"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bu doğrular Kemal Bey'in yanlışının üstünü örtemez

DOĞRUDUR.

Kadın Bakan, çocuklardan ziyade Ensar Vakfı’nın üzerine titrediği algısına yol açacak bir tutum almıştır.

DOĞRUDUR.
“Ensar Vakfı üzerinden genelleme yapılamaz” demekle yetinilmemiş, Ensar Vakfı’na kol kanat gerilmiştir.

DOĞRUDUR.
AK Parti camiası, Karaman’da meydana gelen korkunç olayla ilgili olarak bir infial havasına girmemiş, meseleyi kapatmaya çalışmıştır.

DOĞRUDUR.
Devletin yetkilileri, Karaman’da tecavüze uğrayan çocukları değil de Ensar Vakfı’nın itibarını daha fazla dikkate almıştır.

DOĞRUDUR.
Kemal Kılıçdaroğlu’na gösterilen tepkinin binde biri bile, Karaman’daki korkunç sapıklık karşısında ortaya konmamıştır.

DOĞRUDUR.
Hiçbir AK Partili yetkili... “Bu vakıflar denetleniyor mu”, “Bu yaştaki çocukların ne işi var bu özel evlerde”, “Bu sapığın sistematik çocuk tecavüzüne nasıl zemin hazırlandı”, “Vali, Milli Eğitim Müdürü ne iş yapar” dememiştir.

DOĞRUDUR.
Mesele kadınlar olduğunda... Bazı AK Partililerin edep ve adap konusunda aşırı titiz olmadıklarının sayısız örnekleri mevcuttur.

DOĞRUDUR.
Böyle bir sapıklık, kazara başka bir vakıfta meydana gelseydi... AK Partililer, o vakfı şimdiye çoktan parça parça etmişti.

DOĞRUDUR.
“Senin önüne yatarım” cümlesini, ilk kez AK Partili Bakan Muammer Güler söylemiş ve AK Partililer “Bu nasıl söz Muammer Bey” dememiştir.

DOĞRUDUR.
Kemal Kılıçdaroğlu, “önüne yatmak” tabirini kullanırken... Muammer Güler’in o sözüne gönderme yapmıştır.

DOĞRUDUR.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu edepsizlikle itham edenler, Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken edebe riayet etmemişlerdir.

DOĞRUDUR.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sözünün üstüne abananlar, yakaladıkları bir fırsatı sonuna kadar değerlendirmektedirler.

Ama durun bir dakika!

Biz şimdi bütün bu doğruları...

Bir düşüncesizliği örtmek için mi kullanacağız?
Bir özensizliğe kılıf mı yapacağız?
Bir sorumsuzluğa ses etmemenin mazereti haline mi getireceğiz?

Olmaz kardeşim olmaz!

Hangi manaya gelirse gelsin, hangi söze gönderme yapmak maksadıyla kullanılırsa kullansın, hangi amaçla söylenirse söylensin...

Sorumlu, özenli, düşünceli bir siyasetçi...

Bir kadın siyasetçi için “ÖNÜNE YATMAK” tabirini kullanmaz, kullanamaz.

Hatta ve hatta...

Yeterince sorumlu, yeterince özenli, yeterince düşünceli olmayan ama azıcık siyaset bilen herhangi bir siyasetçi bile böyle bir söz söylemez.

Çünkü bu sözün istismar edileceğini bilmek için, siyasetten azıcık da olsa çakmak yeter de artar bile.

Kemal Bey’in sorunu işte budur.

Maalesef kendisi...

Hem pek özensiz ve düşüncesiz...
Hem de siyasetten pek çakmıyor.


ÖZENSİZLİK ŞUNLARA YOL AÇTI


BİZ bugün “Hey Bakan Hanım! Bırak şu Ensar’ı falan da korkunç bir zulme maruz kalan çocuklarımızın üzerine titre” diyemiyorsak...

Biz bugün “Çocukların ne işi var o yasadışı evlerde? Nerede bu devlet” falan diye soramıyorsak...

Biz bugün gensorudan kurtulan Bakan Hanım’ın önünde tebrik kuyruğuna giren AK Partili milletvekillerinden söz edemiyorsak...

Biz bugün “cinsi sapık” sözünden daha çok “siyasi sapık” sözünü gündemin başköşesine oturtuyorsak...

Bunun tek müsebbibi...

Kemal Bey’in özensizliği, düşüncesizliği ve siyaset bilmezliğidir.


BAKIN BU TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK DRAMIDIR


KEMAL Kılıçdaroğlu’nun söylediği sözü, Tayyip Erdoğan söyleseydi...

Tablo şöyle şekillenecekti:

Erdoğan yanlılarından “ne var bunda ya” savunması gelecekti.
Erdoğan karşıtlarından ise “siyasi sapık” benzeri bir saldırı gelecekti.

Söylenene değil de söyleyene göre değişen tepkiler.

Neyin söylendiğine değil de kimin söylediğine odaklanan bir yaklaşım.

Herkes çekilmiş kendi cephesine...

Bir tür aşiret savunması yapıyor.

Tecavüz, ilke, edep, adap, nezaket, üslup, terbiye, düşüncelilik, muhatabının onuru falan...

Aslında kimsenin umurunda bile değil.

Herkes gol peşinde...

Türkiye’nin en büyük dramı işte budur.


GALİP ENSARİOĞLU ŞECAAT ARZ EDERKEN 


“YASAMA bizde... Yürütme bizde... Yargı bizde...” demişti AK Partili Galip Ensarioğlu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da “dili sürçmüştür” falan diye durumu toparlamaya çalışmıştı.

Ama Galip Bey, “Hayır, dilim sürçmedi... İstediğimiz zaman çıkardığımız kanunlar ve anayasa değişiklikleriyle yargının alanını sınırlayabiliyor, yapısıyla oynayabiliyoruz. Bunu demek istemiştim” dedi.

Sanki yargının alanını istedikleri gibi sınırlamak, yargının yapısıyla istedikleri gibi oynamak çok daha az bir gafmış gibi söylüyor bunu Galip Bey.

“Merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” diye çok eski bir deyiş vardır.

Merak edenler bugünün diline çevirisini bulup okusunlar bir zahmet.

X