"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Adamların İslamofobi’si bile bir başka oluyor

FRANSA Cumhurbaşkanı, “Bunu yapanlar Müslüman değil, bu olayın İslam’la ilgisi yok” diyor.


*


Almanya’da bir bakan, saldırının hemen ardından en yakın camiye gidip bağdaş kurup oturuyor.


*


İslam karşıtlarının Köln’de düzenlediği mitinge tepki gösteren Hıristiyan din adamları, tarihi Köln Katedrali’nin ışıklarını kapatıyor.


*


Yapılan anketlerde Fransız halkının yüzde 72’sinin İslam’a ve Müslümanlara olumlu baktıkları ortaya çıkıyor.


*


Almanya Başbakanı Merkel, halkına yaptığı çağrıda “İslam karşıtlarının peşinden gitmeyin” diyor.


*


Fransa’da karikatürist katliamına karşı yapılan yürüyüşlerde hiç kimse İslam ve Müslümanlar aleyhtarı tek bir cümle bile etmiyor.


*


Almanya’da Müslüman karşıtlarının yaptıkları yürüyüşlere en büyük cevap Müslüman dostlarından geliyor. Müslüman dostlarının yaptıkları yürüyüşlere katılım, Müslüman karşıtlarının yaptıkları yürüyüşe katılımın dört katı oluyor.


*


Batı medyası, İslam karşıtlarına cephe alıyor. Avrupa’daki İslam aleyhtarlarına en büyük eleştiri Batı gazetelerinden geliyor.


*


Almanya İçişleri Bakanı, Paris’teki saldırıların İslam’la ilgisi olmadığı açıklamasını yapıyor.


*


İsveçliler ülkelerinde kundaklanan caminin penceresine kalpten semboller bırakıyorlar.


*


Velhasılıkelam...
Adamlar, İslamofobi yaparken bile bir başka yapıyorlar azizim.

Mümin kardeş, artık muhatabın inanmayandır


DİN âlimleri, kanaat önderleri, İslamcı düşünürler, yazarlar, çizerler...
“İslam’ın engin hoşgörüsü” söz konusu olduğunda...
Hep Yahudilere, Hıristiyanlara ve başka dinlere inananlara İslam’ın yaklaşımını örnek olarak gösteriyorlar.


*


Oysa devir değişti.
15. yüzyılda yaşamıyoruz.
Artık Hıristiyanlardan ve Yahudilerden bile fazla olan kalabalık bir inanmayanlar kitlesi söz konusu...


*


Din âlimleri, kanaat önderleri, İslamcı düşünürler, yazarlar, çizerler...
“Öteki” dendiğinde sadece Hıristiyan, Yahudi ve diğer dine inananları değil, inanmayanları da hesaba katmalıdırlar.


*


-İnanmayanlarla birlikte nasıl yaşanacak?
-İnanmama hakkına nasıl bakılacak?
-İnanmayana saygı nasıl geliştirilecek?
Türünden sorulara da yanıtlar geliştirilmelidir.


Vay sapık vay


ADAM kalkmış, fetva veriyor.
Diyor ki:
“Altı yaşındaki çocukla da evlenilir.”


*


Bir de bu görüşüne ayeti yanlış yorumlamak suretiyle Kuran’dan delil getirmeye kalkışıyor.


*


Oysa sadece “İslam’ın emir ve yasaklarının ancak ve ancak akıl baliğ olmuş kimseler için geçerli olduğu” meselesini aklına getirse ve bunu düşünse...
“Nikâh” denilen dini uygulamanın ancak akıl baliğ olmuş kimseler arasında geçerli olabileceğini bilebilecek.


*


Ama adam sapık...
Fikir ne arar sapıkta.

Beyoğlu bu ‘eleman’ı benimsemeye başladı


Adamların İslamofobi’si bile bir başka oluyor

ADI: Mücahit...
“Ehlisünnet Televizyonu”
adı verilen bir kanal adına genellikle İstiklal Caddesi’nde sokak röportajları yapıyor.


*


Bu sarıklı ve cüppeli arkadaşın temel özellikleri şunlar:
-Osmanlı hayranı...
-Enteresan bir özgüvene sahip...
-Yeni Türkiyeci...
-Belirli bir mizah duygusuyla hareket ediyor...
-Fikirleri katı ama yaklaşımı yumuşak...
-Provokatif ama belli bir yerde durmasını biliyor.
-Biraz tanınınca son tahlilde sempati duyulacak biri...


*


İstiklal Caddesi’nin bin türlü marjinalliğe kapı aralayan atmosferi, ilk başlarda bu “elemanı” yadırgadı.
-“Ne iş” diyenler oldu.
-Şaşıranlar oldu.
-Tepki gösterenler oldu.
-Uzak duranlar oldu.


*


Fakat bir süre sonra...
Bu “eleman”, Beyoğlu’nun bin çiçeğinden bir çiçek haline geliverdi.
Yaptığı tüm trollüklere karşın artık çapkın bir gülümseme, anlayışlı bir sevecenlik, matrak bir yaklaşımla karşılanıyor İstiklal Caddesi’nin ışıltıları içinde.


*


Hiçbir şey tek taraflı değildir şüphesiz.
Bu “mücahit” kardeşimiz de...
İstiklal Caddesi’ne ilk geldiği gün gibi kalmadı.
En azından eskiden “pek irkiltici, pek yabancı, pek yadırgatıcı, pek kabul edilmez” bulduğu birçok tipe fena halde alıştı.
Tebliğin arasına sokuşturulan şakalar, ölçülü komiklikler, laf sokmalar, mavralar falan.


*


Sevdim ben bu buluşmayı.
Keşke herkes böyle buluşsa...

X