"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bizde tek adam geleneği yoktur

İlhan Kesici'den tek adamlık çıkışı.

BİZİM devlet geleneğimizde tek adamlık uygulaması var mıdır?

İLHAN KESİCİ: Yoktur. Batılı demokrasiler bu işi, sistem ve kurumlar ile dengelemiştir. Elbette doğrusu da böyledir. Bizde ise daha ziyade en az “iki adam”lı yapıyla, hatta genellikle bir de “üçüncü adam”lı yapıyla durum dengelenir. Tabii bu durum, bizim sistem ve “kurumlardan” çok “adamlara” önem veriyor olmamız gibi bir durumu da gösterir. Ama durum budur.

*

Bizim tarihimize baktığımızda... Padişahlık var, tek adamlıklar var, lider sultaları var. Nasıl olur da “Bizde tek adamlık yoktur ve olmamıştır” diyorsunuz?

İLHAN KESİCİ:
Tarihimize şöyle bir bakarsak ve örnekler üzerinden gidersek... Padişahlık döneminde bile mutlak gücün padişahta olmadığını görürüz. Dengeleyici unsurlar vardır. Cumhuriyet döneminde de böyledir.

*

AK Parti döneminde durum nasıldır?

İLHAN KESİCİ:
AK Parti’nin ilk çıkışında “dörtlü bir yapı” vardı. Ancak bu yapı, zaman içinde bozuldu. Şu anda öyle görünüyor ki... Sayın Cumhurbaşkanımız denge falan istemiyor. Zaten AK Parti içinde denge oluşturan isimlerin tümü artık tamamen pasif konumda.

*

Böylece bizim geleneğimizde olmayan yeni bir durum mu ortaya çıkmış oldu?

İLHAN KESİCİ:
Bugün bir tek Erdoğan var. Bu bizim devlet geleneğimize uymaz. Bu yürümez. Gelenekte yok, gelecekte de olmamalı. Ne kadar kudretli olursa olsun bunu yürütemez. Bu patlar. En diktatör komünist rejimlere bile uymaz. Düşünün: Lenin var ama Lenin’in yanında Stalin var, Troçki var.

Bizde tek adam geleneği yoktur

Hiçbirinde tek adamlık yok

İLHAN Kesici’ye göre bizim tarihimizin hiçbir döneminde tek adamlık yok.
İlhan Kesici bu konuda dünden bugüne örnekler veriyor.
İşte o örnekler:

*

PADİŞAHLIK DÖNEMİ: Padişahların en mutlak güç olduğu zamanlarda bile onları dengeleyecek veziriazamlar, şeyhülislamlar vardır. Fatih Sultan Muhammet Han zamanında mesela Molla Gürani vardır, Akşemsettin vardır. Yavuz Sultan Selim zamanında mesela Zembilli Ali Efendi vardır. Fetva istiyor Yavuz, Zembilli vermiyor.

*

İTTİHATÇILAR DÖNEMİ: Bir ara dönem olan İttihatçılık döneminde Enver Paşa vardır ama tek adam değildir. Aynı zamanda Talat Paşa vardır, Cemal Paşa vardır.

*

CUMHURİYET DÖNEMİ: Cumhuriyet’in kuruluşunda tek adam Atatürk vardır ama hemen yanında İsmet Paşa vardır... Bir üçüncü adam olarak Mareşal Fevzi Çakmak Paşa hep vardır.

*

MENDERES DÖNEMİ: Demokrat Parti döneminde Adnan Menderes tek adam değildir. Onu dengeleyen Celal Bayar vardır. Mesela Fuat Köprülü o dönemin en mühim unsurlarından biridir.

*

DEMİREL DÖNEMİ: 60 Darbesi’nden sonra Adalet Partisi döneminde Süleyman Demirel var ama kendisini dengeleyen Saadettin Bilgiç de var. Bunlardan biri kırıldığı zaman sistem aksamaya başlamıştır.

*

ÖZAL DÖNEMİ: ANAP’ın iktidar döneminde Turgut Özal’ı dengeleyen bir Kaya Erdem vardır.

*

AK PARTİ’NİN İLK DÖNEMİ: İlk dönem, geleneğe çok uygun bir şemaya sahipti. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül... Hemen yanlarında Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener... Şener ayrıldıktan sonra bile üçlü yapı devam eder gibi oldu. Bu iyi-kötü kendi içinde bir denge mekanizması oluşturuyordu.


CHP ve MHP daha da merkeze gelmeli

ÇIKIŞ yolunu nerede görüyorsunuz?

