"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bırakın Atatürk’ü yazmasın kitaplar

12 Eylül’de bütün ders kitapları, “Atatürk... Atatürk...” diye inliyordu. Dersler ilkeden, inkılaptan geçilmiyordu.

Ne oluyordu?

Hiç. Hiçbir şey.

*

Oysa bugüne bakalım:

- Resmi propaganda Atatürk’ü çoktan terk etti.

- Ders kitaplarında Atatürk vurgusu yok.

Falan...

Sonuç?

Atatürk’ün kıymeti, her zamankinden çok daha fazla anlaşılmış durumda.

*

Bir önerim var:

Bırakın Atatürk’ü yazmasın kitaplar

Atatürk’ü ders kitaplarından çıkaranlar, “Ortadoğu gerçeği” diye bir ders koysunlar okullara.

O öğrenimden geçen herkes...

Irak olmuyorsak, Suriye olmuyorsak, Afganistan olmuyorsak, Pakistan olmuyorsak, Atatürk sayesindedir” diyecek ve Atatürk’e sımsıkı sarılacaktır.  

 

OKULLARDA CİHAT NASIL ANLATILIYOR

TÜM liselerde seçmeli olan “Temel Dini Bilgiler–İslam” bölümünde cihat...

*

“Günümüzde cihad kavramı, özellikle İslam karşıtları tarafından kötü örneklerle özdeşleştirilerek uzak durulması gereken bir şeymiş gibi gündeme getirilmekte ve Müslümanlar bu kavram üzerinden olumsuzluklarla anılmak istenmekte”.

*

Anadolu imam-hatip liselerinin “Fıkıh” ders kitabında cihat...

*

“Cihad adı altında şiddet içerikli eylemlerin en sakıncalı yönü, İslam’a uymayan pek çok şeyin din adına yapılmasıdır. Terör gruplarının İslami söylemleri kullanması, Müslümanları kendi kavramlarını kullanmaktan uzaklaştırmamalı, aksine kavramların doğrusu alimler tarafından yazılıp anlatılarak halk aydınlatılmalı. Silah kullanma yetkisi, sadece kamu otoritesine ve denetimine aittir”.

 

ONDAN SONRA DEİZM NİYE ARTIYOR FALAN

DİN adına okullarda “Karı koca arasında anlayış, merhamet, şefkat, istişare, dayanışma, iyilikte yarışma olmalıdır” cümlesini öğretmek yerine...

“Kadın, kocasına itaat etmek zorundadır” cümlesini öğretirseniz...

Daha çok deist çıkar aranızdan.

 

E HANİ SİYASET YAPILACAKSA CÜBBELER ÇIKARILACAKTI?

Bırakın Atatürk’ü yazmasın kitaplar

DANIŞTAY Başkanı Zerrin Güngör şöyle dedi:

“CHP, eski yargı düzeni değiştiği için çok rahatsız. Tek başlarına güçlü siyaset yapamadıkları için eskiden onların imdadına yargı yetişiyordu. Şimdi artık yargı bunu yapmıyor”.

*

Bu nedir bu?

- Buram buram siyaset değil midir?

- Buram buram siyasi polemik değil midir?

- Buram buram siyasi görüş açıklama değil midir?

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargıçlar siyasi konulara girdiğinde...

Şöyle derdi:

“Siyaset yapmak isteyen cübbesini çıkarır, siyasete girer”.

*

Bakıyoruz ortama:

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör bırakın cübbeyle siyaset yapmayı, cübbeyle CHP’ye tekme-tokat girişiyor.

Ama nedense AK Parti’den “Elinize kolunuza sağlık, iyi dövdünüz... Ama keşke cübbenizi çıkarıp da girişseydiniz” türü sıcak ve yumuşak bir tepki bile yok.

 

BURHAN KUZU’NUN BIYIĞI NE DİYOR?

Bırakın Atatürk’ü yazmasın kitaplar

- “Değirmende değil, yaşayarak ağardık” diyor.

*

- “Beni niye boyamadın Burhan Hoca” diyor.

*

- “Aklığımla ben bir AK Parti bıyığıyım” diyor.

*

- “Beni kareli ceketle tamamla Burhan Hoca” diyor.

 

ÇİLLER VE BAHÇELİ: OY GETİRİR Mİ?

ERDOĞAN’ın 2019 için “başkan yardımcısı” olarak kamuoyuna takdim edeceği iki isim varmış:

Devlet Bahçeli ve Tansu Çiller.

*

- ÇİLLER: Bir tek oy getirsin dişimi kırarım.

- BAHÇELİ: Yeni değil, sürpriz değil, şaşırtıcı değil.

*

Sonuç?

Erdoğan’ın daha başka seçeneklere yönelmesi şart...

