"Adnan Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Adnan Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Adnan Kaya

Dilerim, aynısı olmaz

İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, geçen hafta içinde ‘A Takımı’nı açıkladı.

 
İzfaş, İzulaş, İzdeniz, Metro, İzelman, İzbeton, İzbelcom, Grand Plaza, İzenerji, Ünibel, Ege Şehir Planlama, Bay-San’ın yönetim kurulu başkanları ve genel müdürleri, Büyükşehir Belediyesi Basın Müdürlüğü’nden yapılan açıklamayla kamuoyuyla paylaşıldı.
İsimleri bir kez daha tekrar edip yerimden çalmak istemiyorum.
Toplam 12 birimdeki 24 kişiden 7’si eski (yani mevcut), 17’si ise yeni görevlendirme.
‘A Takımı’ndaki -İzfaş ve İzbeton yönetim kurulu başkanlığı görevlerini üstlenen Soyer dahil- isimlerin 20’si erkek, 3’ü kadın.
Aralarında eski belediye başkanı da var, eski ilçe başkanı da var, belediye başkan aday adayı da var, avukat da var, mimar da var.
Şüphe yok ki, her biri birbirinden değerli, üstlendikleri sorumlulukların bilincinde insanlar.
Ama kritik atamalara bakıldığında parti içi ve ittifak dengeleri dikkat çekiyor.
Gönül isterdi ki temel kıstas sadece ve sadece bilgi, birikim, donanım, dinamizm, liyakat olsun.
Daha çok genç bu makamlarda yer alsın.
Yeni vitrinde yeni yüzler bulunsun.
Sanıyorum bir önceki döneme ilişkin eleştirilerin başında bir türlü bu ‘A Takımı’ denilen kentin geleceğine yön ve şekil verecek ekibin oluşturulamadığı geliyordu.
Basın olarak biz bile birçoğunu bırakın tanımayı, adlarını bile hafızamızda tutamıyorduk.
Dilerim, aynısı olmaz. Onları daha çok halkın içinde görür, simalarını ve isimlerini unutmayız.

 
Bu dünyadan bir Akın Amca geçti

HANİ Mevlana demiş ya, “Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok. Nice elbiseler gördüm içinde insan yok” diye...
İşte, Akın Amca’nın (Kuşcan) da üzerinde öyle şıkır şıkır giysiler yoktu. Ama o elbiselerin içinde kocaman bir yürek, bilge bir adam vardı.
En iyilerini almaya imkanı varken, o hep en sadeyi ve gösterişsizi tercih ederdi.
“En büyük ders hayatı öğrenmek” der, “Yaşamayı, insanları, doğayı seviyorum. Sevdikçe de seviliyorum ve mutluluğuma mutluluk katıyorum” diye de eklerdi.
İlerleyen yaşına rağmen hala çalışmadan duramayan, kıpır kıpır, ailesine düşkün, dürüstlükten asla ödün vermeyen, kalbi temiz, paylaşımcı, inatçı, içmeyi ve muhabbeti çok seven, çocukla çocuk, büyükle büyük olmayı başarabilen bir gönül insanıydı.
Şartları nedeniyle okuyamamış ancak hayat mektebinden çok ders çıkarmış, neşeli, esprili, her söze şiirle yanıt verebilen babacan bir adamdı.
Alçak gönüllüydü, hırslarından arınmıştı, kanaatkardı, alının terinin dışında bir şey istemeyen, kimseye minnet etmeyen biriydi.
Hayatta yaşadığı ve yaptığı hiçbir şeyden pişmanlığı yoktu, “Çoğunun doğru olduğuna inanıyorum. Çünkü şu anda dünyanın en mutlu ve huzurlu insanıyım” diyecek kadar da kendinden emindi.
Şekle takılıp kalmayıp, hayatın amacını, insanlığın özünü, katıksız insan olabilmeyi keşfeden enden insanlardandı.
O, ünlüsünden ünsüzüne damak tadına düşkünlerin lezzet adresi Urla Özbek’teki Akın’ın Yeri’ne adını veren ve tırnaklarıyla kazıyarak bugünlere getiren kişiydi. Ama buranın gizli kahramanı gibiydi, ortalıkta pek görünmezdi. Adı tabelada vardı, kendi yoktu.
O marka balık restoranının az ilerisinde ilk bakışta kulübeden farksız bağevini andıran mütevazı bir yerde geçirirdi günlerini.
Mutluluğu çok uzaklarda arayıp tükettikçe tüketenlerin ondan öğreneceği çok şey vardı.
Işıklar içinde uyusun!
(Katkıları için sevgili meslektaşım Özgür Kaynar’a sonsuz teşekkürler...)

 
Kimin umrunda?

GEÇEN cumartesi akşamı, neredeyse tüm hafta boyunca olduğu gibi, saat 23.45 sıralarında birbiri ardına patlatılan havai fişeklerle irkildik.
Kim bilir, kızım ve tüylü dostum gibi kaç çocuk ile hayvancağız zıplayıp uykularından uyandı.
Bebeği, yaşlısı, hastası bir şov uğruna gecenin yarısında sıkıntı çekti.
Ama kimin uğrunda?
Bıkmak yok, etkili yetkilisi buna ‘Dur’ diyene kadar yazmaya devam!
Nokta.

 
Açık çağrı

NE yazık ki, İzmir’deki parkların bir çoğu pis, bakımsız ve korumasız.
İti, kopuğu, tinercisi, orada.
Zulada bıçak da var, alkol de var, bali de var.
Altlarındaki uyduruk motosiklet ve otomobillerle hız denemeleri bile var.
İnsan bırak oturmayı, çoluğunu çocuğunu oynatmayı, geçmeye bile korkuyor.
Örnek mi? Bayraklı 1593/22 Sokak’taki park.
Geçtim geceyi, gündüz vakti bile aynı manzara.
Güvenlik güçlerine açık çağrı yapıyorum.
Lütfen devriye ekipleri daha sık dolaşsın.
Bilmeden de olsa kimsenin burnunu kanatacak olaylar yaşanmasın!


Minik bir not: Eleştiri ve önerileriniz için doğrudan bana ulaşırsanız sevinirim.

X