"Adnan Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Adnan Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Adnan Kaya

Medyanın yağmurla imtihanı

EVET, biz Egeliler yağmura hasretiz.

Neredeyse damlası bile bizi rahatlatmaya yetecek!
Ama geçen salı günü İstanbul’da yaşamadığımıza veya o gün orada olmadığımıza inanıyorum ki bir çoğumuz şükür ediyordur.
Türkiye’nin megakenti sağanak yağışa adeta teslim oldu.
Birçok yeri su basarken araçlar yolda kaldı, bazı vatandaşlar yüzmek zorunda kaldı.

Medyanın yağmurla imtihanı

Metro ve tramvay hatlarında da su baskınları yaşandı.
Birçok kavşak ve viyadük su altında kalırken, metrobüslerin içine su doldu.
Avrasya Tüneli 30 dakika süreyle ulaşıma kapandı.
Vatandaşlar, belediye çalışanları tarafından kurtarıldı.

Medyanın yağmurla imtihanı

Meteorolojinin paylaştığı bilgiye göre, son 32 yılın en yağışlı gününde Silivri’de metrekareye 128 kilogram yağış düşerken...
Kuzeyden gelen serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıklarının birleşmesi sonucu oluşan ve ‘süper hücre’ diye adlandırılan yapıların neden olduğu söylenen bu afetin 150 - 200 milyon TL’lik sigortalı hasara neden olduğu tahmin ediliyor.

Medyanın yağmurla imtihanı

 

KİMİNDE MANŞET KİMİNDE VAR YOK ARASI

Çarşamba sabahı gazetelere baktım, haberi nasıl görmüşler diye...
* Survivor İstanbul (Posta)
* 24 saatte şehir durdu (Milliyet)
* ‘Süper hücre’ felaketi (Vatan - Akşam)
* Yağmur Adam (Haber Türk)
* İstanbul’u sel aldı (Star)
* Yüzyılın yağmuru (Sabah)
* 7 kulaç İstanbul (Hürriyet)
* İstanbul sular altında (Cumhuriyet)
* Halkın imdadına halk yetişti (Sözcü)
* Zerre kadar ders almamışsın eyyy Kadir Topbaş (Yurt)
* Süper hücre yıktı geçti! (Yeni Asır)

 

DÜNYANIN HİÇBİR KENTİNDE FARKLI OLMAZ

Hiç şüphe yok ki, yaşananlar kelimenin tam anlamıyla bir afet!
Geçmişten gelen altyapı sorunları, aşırı betonlaşma, derelerin hala ıslah edilememiş olması, çarpık yapılaşma gibi etkenler de eklenince ortaya çıkan manzara kaçınılmaz.
Değil; İstanbul ve Türkiye’nin kalan 80 ili, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın hiçbir kentin kazasız belasız atlatabileceği bir tablo olduğunu da düşünmüyorum.
Ancak, iktidar yanlısı diye nitelenen gazetelerin özellikle birinci sayfalarında hani ‘İstanbul’da hayat durunca Türkiye’de hayat durur’ diye nitelenen megakentte yaşananları küçücük görüp...
Tüm olan biteni ‘doğal afet’, ‘32 yılın rekoru’, ‘süper hücre’ üçlüsüne bağlayıp konuyu kapatırken...

 

İZMİR’DE YAŞANSAYDI BAKIŞ NE OLURDU?

Aklıma, “Ya İzmir’de yaşansaydı?” sorusu geldi.
* Yüzme bilmeyen sokağa çıkmasın.
* Yağmurla birlikte sokaklar kazlar ve ördekler için doğal yaşam alanına dönüştü.
* Tarihi kanal, viyadük, altgeçit.
* Yüzen metro, otobüs, tramvay.
* Beceriksiz belediye.
* (Siz de aklınıza geleni ekleyebilirsiniz!)
Gök delindi mi, iktidarın - muhalefetin yönettiği kent diye bakmıyor.
Altyapı sakatsa İzmir, İstanbul, Ankara vs dinlemiyor.
Önüne çıkan ne varsa alıp götürüyor.
Olan vatandaşa oluyor.
Sizin olan biteni görmemeniz, kentine göre farklı yorumlamanız, üç maymunu oynamanız, kör göze parmak sokmanız vs bu gerçeği değiştirmiyor.

