"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Durun, siz kardeşsiniz

24 Ocak 2012

Hem de öz kardeş.

* * *

“Ergenekon hiçbir şeydir” diyen...
Ümraniye bombalarını...
Danıştay baskını dalaveresini...
Cumhuriyet’e atılan bombaları...

Yazının devamı...

Tane tane yazıyorum: Türklüğü aşağılamadı

23 Ocak 2012

-  Bu yazıların amacı şuydu: Ermenilerde oluşan Türk nefretinin Ermeni kimliğinin inşasındaki rolünü anlatmak.
-  Hrant Dink, “Türk nefreti”nin Ermeni kimliğinin bir parçası haline gelmemesi gerektiğini, bundan kurtulmak gerektiğini ifade ediyordu. Kurtuluşun yollarını anlatırken şu ifadeyi kullandı: “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur.”
-  Esasen Diaspora’ya sesleniyordu: “Türk nefretiyle kanınızı zehirlemeyin” diyordu. Yani “zehirli kan” ile anlatmak istediği “Türk nefretiyle dolu zehirli kan” idi.
-  Yazının başına, ortasına, sonuna baktığınızda bundan başka bir anlam çıkmıyordu. Bırakın yazının başını, ortasını, sonunu... Yazının maksadına baktığınızda da meramın bu olduğu gayet netti.
-  Fakat böyle anlamadılar. Anlamak istemediler. Sadece o cümleyi cımbızla çekip Hrant hakkında “Türklüğü aşağıladığı” gerekçesiyle dava açtılar.
-  Mahkeme, “Burada Türklüğü aşağılama yok” diyen bilirkişi raporuna rağmen bastı cezayı. Üst mahkemeye itiraz edildi. Yine bilirkişi raporuna üst mahkeme de bastı onamayı...
-  Bu süreç içinde Hrant’ın adı “Türklüğü aşağılayan Ermeni yazar”a çıktı. Gösteriler yaptılar. Hedef gösterdiler. Tepindiler.

Yazının devamı...

Size Hrant’ı anlatayım

22 Ocak 2012

Amacım tanıdığım Hrant’ı hemşerilerine anlatmaktı. O yazıyı bazı küçük düzenlemelerle yeniden yayınlıyorum. Bu yazı, 'Gurur Duy Malatya' yerine 'Gurur Duy Türkiye' diye de okunabilir...

Ben Ahmet Hakan...

Şahadet ederim ki hemşeriniz Hrant Dink gurur duyulacak bir adamdı.

Delikanlıydı.

Hakikatliydi.

Ne bir haram yedi ne cana kıydı.

Çifte standartla işi olmaz, kimseyi arkadan vurmazdı.

Kılıçsızdı.

Yazının devamı...

Ne olduğum belli değildir benim

21 Ocak 2012

* * *

Doğrudur.
Benim ne olduğum belli değildir.
Doğrudur.
Şimdi de Ermeni oldum.

Yazının devamı...

Kışkırıyorlarmış

20 Ocak 2012

* * *
Eğer Ermeni kimliği nedeniyle katledilmiş bir aydına sahip çıkmak için “Hepimiz Ermeni’yiz” diyorsak...
Ve biz bunu dediğimiz için...
-  Birileri damarlarına basıldığını düşünüyorsa...
-  Birileri kışkırıyorsa...
-  Birileri gaza geliyorsa...
-  Birilerinin içlerindeki katil açığa çıkıyorsa...

Yazının devamı...

Aşk ile bir daha: Hepimiz Ermeni’yiz

19 Ocak 2012

-  Ben öyle sanıyordum ki: “Madem Hrant’ı sırf Ermeni kimliği nedeniyle katlettiniz, o halde hepimiz Ermeni’yiz, hadi bizi de katledin” anlamına gelen o güzelim “Hepimiz Ermeni’yiz” sloganı acayip tuttu.

-  Ben öyle sanıyordum ki: Hrant Dink davasından çıkan sonuç toplumun vicdanını kanattı, kimseyi tatmin etmedi.

-  Ben öyle sanıyordum ki: “Beyaz bereli” olmak ile “kahverengi gömlekli” olmak arasında artık bir fark kalmadı.

-  Ben öyle sanıyordum ki: Birine “Ermeni” denilmesinin hakaret addedildiği günler çoktan geride kaldı.

Yazının devamı...

Anlayana...

17 Ocak 2012

Ta yazdan beri tam gaz sürüyor bu moda.
Bilhassa Kemalist zaviyeden olaylara bakan köşe yazarlarının taşı gediğine oturttuğu düşünülen yazıları sanal âleme taşınıyor, ardından da “anlayana...” deniliyor.
Sadece “anlayana” yazılıp bırakılmıyor, sonuna mutlaka özenle “üç nokta” da yerleştiriliyor.

Bir örnek üzerinden gidelim:
Mesela Bekir Coşkun “19 Mayıs nerenize battı?” diye bir yazı mı yazdı?
O yazı hemen sanal âlemde paylaşılıyor, sonuna da “anlayana...” sözcüğü yerleştiriliyor.
Yani...

Yazının devamı...

Panelist oldum

16 Ocak 2012

İlk gençlik yıllarımda...
Akranlarımın çoğu “12 Eylül’ün apolitik ortamı”na su taşırken...
Ben o panelden bu panele koşturup dururdum.
“Bilsak” ya da “Mülkiyeliler Birliği” salonlarının duvarlarının dili olsa da anlatsa...
* * *
O günlerde...
Panellerin denklemi şöyle kurulurdu: Bir sağcı yazar, bir solcu yazar, bir de İslamcı yazar bir masada kıyasıya tartışırlar, biz de büyük bir açlık içinde seyre dalardık.

Yazının devamı...