 

KENARA KOYMAK YETMEZ

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, partisinden yolsuzlukları yapanları kenara koyacaklarını ilan etti.

Keşke “Kenara koyarız, sonra da tutup kolundan yargıya teslim ederiz” deseydi.

 

ALİŞAN VE EDA’NIN AYRILIĞINA DAİR

Bırakın Atatürk’ü yazmasın kitaplar

- Bu ayrılık nedeniyle “yüzük atmak” şeklindeki o komik tabire bir kez daha maruz kaldık.

*

- Var ya... Eda, o yüzüğü “evleneceğim kadın çok güzel olmamalı” dediğinde atsaydı... Şimdi Alaçatı’da heykeli dikilmiş olacaktı.

*

- Cumhurbaşkanı’na “evleneceğim” diye söz vermişti Alişan... Ne olacak şimdi?

*

- “E sen daha Alişan’la kardeşini barıştıramıyorsun” falan dendiğinde Esra Erol ne der acaba?

*

- Alişan’ın basına yolladığı “ayrılık açıklaması”nı okuyunca karar verdim: Alişan’ın yazı yoluyla kendini ifade etmesi, 10 üzerinden 2 alır.

 

ALLAH'IM KORU BENİ

- Kendimi başkaları tarafından idare edilirken yakalamaktan...

*

- Rezil olduğum halde rezil olmamış gibi yapmaktan...

*

- Çekip gitmem gerektiği halde takılıp kalmaktan...

*

- Başıma fes takıp delirmekten...

*

- Bütün bir ömrümü takıntılarımla heba etmekten...

*

- İstanbul’dan ayrı kalmaktan...

*

- Tavlada mağlup olmaktan...

*

Allah’ım koru beni.

 

SON KEZ TANE TANE VE BASİTÇE ANLATIYORUM: BAŞTAN SONA ‘ENSEST

KAMUOYUNDA Murat Başoğlu vakası tartışılıyordu.

Melis Alphan, “Murat Başoğlu’na niye şaşırıyoruz ki? Türkiye’de ensest oranı yüzde 40” diye bir yazı yazdı.

*

Bir köşe yazarı, “Murat Başoğlu’na şaşırmayın, onun gibilerin oranı yüzde 40’tır” diye yazıyorsa...

Ona tabii ki “Hop! Türk toplumunun yarıya yakını yeğen, amca falan dinlemeden fantezi mi yaşıyor? Atma Recebiye! Köşe kardeşiyiz” denir, başka ne denecek?

*

Ceza hukukunda ensestin tanımı şöyle:

“Evlenmeleri yasak olan reşit kişiler arasındaki rızaya dayalı cinsel ilişki”.

Yani?

Tam da Murat Başoğlu ve yeğeninin yaşadığı ilişki gibi ilişki.

*

Türk Ceza Kanunu’na göre aralarında evlenme yasağı bulunan ve reşit olan akrabalar arasında rıza ile gerçekleşen cinsel ilişkiyi yasaklayan bir hüküm yok.

İşte tam da bu nedenle...

Murat Başoğlu ve yeğeniyle ilgili olarak ensestten değil, kamuya açık yerde hayâsızca davranıştan soruşturma başlatıldı.

*

“Ensest” derken kastedilen nedir?

- BİR: Murat Başoğlu’nun yaşadığı türden ilişkiler mi?

- İKİ: Aile içinde cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar mı?

Birinci kastediliyorsa...

O tür ilişkiler, ceza hukukunda “ensest” olarak değerlendiriliyor ve suç olarak tanımlanmıyor.

İkinci kastediliyorsa...

O zaten suç... Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suç...

*

Benim baştan beri anlatmak istediğim budur.

*

Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçun aile içinde yaşanması, tabii ki bu suçu çok daha vahim kılar.

Mağdurlarının çığlık bile atamadığı, gizli kapaklı kalabilen bu tür suçların ortaya çıkarılması ve üzerine gidilmesi için elbette çaba harcanmalıdır.

Ama bunu yaparken de ortaya “yüzde 40” gibi afaki rakamlar atılmamalı.

“Araştırmayı yaptık ama ayrıntıları açıklamadık” türü saçma sapan izahlara yaslanarak geçiştirilecek bir şey değildir bu yüzde 40 meselesi...

*

Tabii ki oran önemli değildir.

Tabii ki milyonda bir bile olsa konu çok önemlidir.

Ama oran önemli değildir diye salla babam salla yapılamaz.

NOT: Ensestin muhafazakâr kesimde yaygın olduğu iddiası, sosyal medyada yürütülen tartışmalarda dile getirilen bir husustur. Hürriyet’te hiçbir yazar böyle bir yaklaşımda bulunmamıştır.

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X