"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Afyon patlamasını ne çabuk unuttuk

BEŞİKTAŞ Çarşı’da gezerken yanıma geldi.

Afyon patlamasını ne çabuk unuttuk

“Bakar mısınız” dedi ürkerek ve çekinerek, “Ben şehit annesiyim, sizinle konuşmak istiyorum”.

*

Buyur ettim. Başladı anlatmaya:
“İki yıl önce Afyon’daki patlamada şehit olan 26 asker var ya... O askerlerden birinin annesiyim.”
Durdum kaldım ve “unuttuğumu” hatırladım.
“Unutursak, kalbimiz kurusun” demiştik ya...
Sizi bilmem ama ben unutmuştum. Kurumuş bir kalp ezilir mi? Benimki ezildi.

*

İstanbul Teknik Üniversitesi’ni bitirmiş Ümit Gedik.
Kısa dönem er olarak askere gitmiş. Acemiliğini tamamlayınca Afyon’a gitmiş. Afyon’a gidişinin dördüncü günü patlamada can vermiş.



Afyon patlamasını ne çabuk unuttuk

*

“Televizyondan öğrendik haberi” diyor anne Hanife Gedik.
Cenazesini bile görememiş.
Beşiktaş’ta Beşiktaş’ın evladına görkemli bir cenaze töreni düzenlenmiş, o kadar.

*

5 Eylül, patlamanın yıldönümüymüş. Bir tören yapılacakmış Afyon’da.
28 Ekim’de ise patlamanın sorumlularının yargılanacağı davanın duruşması varmış Eskişehir Adliyesi’nde.
“Tutuklu yargılanan bir tek sanığın bile olmadığı duruşmaları ısrarla takip ediyoruz, 28 Ekim’de de orada olacağız” dedi anne Hanife Gedik.
“Ben de orada olacağım” diye karşılık verdim.
Sessizce ve utanarak...


Acı çekmek özgürlükse


PSİKİYATRİ bilimine göre...
Bir insanın en çok acı çektiği an, içten içe üzüldüğü ama bunu kimseye belli etmediği an imiş.

*

Başbakan, bakan olamayanlar, görevden alınanlar, istediği göreve getirilmeyenler, umduğunu bulamayanlar...
Açılın...
En yakınınıza, en uzağınıza, tanıdıklarınıza, tanımadıklarınıza açılın.
Lütfen sağlığınızı düşünün.
Ve açılın.

Her film Türkiye’de gösterilir kardeşim

YÖNETMEN Fatih Akın, “Ermeni Sorunu”nu işleyen bir film çekmiş.
Çok sert bir filmmiş bu.
Bu nedenle Türkiye’de gösterime girmemeliymiş.

*

Bugün Venedik’te filmin galası var.
İzleyeceğim:
Sert mi, yumuşak mı anlayacağım.

*

Ama ondan önce bir teklifim var:
Artık şu “Türkiye’de gösterime girmez” lafını etmekten vazgeçsek.

*

-Tek taraflı çekildiyse... Yerden yere vursak.
-Tarafsızsa... Alkışlasak...
-Propagandist ise... Beğenmediğimizi haykırsak.
-Hakkaniyetliyse... Beğendik desek.
-Haksızlık yapıyorsa... Görmezden gelsek.
-Haksızlık yapmıyorsa... Bravo desek.
-Yani kötüyse kötü desek, iyiyse iyi desek...
-Abartmasak, “Alt tarafı bir film” desek...
-Ve hiçbir zaman, hiçbir koşulda “Bu filmi vatandaşlarımıza göstermeyelim, yasak edelim” demesek...
Nasıl olur?
Çok “şükela” olmaz mı?


Biri söylesin


İÇİMİZDEN biri...
30 Ağustos resepsiyonunda...
“Kırmızı çizgilerimiz aşılırsa gereğini yaparız” diye demeç veren Genelkurmay Başkanımız Necdet Özel Paşa’ya...
“Askeri vesayet biteli çok oldu paşam, lütfen uyanır mısınız” diyebilir mi?