İLHAN KESİCİ: Keşke etrafındaki insanlar Sayın Cumhurbaşkanı’na bir münasebetle “Türkiye’yi bu kadar zorlamak doğru değildir, zorlamayalım” deseler.

*

Molla Gürani lazım yani.

İLHAN KESİCİ:
Kanuni’nin sütkardeşi, mahalle arkadaşı Şeyhülislam Yahya Efendi var, o da olur.

*

Ya da Abdullah Gül.

İLHAN KESİCİ:
Ya da şöyle bir alternatif: Şimdikinden daha hızlı ve daha büyük adımlarla merkeze doğru gelen CHP ve MHP... Ve onların oluşturacakları bir koalisyon... Bu Türkiye’yi rahatlatır.

Ama merkeze gelmek bu iki partinin kimliklerini kaybetmelerine yol açmaz mı?

İLHAN KESİCİ:
Hayır, yol açmaz. Merkeze gelmek demek ılımlılaşmak demek... Merkez demek toplumsal kesimleri birbiriyle dövüştürmemek demek... Kentliyle köylüyü, küçük sermayeyle büyük sermayeyi, sermayenin şu rengiyle bu rengini kavga ettirmemek demek...

*

Peki ideolojik kimlik ne olacak?

İLHAN KESİCİ:
İdeolojik kimliklerine elbette sahip çıkacaklar. CHP ana hatları itibariyle cumhuriyetçi sosyal demokrat bir parti. MHP ana hatları itibariyle milliyetçi merkez sağ parti.

*

Bu partiler merkeze gelirse oy alabilirler mi?

İLHAN KESİCİ:
Bugünkü halleriyle MHP, yüzde 13 civarı, CHP ise yüzde 25’ler civarı oy alıyor. Daha fazlasını istiyorlarsa... Merkeze gelmeleri lazım...

*

CHP ve MHP’de bir kıpırdanma var mı?

İLHAN KESİCİ:
Buna dair işaretler var. Mesela MHP, mart ayında genel kongresini yapacak. Seçime yakın bu tür kongrelere büyük programlarla, yeni kadro takviyeleriyle girilir. Umulur ki MHP’de böyle olur. CHP sözcülerinden yeni program hazırlıklarına dair açıklamalar duyuyoruz. Bunları görmek gerekir.

*

Bunlar kurtarır mı?

İLHAN KESİCİ:
Kurtarabilir. Tek şartla: Her ne söyleyecek veya yapacaksa bunların tamamını “kudretle” söylemeli ve yapmalıdır. Çünkü siyaset, kudret demektir.


Şimdilerde söylemeye çalıştığı üç türkü

İLHAN Kesici’nin “Huma Kuşu” adlı ağıdı kafasını gözünü yarmadan söylediği bilinir.
Kesici, bugünlerde şu üç türkünün üzerine gidiyor:
BİR: Maral’dan dinleyip meftun olduğu Zazaca ağıt: “Şev Tari”
İKİ: Zara ve Münevver Özdemir’den dinleyip sevdiği türkü: “Hüsnün senin ey dilber-i nadide kamer mi”
ÜÇ:
Yavuz Bingöl, Oktay Kaynarca ve Ender Balkır’dan dinleyip bağlandığı türkü: “Hüseynik’ten çıktım şeher yoluna”

Bizde tek adam geleneği yoktur

TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİ

1946-2002 arası: 5.1

2003-2014 arası: 4.7

İLHAN Kesici çarpıcı bir mukayese yapıyor. 1946-2002 arası ile 2003-2014 arasının mukayesesi... Büyüme açısından...
İşte Kesici’nin yaptığı kıyas:

