"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

CHP: Yine savruk, yine plansız, yine hesapsız

CUMHURBAŞKANLIĞI Yemin Metni’ne bakalım.

Ne var metinde?
Şunlar var:
- Anayasa’ya bağlı kalınacağına dair şeref üzerine yemin etme var.
- Hukukun üstünlüğüne bağlı kalınacağına dair namus üzerine yemin etme var.
- Atatürk İlke ve İnkılapları’na bağlı kalınacağına dair şeref üzerine yemin etme var.
- Demokrasiye bağlı kalınacağına dair namus üzerine yemin etme var.
- Tarafsız kalınacağına şeref üzerine yemin etme var.
- Hatta ve hatta laik Cumhuriyet ilkesinden ayrılma olmayacağına dair namus üzerine yemin etme var.
Kısacası bu “Yemin Metni”...
CHP’nin...
Acayip seveceği, bayılacağı, sürekli elinin altında tutacağı, hep öne çıkaracağı, daima referans alacağı, bundan sonraki her tartışmada sürekli hatırlatacağı, temel alacağı türden bir metin.
O kadar “CHP’li bir metin” ki...
Bugünün CHP’lileri otursalar, böyle bir metni kaleme almayı beceremezler.

*

CHP’liler, işte böyle bir metnin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından okunmasını dinlemeyip Meclis’ten kaçtılar. Şeref ve namus adına verilen söze tanıklık bile edemediler.

*

“Yuh” diyorum, basiretsizlik olur da bu kadar olur.

Davutoğlu neden seçildi

AHMET Davutoğlu emanetçi olmaz, olamaz.
İstese de olmaz, olamaz.
İddialı kişiliği, hayata bakışı, dünyayı algılayış tarzı, kendisine biçtiği misyon buna izin vermez.

*

O zaman soruyu soralım:
Tayyip Erdoğan emanetçiliğe daha yatkın bir kişilik yerine neden Ahmet Davutoğlu’nu seçti?

*

Bunun üç nedeni var:

*

- BİR: Ahmet Davutoğlu, en az Abdullah Gül kadar iddialı bir isim... Tayyip Erdoğan, Davutoğlu’nu seçerek partisine “Abdullah Gül’den umudu kesin, sizin başınıza en az Abdullah Gül kadar iddialı bir ismi getirdim” mesajını verdi.

*

- İKİ: Erdoğan, aslında emanetçiliğe daha yatkın bir kişiliği seçmek isterdi. Ancak 2015’te seçim var. Bir emanetçi ile AK Parti’nin seçimde büyük başarı kazanması zor. Erdoğan, AK Parti’nin Davutoğlu ile seçimde başarı kazanabileceğini gördü.

*

- ÜÇ: Suriye, Mısır, paralel yapı, Filistin, Gezi, ekonomi... Erdoğan, Ahmet Davutoğlu’yla bu alanlarda tam bir fikir birliği içinde... Bu fikir birliği de Davutoğlu’nun seçilmesinde en önemli etken.

Erdoğan ile Davutoğlu arasındaki temel fark

TAYYİP Erdoğan halk tipi bir politikacı...
Halk gibi konuşuyor, halk gibi tepki veriyor, halk gibi düşünüyor, halk gibi mantık yürütüyor.

*

Ahmet Davutoğlu entelektüel bir politikacı...
Analiz ediyor, herkesin bilmediği kavramları kullanıyor, maddelere ayırıyor, “epistemoloji” diyor, “içselleştirici kültür” diyor.

*

Kısacası...
- Gitti “beş dil biliyormuş, beş dil biliyorsun da ne oluyor, ben o işi tercümanlarla hallediyorum” şeklindeki hafif yaklaşım.
- Geldi içinden “epistemoloji, içselleştirici ve bütünleştirici kültür, varoluşsal” gibi sözlerin geçtiği sözlük karıştırıcı ağır yaklaşım.

*

Galiba Erdoğan ile Davutoğlu arasındaki en bariz, en görünür, en dikkat çekici ve en temel fark, “entelektüel düzey” farkı olacak

Bekaroğlu sağcı mı

CHP, Refah, Fazilet ve Saadet çizgisinin önemli ismi Mehmet Bekaroğlu’na teklif götürmüş.
“Partimize katıl” demiş. Bu durum...
CHP’nin “sağa ve muhafazakârlığa açılması” olarak yorumlanıyor.

*

Buradan haber veriyorum:
- Mehmet Bekaroğlu sağcı değildir.
- Muhafazakâr da değildir.
- Bekaroğlu dindar bir siyasetçidir.
- Daha doğrusu: Vicdanlı, dindar bir siyasetçidir.

*

Ve eğer ille de sağ ya da sol kavramlarıyla yaklaşılacaksa...
Mehmet Bekaroğlu sola, sağdan daha yakındır.
Dün de böyledir, bugün de böyledir.

Sakala özgürlük

KAMUDA sakal özgür olmalıdır.

*

İsteyen keçisakalı...
İsteyen kirli sakal...
İsteyen Marks sakalı...
İsteyen Müslüman sakalı...
Bırakabilmelidir.

*

Bakanlarımız nasıl sakal bırakabiliyorlarsa...
Milletvekillerimiz nasıl sakal bırakabiliyorlarsa...
Öğretim üyelerimiz nasıl sakal bırakabiliyorlarsa...
Memurlarımız da sakal bırakabilmelidir.

Sağcılar İsrail’e solcular Filistin’e

HEY!
Memleketimin sağcıları!
İşittiniz mi?
Amerika’nın iki ünlü sağcısı, İsrail’in yanında vaziyet aldı.
Bu sağcılardan biri “Rambo” namlı Sylvester Stallone, diğeri ise “Terminatör” lakaplı Arnold Schwarzenegger.

*

Buna mukabil Amerika’nın ne kadar solcu, çapulcu sanatçısı varsa...
Hepsinin kalbi Filistin için çarpıyor.

*

Ey memleketimin sağcıları!
Şu CHP’yi, ulusalcıları falan iki dakikalığına unutup...
Bu örnek olaydan yola çıkarak sağcılığın ve solculuğun evrensel anlamları üzerinde dursanız diyorum.

Şehir ismi saymak kolay

YENİ Türkiye’de şöyle bir gelenek oluştu:
Mikrofonu eline geçiren başlıyor Müslüman şehirlerinin isimlerini saymaya...
- Ey Kahire!
- Ey Şam!
- Ey Bağdat!
- Ey Kudüs!
- Ey Saraybosna!
- Ey Mekke!
Şehir isimleri sayılıyor.
Ardından da ekleniyor:
“Buralara sahip çıkmak kendimize sahip çıkmaktır.”

*

Fakat gelin görün ki...
Diğer şehirler bir yana...
Sadece Şam’a bile sahip çıkılamıyor.
Şam’dan ülkemize gelenler...
Memleketimizin şehirlerinde lince uğruyorlar, el açıp dileniyorlar, fuhuşa zorlanıyorlar, sokaklarda yatıyorlar...
Kısacası sadece bir şehirden gelenler bile aç, susuz ve perişan!

*

Şehir ismi sayarak nutuklar atmak kolay...
Zor olan o nutukların gereğini yapabilmek.

X