"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ahalinin kafasındaki basit ve yalın 7 soru

-SORU BİR: Seçimden önce şehit cenazeleri gelmiyordu. Ne oldu da seçimden sonra şehit cenazeleri gelmeye başladı?


*


-SORU İKİ: Son sekiz seçimdir iktidar partisi, “aman şehit cenazesi gelmesin” diye durumu her türlü idare ediyordu. Ne oldu da artık idarenin i’si bile kalmadı?


*


-SORU ÜÇ: “Çözüm var” diye her şeye göz yumuluyordu. Ne oldu da şimdi “Çözüm dolapta” deniliyor?


*


-SORU DÖRT: En küçük bir arıza çıktığında koşa koşa İmralı’ya gidiliyordu. Ne oldu da arızanın büyüğü çıktığı halde İmralı’nın önünden bile geçilmiyor.


*


-SORU BEŞ: Seçimden önce iktidar cenahı, “HDP’nin önü açılsın, sivil siyaset güçlensin” diyordu. Ne oldu da şimdi HDP, neredeyse PKK’dan bile daha fazla düşman haline getirildi?


*


-SORU ALTI: HDP baraj altı kalsaydı, AK Parti tek başına iktidar olsaydı... Bu gelişmeler yine de yaşanır mıydı?


*


-SORU YEDİ: Sonunda dönüp dolaşıp gelinecek olan yer MHP’nin söylemi olacak idiyse... Beş yıldır MHP’ye neden bu denli hakaret edildi?


*


Size bir şey söyleyeyim mi?
AK Parti, ahalinin kafasındaki bu 7 basit ve yalın soruya...
-Haklı, haksız demeden...
-Yerinde, yerinde değil demeden...
-İnsaflı, insafsız demeden...
-Art niyetli, iyi niyetli demeden...
-Maksatlı, maksatsız demeden...
Açık, anlaşılır, sade, tatmin edici, inandırıcı, ikna edici, açıklayıcı, doyurucu, mantıklı cevaplar vermeden...
1 Kasım’da iyi bir netice almaz, alamaz.


*


Yazın bunu bir kenara...
Dediydi, dersiniz.


Hazreti Ömer yaşasaydı Suudileri sopayla kovalardı

VİNÇ düştü, hacı adayları can verdi.


*


Suudi’nin konuyla ilgili
yorumu şöyle:
“Allah’ın takdiri.”


*


Hazreti Ömer, halifeliği döneminde Şam’a gidecekti.
Şam’da veba salgını olduğunu haber alınca şehre girmekten vazgeçti.
Bunun üzerine kader ve takdiri yanlış anlayan bir zat, Hazreti Ömer’e sorar:
“Hayrola ya Ömer! Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?”
Hazreti Ömer’in buna verdiği tokat gibi cevap şu olur:
“Evet. Allah’ın kaderinden, Allah’ın kaderine kaçıyorum.”


*


Kıssadan hisse:
-Veba hastalığı olan bir yere girdiğinde hastalanıp ölürsen...
Bu Allah’ın kaderidir.
-Veba hastalığının olduğu yere girmeyip kaçıp kurtulursan...
Bu da Allah’ın kaderidir.


*


Eğer Halife Ömer, inşaat alanındaki koca vinçlerin denge mekanizmalarını doğrudan kurmayıp onlarca kişinin ölümüne sebep olduktan sonra büyük bir pişkinlik içinde “Allah’ın takdiri” diyenleri görseydi...
Meşhur gazabını harekete geçirir ve bu tipleri sopayla kovalardı alimallah!


Türkiye dindarlaşıyor mu?


GENCECİK bir akademisyen, “Hayır” diyor ve ekliyor: “Türkiye dindarlaşmıyor, tam tersine hızla seküler-
leşiyor.”
Kendisine “13 yıllık AK Parti iktidarına rağmen mi” diye soruyoruz. “Evet” diyor, “AK Parti iktidarına rağmen...”


*


Aksaray Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan Volkan Ertit, ilginç tezinin tüm ayrıntılarını Çarşamba Sohbetleri’nde anlatıyor.
Çarşamba Sohbetleri yarın Hürriyet’te.
Aman kaçmasın.

Nihayet teröre karşı büyük miting yapılıyor


TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde bu perşembe Ankara’da büyük bir miting var. “Teröre hayır/Kardeşliğe evet” mitingi, hepimizin beklediği kararlı duruşun ifade alanı olabilir.
Bayrağımızı alıp gidelim derim.


Sevmedim o kapağı

CUMHURBAŞKANI, şehit cenazelerinin önünde selfie yapıyor.
Nokta dergisinin kapağı bu...


*


Sevmedim bu kapağı.
Fazlasıyla provokatif buldum.
Hem Cumhurbaşkanı’na, hem de şehit cenazelerine açık saygısızlıktı yapılan.


*


Ama bir dakika!


*


Böyle bir kapak nedeniyle, Nokta dergisinin gece yarısı polis tarafından basılmasını alkışlayacak mıyız?
Kınarsın, kabul edilmez bulursun, medeni ölçüler içinde protesto edersin, itiraz edersin.
Gece yarısı polis baskını da neyin nesi?
12 Eylül karanlığının devam ettiği günlerde dönemin başbakanı Turgut Özal’la ilgili bundan çok daha fena kapaklar yapmıştı da yine basılmamıştı Nokta dergisi.


*


Yine bir dakika!


*


Gelişmiş demokrasilerde bu tür provokatif gazete manşetleri atılmıyor, dergi kapakları yapılmıyor mu?
İngiliz ve Amerikan basınında devletin başındakilerin nasıl rezil kepaze edildiklerinin sayısız örnekleri ortada...


*


Ve son bir kez
daha bir dakika!


*


Cumhurbaşkanı’nı “şehit cenazelerine sevinen biri” olarak gösteren bir dergi kapağına büyük tepki gösterenlere soruyorum:
İktidara yakın gazeteler, önüne geleni her gün “terörist, terör destekçisi, PKK’lı, kan dökücü” gibi gösterirlerken...
Bu beyzadeler, “Ayıptır” demeyi becerebilmiş midir?

Ali Taran için ne diyeceğimi bilmiyorum


7 Haziran seçiminde Ali Taran’ın CHP için yaptığı kampanya hakkında ne diyeceğimi hâlâ bilemiyorum.
Büyük bir kararsızlık içindeyim.
-“Milletçe alkışlıyoruz” sloganı iyi miydi, değil miydi?
-“Oy verin gitsinler” sloganı etkileyici miydi, değil miydi?
-Filmler, müzikler, görseller... On numara mıydı, beş para etmez miydi?
Her konuda kesin ve kararlı görüşlere sahip olabildiğim halde...
Bu konuda kesin ve katı bir kanaate sahip değilim.
Dün “CHP, 1 Kasım’da Ali Taran’la çalışmayacak” haberini okuduğumda...
Bende olumlu ya da olumsuz hiçbir çağrışımın uyanmamasının temel nedeni işte budur.

X