 

***


PORTRE

 

Turizm okudu ama
hayali ağır bastı

Medyanın yağmurla imtihanı

EZGİ Su Kaplan, Balıkesir Burhaniye’nin yerlisi öğretmen bir anne - babanın çocuğu.
Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm İşletmeciliği’nde okudu.
Mezun olduktan sonra İstanbul’a gitti, bir süre turizm sektöründe çalıştı.
Ancak aklında hep ailesine, arkadaşlarına, soyadlarına layık kaliteli ve lezzetli zeytinyağı üretmek vardı.
Anne - babasının da cesaretlendirmesiyle büyük şehrin hızlı ve stresli hayatını arkasında bırakıp hayalini gerçekleştirmek için Burhaniye’ye döndü.
Ezgi Su Kaplan, o günden beri, hiçbir kimyasal kullanmadan, geleneksel tarım yöntemleri uygulayarak, önceleri sadece kendileri için ürettiği yüksek kalitede zeytinyağını daha geniş bir kitleye ulaştırmak ve bu deneyimi tüm zeytin dostlarıyla paylaşmak için butik bir markaya dönüştürdü.
Ege’nin naif doğası, iklimi ve insanından yola çıkarak ismini de ‘Naif Ege’ koydu.
Şimdilerde, Hisarköy’deki bahçeden elle toplanan zeytinlerden aynı günün akşamı kontinü sistemde soğuk sıkım yöntemiyle sıkılan yağlarını sipariş üzerine yurdun dört bir köşesine ulaştırıyor.

 

EMEKSİZ YEMEK OLMAZ

Aldous Huxley’in dediği gibi, “Tüm ağaçları severim, ama zeytinin yeri bir başka! Her şeyden önce onun simgeledikleri, yapraklarıyla barış, altın renkli yağıyla mutluluk” diyor ve ekliyor:
“Babam, ‘Emeksiz yemek olmaz’ der.
Zeytin de her güzel şey gibi sabır ve emek istiyor.
Zeytinliklerimiz kuzeyde Kazdağları, güneyde Madra Dağları arasında kalan bölgede yer alıyor.
Bu dağların oluşturduğu jeolojik konum nedeniyle, meltem, imbat ve poyraz rüzgarlarının hakim olduğu Burhaniye, İsviçre’deki Alp Dağları’yla birlikte dünyanın oksijen oranı en yüksek ender yerlerinden biri.
Kuzey Ege’nin naif, yumuşak iklimi ve verimli toprakları Türkiye’nin en lezzetli zeytinlerini yetiştiriyor.
Bu zeytinlerden üretilen düşük asitli ve yöreye has güzel kokulu zeytinyağları nefis bir aromaya sahip.
Naif Ege’nin üreticisi olarak ben de doğal gıda sevgimle, yoğun ve yıkıcı modern tarıma mesafeli duruşumla, şeffaf ve açık üretimimle elde ettiğim altın renkli zeytinyağımı beğeniye sunuyorum. Hayatı, barışı ve zeytini seviyorum!”

 

BENİM ZEYTİN AĞACIM

Malum, sağlıksız beslenmenin yaygınlaştığı günümüzde Akdeniz tipi beslenme sağlıklı ve uzun bir yaşamın anahtarı olarak kabul ediliyor.
Akdenizli yaşamın temel unsurlarını ise zeytin ve zeytinyağı oluşturuyor.
Zeytinyağını sofralarından eksik etmeyen Akdenizlilerde kalp ve damar hastalıklarının başka bölgelerde yaşayanlara nazaran çok daha az görüldüğü istatistiklerle de kanıtlanmış.
İşte, Ezgi Su Kaplan da Akdenizli yaşamı benimsetmek ve sağlıklı bir toplumun oluşmasına katkıda bulunmayı kendisine amaç edinmiş.
Ve bu doğrultuda “Benim zeytin ağacım” isimli bir proje geliştirmiş.
‘4 Mevsim - İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış’ ve ‘2 Mevsim - İlkbahar, Sonbahar’ diye iki paket oluşturmuş.
Bir paket seçiyorsunuz ve zeytin ağacınızı 1 yıllığına sahipleniyorsunuz.
Adınıza, ağacınızla ilgili bilgileri içeren bir sertifika düzenleniyor.
Ocak, nisan, temmuz ve ekim sevkıyat tarihlerinde tercih ettiğiniz paket uyarınca, sahiplendiğiniz ağaçtan elde edilen ürünler ücretsiz kargoyla adresinize teslim ediliyor.
Yıl boyunca zeytinsiz, zeytinyağsız ve zeytinyağlı sabunsuz kalmayacağınız gibi aynı zamanda yerel üreticiyi de desteklemiş oluyorsunuz.
Zamanı geldiğinde ağacınızdan hasat edilen zeytinlerin zeytinyağı yolculuğuna eşlik edebildiğiniz gibi...
Take sıkım zeytinyağınızın tadına da bakabiliyorsunuz.
Ve eğer isterseniz kendi ağacınızın hasadını yapabiliyor ya da istediğiniz zaman gelip ağacınızı kucaklayabiliyorsunuz!
Bunun gibi benzer projelerle bu mucize meyveye dikkat çekmeye çalışan o kadar çok üretici var ki...
Ezgi Su Kaplan sadece bir örnek.
Genç ve kadın kotasından pozitif ayrımcılığı hak ediyor!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI