"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

30 Ağustos hutbesini Atatürk’süz okutmak

Misli görülmemiş bir inkârdır.

İnsafsızca, kabaca, pervasızca bir haksızlıktır.

*

Hakkaniyetsizliğin doruk noktasıdır.

*

Süleymaniye’yi Mimar Sinan’sız bırakmaktan bir farkı yoktur.

*

Kapı gibi sağlam bir hakikati, cüretkârca rettir.

*

Hakkı teslim etmeye vicdansızca yanaşmamaktır.

*

İstanbul’u Fatih fethetmemiş gibi yapmakla eşdeğerdir.

*

Saklanmaz gerçeği, zavallıca saklama çabasıdır.

*

Tarihle dalga geçmektir.

*

Müthiş bir kadirbilmezliktir.

*

Hakikatle araya kalın bir perde çekmektir.

*

Ayıptır, yazıktır, günahtır.

İKİ OLAY/İKİ YORUM

BATMAN: Batman otogarında adamın biri, birini bıçaklamış... Bıçaklanan yerde kıvranıyor, bıçaklayan başında kayıtsızca bekliyor... Polisler de olayı seyrediyor... 90’ların ünlü nidasıyla haykırıyorum: Nerede bu devlet?

İDLİB: İdlib’de acayip işler dönüyor... ÖSO mensubu olduğu söylenen tipler, Türkiye sınırına dayanıp hem Türkiye aleyhinde sloganlar atıyorlar hem de kapağı Türkiye’ye atmak istiyorlar... Aman safları sıkı tutalım da giremesinler!

30 Ağustos hutbesini Atatürk’süz okutmak

RTGD ÖDÜL TÖRENİNDEN AZICIK KİŞİSEL İZLENİMLER

Bizdeki ödül törenleri genelde dağınık olur, uzar, bitmek bilmez... Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nin ödül töreni ise su gibi aktı... Ne fazlası vardı ne eksiği! Ödülleri takdim eden isim Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı... Böyle olunca da hiç kimse “Ben niye ödülümü Cumhurbaşkanı’nın elinden almadım” demedi, diyemedi.

*

Protokole yönelik gözlemlerim: Mustafa Şentop’ta uyumlu gözükmeye çabalayan bir eda vardı... Bekir Pakdemirli’de bütün tartışmalardan alnının akıyla çıkmış bir eda vardı... Ömer Çelik’te az sonra muazzam bir espri patlatacakmış gibi bir eda vardı... Süleyman Soylu’da “Bu gece de amma sosyalleştik ha!” diyen bir eda vardı... Hayati Yazıcı’da törenin bir an önce bitmesini bekleyen bir eda vardı... Mahir Ünal’da az sonra bilgece bir söz söyleyecek eda vardı...

*

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, medyayla ilgili işleri seviyor, hem de çok seviyor! Tören boyunca hiç sıkılmamış olmasını bundan başka bir şeyle açıklamak mümkün değil! Emine Erdoğan ise kadınlarla ilgili vurgulara dikkat kesilmiş durumda. RTGD’nin yönetiminin kadın ağırlıklı olduğunun vurgulanması sırasında hararetle alkışlamasını başka bir şeyle açıklamak mümkün değil!

*

Bazıları sırf artistlik olsun diye bu tür törenlerde gerilere kaçarlar ya... Ben de ödülümü aldıktan sonra gerilere kaçmaya çalıştım ama yemin ederim artistlik olsun diye değil... Kendimi içgüdüsel olarak böyle yaparken yakaladım! O denli geride durmuşum ki bizim Hürriyet’in kıdemli foto muhabiri Rıza Özel, “Seni çekemedim... Gel şöyle önlere... Yahu niye gerilere gidiyorsun...” falan diye beni zorla ön kısımda bir yerlere getirdi.

BABACAN İLE DAVUTOĞLU ARASINDAKİ FARKLAR

Babacan sessiz ve derinden... Davutoğlu gürültülü ve yüzeyden...

*

Babacan temkin abidesi, ihtiyat kumkuması... Davutoğlu dil yarası...

*

Babacan esnaf, tüccar... Davutoğlu entel ama dantel değil.

*

Babacan beyaz muhafazakâr Türk... Davutoğlu sınıfsız, kaynaşmış...

*

Babacan kapitali kurtarmaya talip... Davutoğlu dünyayı kurtarmaya...

*

Babacan’ın arkasında Gül var... Davutoğlu’nun arkasında egosu.

*

Babacan baştan sona düz yazı... Davutoğlu şiirimsi...

*

Babacan rakamsal... Davutoğlu nutuksal...

*

Babacan renk vermezgillerden... Davutoğlu tripligillerden...

AHMET TÜRK’ÜN ÖNEMİ

Kendisiyle fotoğraf vermekten kaçınılmayan...

Kendisinin ziyaret edilmesinde sakınca görülmeyen...

Kendisine destek olmaktan çekinilmeyen...

HDP’de neredeyse tek isim Ahmet Türk’tür.

*

HDP, bu açıdan Ahmet Türk’ün kıymetini bilmelidir.

SENSÖRLÜ MUSLUK ÖFKESİ

ELİMİ uzattığım anda akmaz. Elimi çektiğim anda akmaya başlar. Tekrar elimi uzattığımda akmaz. Sonra birden akmaya karar verir. Ben sensörlü sıvı sabunla uğraşırken akar. Hemen elimi uzattığımda “şak” diye kesilir. Sıvı sabuna yönelirim, bu sefer o da akmaz.

*

Kısacası sensörlü musluk, mucidini hiç de hayırla yâd etmediğim bir icat.

BANALLİĞİN ÇEKİCİLİĞİNE KAPILDIĞIM ANLAR

Seren Serengil’in hayat maceralarını izlediğim her anda...

*

Düğün salonlarında Ankara havalarıyla oynayanları gördüğümde...

*

Yılmaz Morgül’le ilgili herhangi bir şeye maruz kaldığımda...

*

Yılda 30-40 tane çekilen yeni dönem komik Türk filmlerini seyrettiğimde...

X