlere almazlar.
*
ÜÇ: Para kazan, kazancın helalinden olsun ama “yakmayan kefen bezi” saçmalığıyla milleti kazıklamaya çalışma.
*
DÖRT: Vaazlarında kişileri hedef alma. Cami kürsüleri senin kişisel polemik alanın değildir. Vaaz kürsüsünden ona buna laf atma. Onu bunu kâfir ilan etme. Ona buna laf geçirme.
*
BEŞ: Başkalarının günahlarına odaklanmak yerine kendi günahlarına odaklan... Kendi günahlarına dinden cevaz çıkarıp başkalarının günahlarını milletin burnuna sokma.
*
ALTI: Oral seks meselesi açıldığında içine girdiğin coşkulu izah enerjisinin azıcığını da hırsızlık, kul hakkı, erdemsizlik, zalim muktedirler konusunda göster.
*
YEDİ:
Çalışan kadınlara dil uzatma... Gün gelir hastalanırsın ve bir kadın doktorun himmetine muhtaç olursun... Geçenlerde olduğu gibi.


Sakın kaçma Reza

DURUŞMA için hazırlıklarımı yapıyorum.
Belgeleri derliyorum.
Tanıkları belirliyorum.
İran devletinden istenilecekler listesini belirliyorum.
Babek’le ortaklık meselesinin derinliklerine giriyorum.
Bakan Bey’lere dağıtılan dolarlar olayının fezlekelerdeki izlerini sürüyorum.
Pahalı saat olayının tüm ayrıntılarına vakıf oluyorum.
*
Reza!
Sakın mahkemeye verdiğin dilekçeyi çekme.
Sakın benden istediğin 100 bin kaymeden vazgeçme...
Sakın kaçma.
Sakın.
*
Boşuna gitmesin şu yaz günü temmuzda terleyerek yaptığım çalışmalar.

AK Parti için mühim bir münazara konusu


BAZI AK Partililer diyorlar ki:
“Eğer Tayyip Erdoğan meydanlara çıkmasaydı halimiz daha da harap olurdu. Yüzde 35’leri bile görürdük. Ahmet Davutoğlu Hoca, kitleleri coşturamıyordu. Sağlam polemik çıkaramıyordu. Pasif kalıyordu. Sağ olsun “Reis” çıktı meydana da, erimeyi bir parça durdurdu. Yüzde 35’lere düşecek oyumuzu yüzde 40’larda tutmayı sağladı.”
*
Buna karşılık...
Bazı AK Partililer de diyorlar ki:
“Tarafsız konumdaki Cumhurbaşkanı’nın açıkça taraf olması, ahalinin hoşuna gitmedi. Halk, bu tutumu diğer partiler aleyhinde açık bir haksızlık olarak yorumladı. Tayyip Bey meydana çıkmasaydı oyumuz daha fazla olurdu. Hele Kürt kentlerinde bu denli silinip gitmezdik.”
*
“Türkiye’nin kalkınması sanayiyle mi olur, turizmle mi” falan diye münazaralar yapılırdı eskiden mekteplerde.
Hâlâ yapılıyor mu, bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
AK Parti hiç vakit kaybetmeden...
“Erdoğan’ın meydanlara çıkması oyumuzu düşürdü mü, yükseltti mi” konulu bir münazara tertip etmeli.

Cübbeli’ye yedi tavsiye

CHP’li belediyeler bizim neyimiz olur?

BİZİM, yani tarafsız gazetecilerin nesi olur CHP’li belediyeler?
Hemen söyleyeyim:
Hiçbir şeyimiz olmaz.
Söz konusu hırsızlıksa... AK Partili belediye ile CHP’li belediye arasında hiçbir fark yoktur bizim gözümüzde.
Sarıgül ile İnönü arasındaki rezaletleri de yazarız, Kadir Abi’nin muhallebici dükkânını da...
Sarıgül’müş, İnönü’ymüş, İlgezdi’ymiş... Hiç ilgilenmeyiz.
Parsel de bizim konumuzdur, rezidans da...
Sırf iktidarın bazı uygulamalarını eleştiriyoruz diye... Namuslu bir AK Partili belediye başkanını, hırsız bir CHP’li belediye başkanına tercih edecek tıynette değiliz.
Bizim için hırsız, hırsızdır... Hırsıza partisini sormayız.
*
Hırsız kendinden olunca “komplo”, “dış güçler”, “İsrail” diye korumaya kalkan, kendisinden olmayınca atmaca kesilenlere duyurulur.


Hiçbiri demode olmayı hak etmedi, etmiyor


ERDEK: Bir zamanlar Vehbi Koç’un yaz tatillerini geçirdiği yerdi burası... Bir anda, sessiz sedasız demode yapılıverdi. O kadar demode kılındı ki... Bugün neredeyse retro bile olabilir. Haydi çocuklar, Erdek’e!
*
AKÇAY: Gençliğim buranın çay bahçelerinde geçmiştir. Denizi güzeldir, insanları temiz kalplidir, rüzgârı meltemdir... Çeşme neden moda da burası demode... Hâlâ anlayabilmiş değilim.
*
ALTINOLUK:
Erbakan Hoca’nın yazlığına uğramak için çok sık gitmişimdir bu Türkiye’nin oksijeni en bol beldesine... Azıcık uykuyla sabahları dinç kalkılan bu tatil beldesinin demode olmasını hâlâ içime sindirebilmiş değilim.
*
SAPANCA:
Altından ırmaklar akan bahçelerle dolu bu güzelim tatil beldesine bugünlerde burun kıvırıyorlar. Burayı bırakıp da Bodrum’un trafiğine ve gürültüsüne akanları bir türlü anlamıyorum.
*
BOZCAADA: Bir ara ben de bu güzelim adaya burun kıvırıp snopluk yapmıştım. Oysa öyle güzel, öyle candan, öyle sıcakkanlı, öyle misafirperver bir adadır ki... Burnu havada bin Yunan adasına değişmem kendisini.
*
ASSOS: Kime “Hadi Assos’a gidelim” desem... “Ya bırak o demode yeri, işin mi yok” cevabını alıyorum. “La ne etti size bu Assos” diye soruyorum, doğru dürüst bir cevap alamıyorum. Aristo’nun serazat dolaştığı bu yöreyi demode ilan edenleri filozoflar çarpsın.
*
KAPADOKYA: Başka bir memlekette olsa uçaklara doluşup gider, orayı abat ederdik. Fakat bizim memlekette ya... Orta Anadolu’nun göbeğinde ya... İşte o yüzden pas vermiyoruz. Ya da şöyle söyleyeyim: Hak ettiği kadar pas vermiyoruz.
*
AMASRA: İtalyan kasabalarına bin basan bir alımlı güzellik. Hele gece bir tepeden baksanız kendisine... Türkan Şoray aklınıza gelir. Bu güzelim kasabanın bir türlü popüler olamayışı nedendir acaba?

X