"Adnan Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Adnan Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Adnan Kaya

Nereden bakarsanız bakın, baştan yanlış!

CHP eğer iktidar olacaksa bunu son seçimde ülke genelinde kazandığı 242 belediye başkanının performansıyla yapacak.


Ama geçen 4 ayda yaşananlara bakınca, insanın kafasında soru işaretleri oluşuyor.
Örnek mi?
Çok, ama ben son ikisini hatırlatayım:
Biri, İzmir’in Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan...
Kendisini önce oy çokluğuyla Karaburun Belediyesi Personel Limited Şirketi’ne müdür olarak atadı.
8 bin liralık maaşının yanında ‘huzur hakkı’ adı altında 7 bin 500 TL maaş bağladı.
Sonra gerek kamuoyundan, gerek partisinden (hatta genel başkanından) gelen tepkiler üzerine önce huzur hakkını eğitime bağışladı, ardından da istifa etti.
Diğeri, İzmir’in Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur...
Üniversite son sınıf öğrencisi oğlu Efe’yi, 7 bin TL maaşla, belediyeye ait Torbalı Personel Özel Güvenlik Gıda İnşaat Temizlik Şirketi A.Ş.’ye genel müdür yardımcısı yaptı.
Gelen tepkiler üzerine yazılı açıklama yaparak, “Verdiğimiz görev onun maaş ya da makam alması için değil. Bu karar tamamen güven esaslıdır” dedi.
Yani oğlunu, güvenebileceği başka kimse olmadığı için bu göreve getirdiğini ima etti.
Birkaç saat sonra, “Öncelikle yaşanan olayla ilgili herkesten özür dilerim. Belediye üzerinden zor durumda bıraktığım kişilerin daha fazla linç edilmesine müsaade etmeyeceğim. Eğer ortadaki yanlış oğlumun ücretli görev alması ise işine bugün itibariyle son veriyorum” şeklinde ikinci bir açıklama daha paylaştı.
Neresinden bakarsanız bakın, ne yapılanlar, ne de savunmalar kabul edilebilir şeyler değil.
Hani derler ya, özrü kabahatinden büyük, aynen öyle!
İnsan, koskoca İzmir’de, CHP örgütünde bu makamlara getirecek kimse yokmuş gibi kendisini, oğlunu atamayı nasıl izah edebilir?
Hele de genel başkanının, Afyonkarahisar kampında topladığı başkanlara, “Liyakat çok önemli. Partizanca atamalardan uzaklaşın. İşi ehline vereceksiniz. Uzun bir ‘Adalet Yürüyüşü’ yaptık. Belediyeyi adaletle yöneteceksiniz ki, oy vermeyenler bile size saygı duysun” dediği bir ortamda bu yapılanlar şaka gibi...
Bakalım, genel merkezin bu ve benzeri olaylara karşı tavrı ne olacak?
Yoksa, iktidar yine hayalden öteye gitmez, bilesiniz!

***

Onlarcası daha güzel olmaz mıydı?

SEVGİLİ Doğan Hızlan, 6 Mart 2000’de Hürriyet’teki köşesinde şöyle yazmış:
“Ölüm ilanları bize üzüntü veren, ama haber değeri olan ilanlardır.
Okuduğunuzda bir tanıdığınızın, bir yakın dostunuzun acısı birden içinize çöker.
Rahmetli bir doktor arkadaşım, sabah uyanır uyanmaz ilk olarak gazetelerin ölüm ilanlarına bakardı.
Bu, acıya duyduğu saygı kadar, protokol düşkünlüğünden de kaynaklanırdı.
Sevdiği bir dostunun, yakınının cenazesine gitmezse kendisini affetmezdi.
Ölüm ilanlarını okuyarak hayatın çetelesini tutarız.
Nice kişiyi ölümlerinden sonra bu ilanlardan tanırız.
Toplumdaki yerini, ülkesine yaptığı önemli hizmetleri tarih bile unutmuştur, ölüm ilanı son kez hatırlatır.
Tek bir cümle, koskoca bir biyografinin özetlenmesidir.”
Şimdi, “Hayırdır, bu da nereden çıktı?” diyenleriniz olabilir.
Hafta sonu kaybettiğimiz, 72 yıllık ömründe devlete; belediye başkanlığı, milletvekili, ilk kadın turizm, çevre ve devlet bakanı olarak hizmet veren Işılay Saygın için kimler başsağlığı ilanı vermiş diye merak ettim de oradan aklıma geldi.
Atladığım kişi ya da kurum varsa şimdiden özür dilerim.
Benim gördüklerim şunlar:
TBMM, (bağışçısı olduğu) Darüşşafaka, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Alper Çizgenakat Gönüllüleri Derneği, Ege Telgraf, Yeni Gün, Naile Göçen Çukurova, Mustafa Göçen, Melek - Ertuğrul Önen, Semra - Kemal - Sibel - Mazhar - Özge Zorlu ve Kadir Ferahlı.
Topu topu 11 ilan.
Merhume ile öyle arkasından, ‘şöyleydi, böyleydi’ diye yazı yazacak kadar tanışıklığım yoktu.
Ama biliyorum ki, en azından İzmir’de dokunmadığı insan, kurum, kuruluş, STK, firma vs. yok gibiydi.
Başta İzmirliler olmak üzere, herkesin “Işılay Abla”sı idi...
Düşünüyorum da, -Ertuğrul Özkök’ün deyişiyle- hangi ölçü birimi, hangi metrik sistem onun yaptığı hizmetleri ölçebilir?
Hangi halkla ilişkiler şirketi, siyaseti bu kadar sempatik, bu kadar ‘Abla’ bir imaj haline getirebilir?
Böylesi bir insan için 11 değil, onlarca vefat ilanı daha güzel olmaz mıydı?

***

Minik bir not: Eleştiri ve önerileriniz için doğrudan bana ulaşırsanız sevinirim.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI