"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar...

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar... “El âlem ne derse desin... Hadi hadi hadiiii” şarkısına yakışan başka bir adam tanımadım.

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar... Her dönem bu kadar az oy alıp da her dönem kendinden söz ettirmeyi başaran başka bir siyasi görmedim.

*

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar... Dünyadaki her olayı ABD’ye bağlayan herhangi birine rastlamadım. (Buna Trump dahildir.)

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar...

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar... Dikine dikine giden, damarına damarına basan başka bir polemikçiyle karşılaşmadım.

*

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar... 40 yıllık siyasi mağlubiyetlerin ardından bile net zaferler kazanmış bir eda takınan başka bir parti lideri görmedim.

*

Ben hayatımda Doğu Perinçek kadar... 40 yıldır her demeciyle hâlâ herkesi şaşırtmayı başarabilen başka bir politikacı bilmedim, bilmiyorum.

MUHAFAZAKÂR KÜRTLER, CUMA CEMAATİ, ŞEHİRLİ MİLLİYETÇİLER

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti’nin şu üç kesimi yeniden kazanması gerektiğini açıklamış:

*

BİR: Muhafazakâr Kürtler...
İKİ: Cuma cemaati... ÜÇ: Şehirli milliyetçiler...

*

Doğru bir tespit! Tam isabet!

Peki AK Parti, bu üç kesimi yeniden nasıl kazanır?

Galiba şöyle:

*

MUHAFAZAKÂR KÜRTLER: Şefkat dozu yüksek çözüm odaklı yeni bir Kürt yaklaşımı denenirse...

*

CUMA CEMAATİ: Aşırı ideolojik yaklaşımlardan kaçınılıp refah seviyesinin artmasına odaklanılırsa...

*

ŞEHİRLİ MİLLİYETÇİLER: Dış politikada daha akılcı politikalar izlenir ve adalet sistemine neşter atılırsa...

TORUNLAR DA TORUNLUKTAN SESSİZCE ÇEKİLMELİDİR

SAĞDAN soldan kulağıma çalınıyor:

Adnan Menderes’in bir torunu varmış... Adı Adnan Menderes’miş... Ali Babacan’ın partisine lider olabilirmiş... Falan...

*

Bir dönem “oğullara” bel bağlanırdı Türkiye’de...

Daha önce hiçbir siyasi aktivite içinde yer almamış, sırf önemli bir liderin soyadını taşıyor diye bir oğula umut bağlanırdı.

Anlaşılan “oğullar dönemi” bitti, “torunlar dönemi” başlıyor.

*

Ece Ayhan şöyle der “Mor Külhani”de: “Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler”.

*

Torunlar da torunluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler!

ESKİDEN/ŞİMDİ

ESKİDEN: Her üç Türk’ten dördü şiir yazardı...

ŞİMDİ: Her üç Türk’ten dördü panik atak...

TÜRK OPERASINI UÇURDULAR

ASPENDOS’ta Uluslararası Opera ve Bale Festivali var.

1 Eylül’de başlayacak.

*

İşte bu festival için bir tanıtım filmi çekilmiş.

İstanbul Havaalanı’nda ve THY uçağında çekilen tanıtım filminde...

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevini de üstlenen büyük sanatçı Murat Karahan’ın kaptanlığında uçakta harika bir müzik ziyafeti çekiliyor.

*

Bu tanıtım filmini bir yerlerden bulup izleyin. Bayılacaksınız! Hatta tüyleriniz diken diken olacak.

*

Bu kadar şahane bir tanıtım filminin çekiminde emeği geçen...

Devlet Opera ve Balesi sanatçılarına, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve Türk Havayolları’na bin teşekkür!

ZÜLFÜ LİVANELİ SON DÖNEM NİYE POPÜLER OLDU?

“Ekrem İmamoğlu’nu bulup ortaya çıkaran adam” diye bir şehir efsanesinin alıp başını gitmesi yüzünden...

*

Son dönemde çıktığı tatile “Hadi Ekrem... Yoruldun... Gel, tatile gidelim...” diyerek... Ekrem İmamoğlu ile birlikte çıkması yüzünden...

*

Bir süredir verdiği konserleri, Ekrem İmamoğlu’nun kaçırmaması ve en önde izlemesi yüzünden...

*

Ekrem İmamoğlu ile ilgili “çığın düşeceğini haber veren köy çocuğu” türü hikâyeler anlatması yüzünden...

HEY GARSON! VER BİR CHURCHİLL!

GEÇENLERDE bir kafede arkadaşlarla oturuyorduk. Aramızdan biri garsona “Bana bir Churchill versene kardeş” dedi. Garson da böyle bir isteğe süper alışkın olduğunu gösteren bir edayla “Tamam abi” dedi.

*

Hemen atılıp “Churchill de ne oğlum?” dedim. Hay demez olaydım!

Masadaki herkes, cahilin önde gideniyle karşılaşmış bir İlber Ortaylı tutumu alarak... “Bilmiyor musun? Yuh!” diye aşağıladılar beni.

“Biliyordum da sizi denedim” falan diye kekelesem de kimse yemedi tabii...

*

Öğrendim.

Meğer “Churchill” dedikleri... Bir bardak soda, üç tutam tuz ve iki çay kaşığı limondan ibaret bir içecekmiş... Yıllar önce bir Ege kasabasında kafe açan “Churchill Ahmet” diye bir abimizin buluşu olduğu için adına “Churchill” denmiş... Oysa ben viski düşkünlüğüyle meşhur Winston Churchill’in içki sonrası midesini bastırmak için böyle bir şeyi icat etmiş olabileceğini hayal etmiştim.

*

Neyse... Neyse... Artık ben de alışkın bir kayıtsızlıkla “Hey garson! Ver bir Churchill” diyorum ve nedense bunun çok havalı bir talep olduğunu düşünüyorum.

X