Portreci Atatürkçüler: Biz siyasetçi değiliz



Afyon patlamasını ne çabuk unuttuk


SİYAHLAR giyinen altı bin kişi, Anıtkabir’de buluşup “Atatürk portresi” yapmıştı.
Ben de bu girişimi “Gitti gardıropçular, geldi portreciler” başlıklı bir yazıyla eleştirmiştim.

*

Girişimin öncülerinden bir cevap geldi bu yazıya.
Madem kitabımızda “Tek taraflı yazı yaz, gelen cevaba kulağını kapat” diye bir şey yazmıyor.
O halde “Portreci Atatürkçüler”den gelen cevabı yayımlamak boynumuzun borcudur.

*

İşte Anıtkabir’de altı bin kişiyle “Atatürk Portresi” oluşturanların cevabı:

-SİYASETÇİ DEĞİLİZ: Bizler siyasetçi değiliz. Fotoğrafçı, reklamcı, sosyal medya uzmanı, grafik tasarımcı, kameraman, tekstilci, gazeteci, doktor, heykeltıraş, öğretmen ve işçileriz. Yıllardır birbirini tanıyan, aynı mahallenin çocukları, aynı okulun öğrencileri, aynı bakkalın müşterileriyiz. Bizler yıllardır birbirinden kopmayan çok eski dostlarız.
-SANATI SEÇTİK: Yaşadığımız ülkeyi çocuklarımıza emanet ederken daha temiz olsun istiyoruz. İşte bu endişelerle yaşama tutunmaya çalışırken tepkimizi göstermek için sanatı seçtik. Bu ortak akıl hareketi, bizler için Atamıza saygımızı sunmamızın ötesinde bir anlam taşımıyor.
-SİYASETTEN UZAĞIZ: Bu organizasyonu gerçekleştirirken, en büyük özeni “siyasetten uzak tutmak” üzerine gösterdik. Öyle bir çalışma olmalıydı ki hiçbir siyasi yapı bu çalışmayı siyasi bir malzeme olarak kullanamamalıydı.
-TEK AMACIMIZ: Tek amacımız Türkiye Cumhuriyeti kurucusu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü manevi huzurunda anmak, onu anlayabilmek ve anlatabilmektir.
-AYMAZLIK: Yazınızda bizlerden ana teması “aymazlık” olan bir portre çalışması sipariş etmişsiniz. Siparişinizi aldık kabul ettik. Önerdiğiniz temayı işleyebilmemiz için bir fotoğrafınızı gönderdiğinizde 6.001 kişi ile bu rekoru egale etmeye hazırız.


Hahambaşı ve imam hatip

“TEOG” diye bir zımbırtı var.
“Temel Eğitim’den Ortaöğretim’e Geçiş” anlamında kullanılıyor.
İşte bu “TEOG” denilen zımbırtı, bu yıl tam anlamıyla harikalar yarattı.
Herkesin çocuğunu hop diye imam hatibe yerleştiriverdi.

*

Nice laik ana-babalar, çocuklarının otomatikman imam hatibe yerleştirilmesinin şaşkınlığını üzerlerinden atamamışken...
Asıl bomba haber geldi:
Meğer Hahambaşı İshak Haleva’nın torununu da ta Şile’deki imam hatibe yerleştirivermişler.

*

Geliyor, geliyor... İmam hatip nesli geliyor.
Ve kurban olduğum Allah verdikçe veriyor.




Tokalaşma

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, cumhurbaşkanı olur olmaz törenlerden başını alamaz oldu.
Ve tabii tokalaşmadan da başını alamaz oldu.

*

Bu törenler böyle giderse...
Korkarım Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeter” diyecek.
Ve ardından ekleyecek:
“Ben bu işten fena sıkıldım” diyecek, “Ben konuşma yapmak istiyorum” diyecek, “Miting meydanlarını özledim” diyecek, “Hadi Kazlıçeşme’ye” diyecek.

X