"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Canı rüküş olmak istiyorsa bırak olsun

Başörtülü bir kadın... Yeni bebeği olmuş. Adını “Berra” koyduğu bebeği için bir mevlit töreni yapmış.

Sosyal medyada dolanıp duruyor törenden görüntüler.

*

Törene şöyle bir baktım:

Muhafazakâr değerler ile rüküş mü rüküş bir gösterişçiliğin birleşmesinden oluşmuş tuhaf bir sentez vardı görüntülerde.

Padişah kızı edasından bir tutam alınmış. Üzerine bir tutam Batılı rüzgârlar serpiştirilmiş. Biraz dua katılmış araya... Başörtünün üzerine İngiltere kraliyet ailesinden bir kadının şapkasına gönderme yapan bir şapkacık kondurulmuş.

Ve en sonunda da ortaya epey “kitsch” bir şey çıkmış.

Canı rüküş olmak istiyorsa bırak olsun

Bebeğin annesi durumdan memnun... Törene katılanlar durumdan memnun... Hatta ve hatta minnacık Berra bile durumdan memnun...

*

Peki memnun olmayan kim?

Kim olacak?

Konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayanlar.

*

Laf sokuyorlar, aşağılıyorlar, küçümsüyorlar, sanki yeni anne olan bütün muhafazakâr kadınlar benzer törenler yapıyormuş gibi genelleme yapıyorlar, rüküşlük ile muhafazakâr olmayı aynı potada eritiyorlar falan.

*

Dört şey söyleyip konuyu kapatacağım:

*

BİR: Vaktiyle arabesk müzik dinlemeye, lahmacunun yanında viski içmeye yönelik olarak sergilenen hoyratlıkların tümü, şimdi de bu tür rüküşlüklere karşı sergileniyor. Yani bu hoyratlık, babadan anneden kalma bir miras...

*

İKİ: Muhafazakâr olmak ile gösterişçi bir rüküşlük içinde olmak arasında tutarlılık yokmuş! İyi de insanlar hayatlarında hep tutarlılık sergilemek zorundalar mı? Hem muhafazakâr olup hem de tutarsız olmak yasak mı?

*

ÜÇ: Törene bakıp da “Aman da ne rüküş bir olay” diyen yığınla muhafazakâr var. Ama söz konusu muhafazakârlar olduğunda kolayca genelleme yapmaya yatkın olan tipler, rüküşlük muhafazakâr kesimin nişanesiymiş gibi bir tavır koyuyorlar. Ve çok ayıp ediyorlar.

*

DÖRT: Ayrıca bu bir tercih meselesi değil midir? Hanımefendinin canı rüküş olmak istemiş olamaz mı? Gösterişçi rüküşlükten kendine bir mutluluk çıkarıyor olamaz mı? Bana ne? Sana ne? Ona ne?

MUTLU MU OLMAK İSTİYORSUN

Bir ortamı terk ettiğinde... “Acaba şimdi arkamdan ne diyorlardır, şimdi nasıl da benim dedikodumu yapıyorlardır” falan deme... Göm toprağa şu kahrolası kuşkuyu... Göm, göm, göm.

*

En sıkıcı, en bunaltıcı, en angarya bir işi yaparken bile... Bir festival havası yaratamıyorsan bile minik bir eğlence çıkar... Ne bileyim, mesela ıslıkla “Erik Dalı”nı çal...

*

Seninle ilgili kurulabilecek tüm olumsuz cümleleri, önce sen söyle... Mesela “Çaptan düştüm” de... Mesela “Kavrayışım kıttır benim” de... Mesela “Tipten kaybediyorum” de... Sana söylenecek olumsuz tek bir cümlenin bile kalmadığını göreceksin.

*

Arada sırada... Bir Kemal Sunal filminden sahneler izle... Bir Levent Kırca skecini anımsa... Bir Cem Yılmaz esprisini çal... Bir Gazanfer Özcan mimiğini aklına getir... Bir Nejat Uygur edası takın... Mutluluk garantilidir ha!

