"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Allah’a şükür ki hükümet ile Cemaat savaş halinde

CEMAAT, Muş’ta faaliyet gösteren gariban bir İslami gruba kumpas kurmuş.

İddia bu.

*

Olay şöyle gelişmiş:
Fethullah Gülen vaaz vermiş.
Samanyolu’nun dizisinde konu işlenmiş.
Zaman gazetesi konuyu köşe yazılarıyla gündeme getirmiş.
Vaazı, diziyi ve yazıları okuyan Cemaat’in polis ve savcıları da harekete geçmiş.
O küçük grup, her türlü kumpasa maruz kalmış.
“Bomba” yerleştirmişler, delil uydurmuşlar.
70 yaşında gözleri görmeyen adama “El Kaide’nin Türkiye temsilcisi” demişler.
Gariban İslami grubun önde gelen bütün isimlerini yaka paça içeri tıkmışlar.

*

Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca işte bu nedenle gözaltına alınmış.
Kurdukları kumpasın hesabını vereceklermiş.

*

Peki ne zaman gerçekleşmiş bu kumpas?
2009’da.
Yani mesele, beş yıl öncesinin meselesi.

*

Ama bir dakika!
Bu iddiaların tümünü “gerçek” kabul etsek bile...
Ortaya büyük bir sorun çıkmıyor mu?

*

Şöyle bir sorun:
Bu İslami gruba beş yıldır hiç kimsenin sahip çıkmaması sorunu.
Bu grubun başına gelenleri beş yıldır bir Allah kulunun dile getirmemesi sorunu.
Bu gruba kurulan kumpasın beş yıldır büyük bir sessizlikle geçiştirilmesi sorunu.

*

Bu İslami grup, beş yıldır “Gülen Cemaati bize kumpas kurdu, yetişin ey ümmet-i Muhammed” diye haykırırken...
Bu sesi...
Hadi biz duymadık, hadi hükümete yakın medya duymadı, hadi hükümetimiz duymadı...
AK Parti Muş İl Teşkilatı da mı duymadı?
Duydu da Genel Merkez’e iletmedi mi?
İletti de Genel Merkez’de kimse sallamadı mı?
Genel Merkez salladı da hükümet tınmadı mı?

*

Ortada bir zulüm var.
Ama duymamışlar, iletmemişler, sallamamışlar, tınmamışlar.
İyi ama neden?
Neden olacak?
Çünkü Fethullah Gülen ve Cemaati, o gün için dost kuvvet.
Ve dost kuvvet olduğu için...
Zulmetse bile...
Zulmüne göz yumuluyor.

*

Ne zaman ki Fethullah Gülen ve Cemaati, dost kuvvet olmaktan çıkıp düşman kuvvet oluverdi.
Dün es geçilen “zulüm”, bugün hep bir ağızdan dillendirilmeye başlandı.
Cumhurbaşkanı dillendiriyor, Başbakan dillendiriyor, Bakanlar dillendiriyor, televizyonları dillendiriyor, gazeteleri dillendiriyor, köşe yazarları dillendiriyor.
“Gözleri görmeyen 70 yaşındaki Molla’ya neler yaptılar neler” diye anlatıyorlar da anlatıyorlar.

*

Kendilerini duyan da...
70 yaşında gözleri görmeyen Molla’ya ve arkadaşlarına yapılan zulmün, 1940’lı yıllarda İsmet İnönü idaresindeki Tek Parti döneminde gerçekleştiğini sanacak.

*

Kurtlar, Muş’ta gariban bir İslami grubu “ham” yaparken...
Sessiz sedasız seyreden kendileri değilmiş gibi...
Bugün habire kurtların kuzuları nasıl “ham” yaptığını acıklı acıklı anlatıyorlar.
“Gözleri görmeyen Molla’ya neler yaptılar neler” diye sızlanıp duruyorlar.

*

Size bir şey söyleyeyim mi?
Eğer 17 Aralık’ta Fethullah Gülen ve Cemaati, şu meşhur “Yolsuzluk Operasyonu”na imza atmasaydı...
Yani Cemaat ile hükümet, iyi-kötü ilişkisini sürdürseydi...
O gözleri görmeyen Molla, belki de ömür boyu ağırlaştırılmış bir cezayla mahpushane damlarında inim inim inleyecek ve hükümetçiler oradan yükselen ‘ah’ları asla işitmeyecekti.

*

Sadece o “Molla” mı?
Hükümet ile Cemaat savaşa tutuşmasaydı...
Ergenekon, Balyoz, KCK falan...
Hepsi mahpus damlarında son nefeslerini verecekti.

*

İyi ki ikisinin arası açılmış.
İyi ki savaşa girişmişler.
İyi ki birbirlerine etmediklerini bırakmamaya ahdedecek kıvama gelmişler.
Yoksa...
En azından birbirlerinin yaptıkları zulümlere kayıtsız kalacak, birbirlerinin zalimliklerini idare edeceklerdi.

*

Allah’ım!
Büyüksün!
Gerçekten büyüksün!

İslam büyük saldırı altında

İKİ gün içinde şunlar oldu:
Taliban okul bastı... Çoğu çocuk 141 ölü.
IŞİD yine törenle kafa kesti... 13 ölü.
El Kaide kız öğrencileri taşıyan servis aracını taradı... 30 ölü.

*

Yeryüzünün en azılı İslam düşmanları toplanıp icraat yapsa...
Şu üç eylemin İslam’a verdiği zarar kadar zarar veremezlerdi.

*

İslam karşıtı kara propaganda ekipleri gibi çalışan Taliban, IŞİD ve El Kaide gibi örgütlere kim dur diyecek?
Kim bunlara “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyecek?
Kim bunlara “Çocuk katilleri” diye haykıracak?
Kim bunlara “İslam’ı lekelemeye çalışan barbarlar” diye çıkışacak?
Kim? Kim? Kim?

Yılbaşında Nişantaşı’nın süslenmemesi sorunu

BANA göre hava hoş.
Süslenmese de olur.

*

Hatta süslenmese daha iyi olur.
Çünkü süslendiğinde...
Mahalle, mahalle olmaktan çıkıyor, panayır yeri haline geliyor.

*

Fakat süslenmediğinde Şişli’nin çekim merkezi olamaması, esnafın bayram yapamaması, dikkatlerin bu bölgeye yönelmemesi gibi bir durum ortaya çıkıyor.
Bu ne olacak?

*

“Gereksiz masraf” diyen Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’ye soruyorum:
İşin esnafa bayram yaptırma ve Şişli’yi çekim merkezi haline getirme kısmını nasıl halledeceksiniz?

*

Yine soruyorum:
Siz beş yıl boyunca Şişli’de belediye meclis üyesiydiniz.
Söyler misiniz, bu beş yıl boyunca Nişantaşı şatafatlı bir şekilde süslenirken neden itiraz etmediniz, neden muhalefet şerhi düşmediniz, neden “Gereksiz masraf oluyor” diye tavır koymadınız?

X