"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Fenerli yazar neden bu kadar cesur oluyor

11 Temmuz 2011

Arabanın yanına ulaştım, kapısını açtım.    
Tam içeri girecekken bir otopark görevlisi telaşla yanıma geldi. 
Çok gizli ve tehlikeli bir iş yapıyor gibi sesini alçaltarak sordu:
“Sen gazetecisin bilirsin abi... Fener’i küme düşürürler mi?”Endişelere gark olmuş bir hali vardı. Verilecek cevaptan bir umut devşirmek istiyordu.
Yatıştırmaya çalıştım kendisini...
“Her şey olacağına varır” türü, hiçbir anlama gelmeyen lakırdılar ettim.

Yazının devamı...

İtiraf edeyim bu kadarını CHP’den beklemiyordum

10 Temmuz 2011

Hazırlıksızlıklarını, plansızlıklarını, derme çatma hareketlerini ben de ağır bir dille eleştirdim.
Dahası...
Etki altında kalacaklarını, hiçbir şey elde etmeseler de pes edip yemin edeceklerini, direnemeyeceklerini, Dayanamayacaklarını düşündüm.
Hatta kendi içlerinde bir çatlama olacağını bile bekledim.
Şimdi itiraf ediyorum:
Fena halde yanılmışım.
* Bütün “Yanlış yapıyorsunuz” baskılarına karşın...

Yazının devamı...

Hiçbir delikanlı Fehmi Koru gibi eylem yapmaz

9 Temmuz 2011

“Gençliğimde ‘eylemci’ bir yönüm vardı, oradan biliyorum” imasında bulunarak şunları yazıyor:
“Eylemlerde önemli olan eylemi başlatmak değil, sonuçlandırmaktır. ‘Boykot’, bir yeni uygulamayı zorlamak, var olan bir uygulamayı sona erdirmek ve hak almak için girişilen bir eylem türüdür; sonuç almak eylemcilerin elinde değildir. Bu yüzden de, eyleme başlarken sonuç alınamadığı takdirde ne yapılacağına dair bir ‘B Planı’ bulunması gerekir”.
Gülümsedim bunları okuyunca. Ve şunu dedim:
Sanırım bizim Fehmi Abi hem hiç genç olmamış, hem de eylem adı altında hesaplı kitaplı işler yapmış.
* * *
Fişek gibi delikanlı bir eylemci, hiç de öyle “hesaplı-kitaplı” eylemler yapmaz.
Delikanlı adam takar mı hiç “b planı”, “c planı”?

Yazının devamı...

İşte Tayyip Erdoğan’ın en yakın 10 yoldaşı

8 Temmuz 2011

Zamanla şöyle bir şey oldu:
Abdullah Gül Çankaya’ya çıktı, Abdüllatif Şener hareketi terk etti.
Ve bir süre sonra da Erdoğan, “mutlak egemen” oldu.
O kadar egemen oldu ki, artık adının hizasına başka isimler yazılamaz.
Artık sadece “Tayyip Erdoğan ve yoldaşları”ndan söz edilebilir.
Peki kimdir şu anda Erdoğan’ın en yakın 10 yoldaşı?
Ben kişisel izlenimlerime göre bir liste çıkardım.

Yazının devamı...

Yeni kabineye dair gelişigüzel notlar

7 Temmuz 2011

Yani “Ustalık kabinesi”nin Başbakan Erdoğan açısından şifresi şudur: “Kimsenin nazını çekmeye niyetim yok.”
İsimler belirlenirken hallaç pamuğu gibi dağıtma söz konusu olmamış. Bülent Arınç orada, Beşir Atalay orada, Ali Babacan orada, Recep Akdağ orada, Binali Yıldırım orada, Hayati Yazıcı orada, Mehdi Eker orada, Veysel Eroğlu orada... Yani “devrimci bir yaklaşım” söz konusu değil. Ama Vecdi Gönül’ün yeni dönemde Milli Savunma Bakanlığı koltuğunda olmaması bile başlı başına “devrim gibi” bir şey.

Nimet Çubukçu eğitimin başından gitti... Galiba Ali Demir’in bile başına patlamayan kabak, onun başına patladı.

“Bizim Suat” bakan oldu. Bir meslektaş dayanışması hissiyle memnun oldum.

Yazının devamı...

İki operasyon 10 benzerlik

5 Temmuz 2011

-  İKİ: Şike baskını da, tıpkı Ergenekon’un ilk dalgası gibi tozu dumana kattı.
-  ÜÇ: Ergenekon baskınlarında dokunulmaz sanılan generallere dokunulmuştu. “Şike baskınında da futbolun dokunulmaz sanılan bazı generallerine dokunuldu.
-  DÖRT: Şike baskınında da, Ergenekon baskınında da düğmeye basan isim aynı: Savcı Zekeriya Öz.
-  BEŞ: Şike baskınında da, tıpkı Ergenekon’da olduğu gibi “yeni dalgalar” gelebilir.
-  ALTI: Ergenekon ile şike baskını arasındaki bir benzerlik daha: İkisinin de inananı var, inanmayanı var.
-  YEDİ: Ergenekon operasyonuna karşı olanlar, “muhalifleri sindirme harekâtı” demişlerdi. Şike operasyonuna karşı olanlar da aynı cümleyi kullanıyorlar: “Fenerbahçe’yi sindirme harekâtı”.
-  SEKİZ: Ergenekon operasyonunda olduğu gibi şike baskınında da şu meşhur “hukuki niteleme” hemen yürürlüğe girdi: “Masumiyet karinesi”.

Yazının devamı...

Süheyl yüzünden program terk etmek

4 Temmuz 2011

BİR: Eleştiriye tahammülsüzdür.
İKİ: Dili saldırgandır.
Nereden mi biliyorum? Kendimden...Süheyl Batum, Vatan gazetesinde köşe yazıyordu.
Ben de kendisini eleştirmiştim.
Bana cevap olarak “Seni gidi dönek... Seni gidi Nişantaşı özentisi...” havasında bir yanıt vermişti. O günlerde “Dalaksız” suçlaması henüz piyasaya sürülmediğinden “Seni gidi dalaksız...” dememişti.
Kısacası...
Süheyl Batum’un tahammülsüzlüğü ve saldırgan dili, kişisel tecrübelerimle test edilip onaylanmıştır.

Yazının devamı...

İkisi de mümkündür

3 Temmuz 2011

Hem Mehmet Haberal’ın dünya görüşüne şiddetle itiraz etmek, hem de onun uğradığı haksızlıklara şiddetle isyan etmek mümkündür.
Hem “iktidar yargıya müdahale etmesin” demek, hem de iktidardan haksız bulduğu bir yargı kararına karşı tutum almasını beklemek mümkündür.
Hem çetelere, darbelere sonuna kadar karşı çıkmak, hem de çetelerden, darbelerden yargılanan sanıkların hukuki haklarını sonuna kadar savunmak mümkündür.
Hem Mustafa Balbay’ın geçmişte yazdığı “yargı kararları da milli iradeyi yansıtır” cümlesini hatırlatmak, hem de Balbay’ın tahliye edilerek milli iradenin tecelli etmesini savunmak mümkündür.
Hem CHP’nin plansız programsız giriştiği yemin etmeme eylemini yerden yere vurmak, hem de ortaya çıkan haksızlığı gidermeyen, gidermek istemeyen iktidara iki çift laf etmek mümkündür.

Muhafazakârlar arasında komploculuk cereyanı

Yazının devamı...