AHMET KAYA TÜRKİYE’DİR

İSLAMCILAR sever Ahmet Kaya’yı. Şüphemiz yok. Milliyetçiler de gizli sever. Kuşkusuz. Son dönemlerde sosyete de sevmeye başladı. Gözlemliyoruz. Apolitiklerde bile var bir Ahmet Kaya sevdası. Görüyoruz. Çatal kaşık fırlatanlar ise resmen fanı oldular. İbret alıyoruz.

*

En son Ekrem İmamoğlu’nun başkanı olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de gayet içtenlikle anmasıyla Ahmet Kaya, CHP’lilerin de sanatçısı oldu.

*

Sanırım artık hep birlikte çok daha gür bir seda ile haykırabiliriz:

Ahmet Kaya Türkiye’dir!

KEMAL ÖZTÜRK’ÜN İFŞASI

AA’nın eski genel müdürü, Bülent Arınç’ın eski danışmanı, Başbakanlık eski danışmanı, Yeni Şafak’ın eski yazarı olan Kemal Öztürk, şu sıralar alternatif medya alanında kendisine alan açmaya çalışıyor.

İyi işler de yapıyor.

*

İşte bu Kemal Öztürk, önemli makamları işgal ettiği zamanlarla ilgili bir ifşada bulunmuş.

Başbakan’ın danışmanıyken hiç istemediği halde gazete manşetlerinin kendisine gönderilip...

“Uygun mudur?” diye sorulduğunu söylemiş.

*

Kimmiş bu “Uygun mudur” diyerek gazetelerinin manşetlerini kendisine gönderenler?

İsim vermiyor Kemal Öztürk.

Daha da önemlisi... “Uygun mudur” diye manşet gönderen gazete yöneticilerine ne cevap verdiğini de söylemiyor.

*

Yani karşımızda iki eksikli bir ifşa var.

 Eksiksiz bir ifşa cesarettir.

 İki eksikli ifşa ise çöptür!

DOĞU PERİNÇEK İKTİDAR YANLISI MI?

DOĞU Perinçek’in iyiden iyiye iktidar yanlısı olduğu, iktidarı kayıtsız şartsız desteklediği, iktidarın yörüngesine girdiği...

Şeklinde bir anlayış iyiden iyiye yerleşmiş durumda.

Dikkat! Dikkat! Bu bir yanılsamadır.

*

Doğu Perinçek’in durduğu bir yer var.

O yer tam da şurasıdır:

*

 “ABD, Türkiye’ye karşı savaş açmış durumda... Türkiye, böyle bir savaşın içinde... Bu savaşta Türkiye’nin yeri Rusya, Çin, İran, Esad cephesi olmalı...”

*

Perinçek, iktidara destek veriyor görüntüsüyle... İktidarı işte böyle bir cephenin bir parçası haline getirmek istiyor. Çabası, gayreti, desteği falan... Hepsi bunun için.

İktidar ise... İzlediği politikalarla Doğu Perinçek’in çizdiği bu dar çerçevenin içine hapsolmamak gayretinde...

*

Aradaki bu iflah olmaz çelişki, günü geldiğinde kabak gibi ortaya çıktığında... Kimse şaşırmasın yani.

PAGAN AYİNLERİ İLE RİSALE-İ NUR ARASINDA EĞİTİM

MİLLİ Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a seslenmek istiyorum.

*

Sayın Bakan...

Okullarımızdan gelen iki görüntü var önümde...

 BİRİNCİ GÖRÜNTÜ: Atatürk’e saygı adı altında pagan ayinlerini andıran görüntüler... Atatürk’ün ilkeleriyle tamamen ters bir kutsiyet katarak anma çabası yani...

 İKİNCİ GÖRÜNTÜ: Sınıflardan birinde minicik çocuklara Said Nursi’nin Risale-i Nur adlı kitapları okunuyor. Ki bu kitaplar, yetişkinler açısından bile bir hayli karmaşıktır.

*

Sayın Bakan...

Bu ikisinin arasında bir yer yok mu?

Atatürk’ü Atatürk’e yakışır şekilde anmak ve iman meselelerini müfredata uygun bir biçimde işlemek...

Mümkün değil mi?

İfrat ile tefrit arasındaki bu salınım, çocuklarımızı perişan etmez mi?

X