"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Clio falan hiç fark etmez, tek tek hesabı verilmeli

EKREM İmamoğlu yönetimi, Yenikapı’da çoğu Clio marka araçlardan oluşan “israf” iddialı bir araç sergisi açtı dün itibariyle...

*

Ne oldu?

- Her iki tarafın da trolleri hemen fazla mesai yapmaya başladı.

- Hariçten gazel okumaya meraklılar atıp tutmaya başladı.

- Kimisi abartmaya, kimisi küçümsemeye başladı.

- Bazıları verisiz, dayanaksız karşılıklı düelloya tutuşmaya başladı.

- Kimi anında saldırı, kimi anında müdafaa pozisyonunu almaya başladı.

*

Kısacası herkes konuşmaya başladı ama konunun asıl muhatapları, yani İmamoğlu’ndan önce belediyeyi yönetenlerden ses seda yok.

*

İsrafın Clio’su, Mercedes’i olmaz. İsraf israftır!

Bu araçlarla ilgili tasarrufları yapan belediyenin eski yöneticileri derhal çıkıp konuşmalıdır.

*

- Ya çıkıp... “Evet, biz israf ettik! Bu araçlar ihtiyaç fazlasıdır. Çok özür dileriz. Suçluyuz, yanlış yaptık. Kır kalemi, kes cezamı” falan demelidirler.

*

- Ya da çıkıp...“Yalan, iftira... İşte bu araçlarla ilgili tek tek hesabımız” başlıklı ikna edici bir açıklama yaparak kendilerini temize çıkarmalıdırlar.

 

İMAMOĞLU GELECEĞİN BEKLENEN LİDERİ OLABİLİR Mİ?

EKREM İmamoğlu...

- Yolunu yine Diyarbakır’a düşürür mü acep?

- HDP önünde feryat eden evlatlarını dağa kaptırmış anaların yanına uğrar mı acep?

- Onlara “Analarım benim... Hepinizi kucaklıyorum... Davanızda haklısınız... Sizin yanınızdayız...” tarzı sözler söyler mi acep?

- Parmağını dağa doğru uzatıp “Verin bu anaların çocuklarını” diye haykırır mı acep?

- HDP’lilere “Kayyımda size destek verdim, siz de hatırım için bu analara destek verin” der mi acep?

Bilmiyorum, bilemiyorum.

*

Ama bildiğim iki şey var:

*

- BİR: “Diyarbakır’da başkanlara destek olayım ki... HDP oylarını cepte tutayım” türü hesapçı yaklaşımlarla geleceğin beklenen lideri olamazsın.

*

- İKİ: Hem kayyım atamalarına itiraz eder hem de evlatlarını dağa kaptırmış analara gürül gürül destek verirsen... O zaman geleceğin beklenen lideri olabilirsin.

 

BATI ANCAK BUNDAN ANLAR: BAK KAPILARI AÇARIZ HA!

ŞUNCA zamandır Batı’ya dönüp “Şu kadar mülteciyi içimize aldık, insanlık yaptık... Sözünüzde durun... Hem bize destek olun hem de yaptığımız insanlığa bir katkı sunun...” dedik, dedik, dedik... Ne oldu?

Zerrece ırgalanmadılar.

*

Artık şu anlaşılmıştır:

Bu güya medeni, bu sözde çağdaş, bu lafta insancıl Batı’yı, bu tür sözler asla harekete geçirmiyor. Bunları harekete geçirecek söz şudur: “Kapıları açarız... Mültecileri sizin ülkelerinize salarız...”.

*

Bunu işittikleri anda...

Masaya oturabilirler, ellerini ceplerine atabilirler, “Aman kurban olayım, şu mültecileri bize bulaştırmayın da ne isterseniz yaparız” tavrı takınırlar, “Yahu bir durun, hemen celallenmeyin, siz bizi yanlış anladınız” diye alttan alırlar.

*

İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın...

“Oldu, oldu... Olmadı kapıları açmak zorunda kalırız. Destek verecekseniz verin. Bir yere kadar bu işe katlandık, katlanıyoruz. Bu yükü sadece biz mi çekeceğiz” açıklaması, tam da Batılıların anlayacağı dilden bir açıklamadır.

*

Önceden hiç sevmiyordum “Bak açarım ha kapıları” türü açıklamaları. “Mülteciler koz olarak kullanılamaz”, “Mülteciler üzerinden tehdit sallanmaz” falan türü ilkesel raconlar kesiyordum.

Ama sözüm ona hümanist Batılıların gitgide daha da artan ahlaksız kayıtsızlıkları, kafamın tasını attırmaya başladı.

Artık “Bunlar ancak bundan anlar kardeşim” noktasına gelmiş bulunmaktayım, sorry!

 

İKİ ANA GÖVDENİN DIŞINDA KALANLARIN HİÇ ŞANSI YOK

YENİ sistem, Türkiye’de iki ana gövdenin oluşmasına yol açtı:

- BİR: Başını AK Parti’nin çektiği gövde...

- İKİ: Başını CHP’nin çektiği gövde...

*

Türkiye’de seçmen öyle bir kutuplaşmış durumda ki...

Gövdenin dışında kalanlara, çok sevseler bile mümkün değil oy vermez!

*

İşte tam da bu nedenle...

Nasıl gövdeden kopan DSP’nin falan hiçbir şansı olmadıysa, olamadıysa...

Ahmet Davutoğlu’nun da Ali Babacan’ın da şansı olmaz, olamaz.

 

ABDEST, NAMAZ, ZİNA

MÜGE Anlı’nın programları, “derin Anadolu” hakkında fikirler vermeye devam ediyor.

*

Mesela şöyle bir şey:

Adam başkasıyla evli... Kadın başkasıyla evli... Evli adam, sabah namaza kalktığını, abdest aldığını, evli kadını aradığını, ormanlık bir alanda birlikte olduklarını...

Milyonların gözünün içine bakarak dünyanın en olağan, en normal, en sıradan, en basit olayıymış gibi anlatıyor.

*

Görüntüleri izledikten sonra aklıma çocukluğumda çokça maruz kaldığım şu şarkı geldi:

“Sen ne güzel bulursun/Gezsen Anadolu’yu/Dertlerden kurtulursun/Gezsen Anadolu’yu...”

 

İMRENDİĞİM TİPLER

-“4 saat uyku bana yetiyor abi, zımba gibi kalkıyorum” diyen tipler.

- “Attım mı çantaya iki tişört, bir kot... Hemen yolculuğa çıkarım” diyen tipler.

- Sabahın altısında kalkıp sporunu yapan tipler.

- Girdiği her ortamda anında kaynaşıveren tipler.

- “Kafayı yastığa koyduğum anda uyuyorum” diyen tipler.

X