"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Anne tarikatçı, baba laik, oğlan Marksist falan

ELİF Şafak yeni romanını yazmış.

Ve Ayşe Arman’a röportaj vermiş.

 

*

 

Röportajda anlatılanlardan öğrendiğimiz kadarıyla...

 

Romanın tipleri şunlarmış:

 

- PERİ: Mütereddit, şaşkın, kafası karışık, arada kalmış, kimseyi incitmek istemeyen biri...

 

- PERİ’NİN ANNESİ: Katıksız dindar, tarikatçı, sorgulamadan dinin bütün verilerini kabullenen biri.

 

- PERİ’NİN BABASI: Kemalist, laik... Eğitime ve aydınlanmaya önem veren, duyarlı, içli bir insan.

 

- PERİNİN ABİSİ: Solcu, Marksist...

 

- PERİ’NİN DİĞER ABİSİ: Türk milliyetçisi...

 

- PERİ’NİN ARKADAŞI ŞİRİN: Günahkâr...

 

- PERİ’NİN ARKADAŞI MONA: İnançlı.

 

*

 

Şöyle bir bakalım romandaki aileye:

 

- Baba Kemalist...

 

- Anne tarikatçı...

 

- Bir oğul aşırı solcu...

 

- Bir oğul aşırı sağcı...

 

- Ve bir de mütereddit bir kız...

 

“Ay aynı Türkiye” dedirtmek için bu denli doğrudan mesaj, insanı gerçekten hayrete düşürüyor.

 

*

 

Romandaki bu doğrudan mesaj, bizim çok eskiden kafa bulmak için uydurduğumuz “Laik bir kız sevdim, imam hatiplisin diye vermediler” şeklindeki esprinin bile epey ilerisinde.

 

*

 

Romandaki tiplemelerin çeşitliliğine bakınca...

 

İnsan şunu düşünmeden edemiyor:

 

Aynı anda hem Kemalistlere hem tarikatçılara hem aşırı solculara hem aşırı sağcılara hem de aklı karışıklara kitap satmak için harika bir fikir!

 

Aşk olsun Elif Şafak.

 

Orhan Pamuk bile bu kadarını akıl edememişti yahu!

 

*

 

Romanın konusuna gelince...

 

Yine röportajdan öğrendiğimiz kadarıyla...

 

Romanda şu konular işleniyormuş:

 

Bölgesel istikrarsızlık, politik çalkantılar, bombalar, kutuplaşmış toplumun yüksek tansiyonu, fanatizm, seksizim, otoriterlik, köhnelik, ataerkillik, alaturkalık, cinsel istismar, tecavüz, kadına şiddet, adaletsizlik, gelir uçurumu, beyin göçü, inanç meselesinin felsefi tartışması, düşünme sistemleri ve de müthiş bir aşk...

 

*

 

Maşallah! Maşallah!

 

İnsanlığın sırrını açıklamak için bir metin oluşturulmaya kalkışılsa...

 

Bu kadar çok konu bir araya getirilemez.

 

Zavallı Tolstoy Baba bile “Savaş ve Barış” adlı tuğla kalınlığındaki kitabına bu kadar çok mevzuyu sıkıştıramamıştır.

 

*

 

İlk fırsatta okuyacağım bu romanı.

 

Zira epey eğlence vaat ediyor.

 

İNSAN EN ZALİMİDİR CANLILARIN

 

KARAMÜRSEL’de bir kediyi boğazına ip bağlayıp denize atan aşağıların en aşağısındaki adamı görünce...İnsan denilen varlığın “yaratılmışların en şereflisi olmak” boyutundan “aşağıların en aşağısında olmak” boyutuna bir çırpıda geçebildiğini bir kez daha gördük.

 

*

 

İşte bu yüzdendir ki insan...Aslında en zalimidir canlıların. 

 

NEDEN HURMA?

 

ÇÜNKÜ bir hurma yiyorum, bin gofret yemiş gibi oluyorum.

 

*

 

Çünkü Nutella’ya kaşık sallarken hissettiklerimin bir benzerini iki tek hurma yerken hissediyorum.

 

*

 

Çünkü ABD, İngiltere ve Fransa... Bütün Batı’da son zamanlarda hurma acayip popüler olmuş durumda ve bu benim çok hoşuma gidiyor.

 

*

 

Çünkü hurma yemeyi pek seviyorum ve hiçbir doktor buna rağmen bunu bana yasaklamıyor.

 

*

 

Çünkü hurmanın insan sağlığına yararları sayılamayacak kadar fazla.

 

*

 

NOT: Yakında hurma ticaretine başlamayacağım.

 

ALLAH AŞKINA ŞU CÜMLEYİ YABANCI DİLLERE ÇEVİRMEYİN

 

 

MECLİS Başkanı İsmail Kahraman şöyle demiş:

 

“Bütün dünya bizim önderliğimizi bekliyor.”

 

*

 

Çok rica ediyorum.

 

Lütfen hiçbir kurum, hiçbir makam, hiçbir ajans, hiçbir yapı...

 

Şu cümleyi yabancı dillere çevirmesin.

 

Allah aşkına!

 

*

 

Bak ant verdim.

 

Ne olur.

 

Lütfen.

 

Sakın.

 

İşitmesin kimse bu cümleyi.

 

Bir tek biz bilelim, başkaları bilmesin.

 

Hiç söylenmemiş olsun.

 

*

 

Gülemesinler bize.

 

Hevesleri kursaklarında kalsın.

 

Ne olur.

 

Ne olur.

 

SELDA BAĞCAN’DAN DİNLEMEYE BAYILDIKLARIM

 

- YAZ GAZETECİ: Dinledikçe “Tamam abla, yazıyoruz” dedirten bu şarkı, her zaman şefkatli bir anlayışla karşılanacak türden.

 

*

 

- YUH YUH: Yıllar geçtikçe güncelliğini hiç yitirmeyen bu türküyü öyle bir havalandırıyor ki... Nakaratı bir süre dilinize takılıyor ve gitmiyor.

 

*

 

- GESİ BAĞLARI: Tanpınar’ın da bayıldığı bu lirik Kayseri türküsünü, öyle bir icra ediyor ki... Zaten naif olan türkü naifliğin zirvesine çıkıyor.

 

*

 

- ÇEMBERİMDE GÜL OYA: Gitar eşliğinde söylerken öyle bir “Al beni kıyamam seni” diyor ki... Orada duruyorsun.

 

*

 

- KÂTİP ARZUHALIM: Sivas ellerinde çalınan sazın ağıtı... Çamlıbelleri bölük bölük bölen bir tarzda söylüyor Selda Bağcan bu türküyü.

 

*

 

- TATLI DİLLİM: 70’lerin başından sosyal içerikli genç bir kızın masum sesiyle söylüyor bu Neşet Ertaş türküsünü... Bir kulak verin, hak vereceksiniz.

 

*

 

- ADALETİN BU MU DÜNYA: Niğdeli Ali Ercan’ın muhteşem türküsü... Selda Bağcan’ın sesiyle sloganlaştı. Ve bugün de geçerliliğini koruyor.

 

 

 

 

BİRAZ DA GÜLELİM

 

 

“İSRAİL bizim için önemli bir müttefik.”-NİHAT ZEYBEKCİ–Ekonomi Bakanı...

X