*

1946-2002 arası yıllık ortalama büyüme hızına bakalım: Yüzde 5.1.
Bu dönemin içinde... İkinci Dünya Savaşı ertesi dönemin izleri var. İsmet Paşa var. Demokrat Parti var. 1960 darbesi var. 1971 muhtırası var. 12 Eylül var. Kıbrıs çıkarması ve ekonomik ambargo var. 1999 depremi var. 1994 krizi var. Meşhur 2001 ekonomik krizi var. Bu dönemin büyüme hızı ortalaması yüzde 5.1...
Buna karşılık 2003-2014 arası durum nedir? Rakam ortada: Yüzde 4.7.
Bu 4.7’yi 4.7 yapan dönem, AK Parti’nin ilk 4 yılı... Yani 2003-2006 dönemi... Yani ilk 4 yıl... Bu dönemde büyüme yüzde 7.4...
7.4 önemli bir başarı... Ama bu başarının birkaç faktörü var... BİR: Krizden hemen sonra performans artar. İKİ: Rahmetli Ecevit başkanlığındaki hükümet zamanında ABD ve Avrupa ile ilişkiler iyi değildi. AK Parti ilk dönem dünya ile iyi ilişkiler kurdu. ÜÇ: Dünya patladı... Konjonktür yardım etti.
Çıraklık dönemlerinde 7.4 büyüme... Ustalık döneminde, yani 2007-2014 arası ise daralma başladı. Şimdiki çizgilerine doğru gelmeye başladılar. Herkesle kavga etmeye başladılar... Ve büyüme hızı çok feci oldu: Yüzde 3.2.
3.2 çok kötü. Ama gittikçe kötüleşen bir trend de var. 2012’de 2.1 oldu. Bu yıl son çeyrek açıklanmadı. Muhtemelen 2.5 civarında olacak. Kurdaki gelişmeler de böyle devam ederse 2015’te büyümede 2’nin altında kalınacak.
Ekonomik performans böyle gitmeye başladığı andan itibaren tek adamlık yürümez. Türkiye’nin fay hatları kırılır. Yaralar derinleşir.


Millet oy verecek parti arıyor

EKONOMİK durum kötüye doğru gidiyorsa... Halk neden AK Parti’den vazgeçmiyor?

İLHAN KESİCİ: Millet “Beni kim kurtarır” diye bakmaya başladı. “Tayyip Bey’e oy vermeyeceğim” diyerek ayağa kalkmış etrafa bakıyor. Fakat sağına bakıyor, soluna bakıyor... Sonra biraz da çekingen bir şekilde geri yerine oturuyor.

Yani AK Parti’ye iştahla oy verme dönemi bitti diyorsunuz?

İLHAN KESİCİ:
Ekonomide daralma başladığı zaman seçmen davranışları da değişir. Seçmen, eskiden aldırış etmediği konulara yönelir. “Vay sen saray yapmıştın” diye başlar itiraza.


CHP’ye geçer mi?

SEÇİME az bir süre var. CHP’den bir teklif gelirse kabul eder misiniz?

İLHAN KESİCİ: Her teklif hem saygıdeğer hem de iyi niyet göstergesidir. Ama meşhur bir atasözümüz de vardır: Dere görmeden paça sıvanmaz.

Kılıçdaroğlu’nun tarzını beğeniyor musunuz?

İLHAN KESİCİ:
Kemal Bey benim şimdiki aklıma çok uygun bir politik çizgi izliyor. Toplumsal farklılıklara vurgu yapmaktan ziyade toplumsal benzerliklere vurgu yapmayı tercih eden bir liderlik gösteriyor.

*

Ama “CHP’yi sağcılaştırıyor” eleştirilerine maruz kalıyor.

İLHAN KESİCİ:
Harman yel ile... Düğün el ile olur... Hısım-akraba arasında yaparsan düğün olmaz. Siyasi partilere de el lazım. “Arkadaş ben sadece kendim gibileri isterim, başkasını istemem” denirse... Parti iktidar yüzü görmez. Ana çerçeveyle beraber hareket etmekte sakınca görmeyen insanlara kapıyı açmak gerekir.

Bizde tek adam geleneği yoktur

İLHAN KESİCİ KİMDİR

SİVASLI... Zara’dan.
Lise bitene kadar Sivas’ta yaşadı.
ODTÜ mezunu. Endüstri yüksek mühendisi... İngiltere’de çeşitli eğitimler aldı.
20 yıldır Binhan Hanım’la evli.
18 yaşında kızı var, Aslıhan... Lise son sınıfta.
Ana-babası vefat etti. Babası Osman Nuri Bey tüccar, annesi Halise Hanım ev hanımı idi.
5 kardeşin ortancası... En büyük abla Nuran emekli öğretmen... Abi İhsan emekli Bağ-Kur’lu... Kız kardeş Suzan emekli... Kız kardeş Gülersin eczacı...
Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman, daire başkanı, genel müdür ve müsteşar olarak görev yaptı.
Tayyip Erdoğan’ın yüzde 25.2 ile İstanbul belediye başkanı seçildiği 1994 seçiminde ANAP adayı olarak yüzde 22.2 oy aldı.
ANAP Bursa, CHP İstanbul milletvekilliği yaptı.
Halk oyunlarına aşina, klasik tambura meraklı, sanat müziği sever, türkü söyler.

X