"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Darbede karanlık noktalar

DARBE bastırıldı ancak tehlike devam ediyor.

Ele geçirilemeyen özel birliklerin kozmik hedeflere yönelik suikast girişiminde bulunmasından endişe ediliyor. Ama asıl önemli olan, darbede kim ne yaptı, kim kiminle işbirliği halindeydi gibi sorular henüz netleştirilemedi. Bazı karargâhların ve komutanların pozisyonu net değil. Ciddi kuşkular var.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan darbecilere karşı meydan okuyup, halkı sokağa davet ettiği ana kadar olan pozisyonlar ile darbecilerin kaybetmeye başladığı andan itibaren elde edilen pozisyonlar arasında farka dikkat etmek gerekiyor.

 

TABURU ÇIKARMASAYDIM VEKİLLER GİREBİLİR MİYDİ

 

Darbe girişimi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği sayesinde önlendi. Başbakan Binali Yıldırım soğukkanlı bir yönetim sergiledi. Bazı komutanlar darbecilerin değil, demokrasinin yanında yer aldı. Merkez medya darbecilerin direncinin kırılmasına, milletin demokrasiye sahip çıkmasına öncülük etti. Polis teşkilatı darbenin önlenmesinde çok büyük görevler ifa etti. Tanklara karşı çıkan halkımız demokrasi destanı yazdı. Milletvekilleri ağır bombardıman altında Meclis’te toplanarak, müthiş bir direniş gerçekleştirdi. Meclis Başkanı İsmail Kahraman, isabetli bir kararla darbe gecesi savaş uçakları tarafından vurulan bölümlerin, ‘Demokrasi Müzesi’ne dönüştürüleceğini açıkladı. Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, demokrasi müzesinin bir bölümüne darbe gecesi Meclis’te olan milletvekillerinin isimlerinin yer almasını önerdi.

 

Milletvekillerinin Meclis’te darbeye karşı direnişlerini eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek’le konuştum. “Ben Meclis başkanı olduğum dönemde Meclis’teki taburu kaldırmıştım” diye hatırlattıktan sonra sordu, “O zaman askeri Meclis’ten çıkarmasaydım, milletvekilleri o gece Meclis’e girebilir miydi?”
Meclis’teki askeri taburun kaldırılması çok konuşulmuştu. Ama askeri Meclis’ten çıkaracak iradeyi Cemil Çiçek göstermişti. “Meclis’teki tabur,

 

Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı’na bağlıydı. Meclis’teki komutan Muhafız Alay Komutanı’na bağlıydı. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın görevi darbe dönemlerinde Cumhurbaşkanı’nı teslim almaktı, Meclis’teki taburun görevi de Meclis’i teslim almaktı.” Milattan önce değil, 18 Aralık 2011 tarihine kadar, Meclis’in güvenliğinden asker sorumluydu.

 

MUHAFIZ ALAYI KALSAYDI ERDOĞAN ‘EKS’ OLMUŞTU

 

Cumhurbaşkanlığı külliyesi Beştepe’ye taşınınca Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Çankaya Köşkü’nde kalmıştı. 15 Temmuz darbe girişiminde Ankara sokaklarına çıkan askerler, “Silahları Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’ndan aldık” dedi. Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muhafız Alayı’nın koruduğu bir yerde olsaydı, anında “eks” olmuştu. 27 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı teslim alan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı Osman Köksal’dı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaverlerinin darbeci çıktığını hatırlatmaya bilmem gerek var mı?

 

Darbeye ilişkin aydınlatılması gereken karanlık noktalar var.

 

Darbe istihbaratının zamanında alınamaması büyük bir aksaklık. Ama işin daha vahimi MİT, saat 16.00’da darbeyi haber vermiş. Darbeyi önlemek için toplantılar yapılmış. Buna rağmen darbe neden önlenememiş? Kuşku verici bir durum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Başbakan Yıldırım’a teyit alındıktan sonra haber verilmesi düşünülmüş. Bu arada bir bilgilendirme yapılamaz mıydı? Cumhurbaşkanı, “15 dakika geç kalsaydım öldürülecektim” dediğine göre, bırakın saatleri, dakikalar dahi önemliydi.

 

BAZI KOMUTANLARIN POZİSYON AÇILARI FLU

 

Ayrıca bazı karargâhlar ve bazı komutanlar açısından darbe gecesine ilişkin pozisyonları açısından flu noktalar var. Darbenin başlangıç anı ile darbenin bastırıldığının belli olmaya başladığı zaman dilimi arasında pozisyonlarda değişiklikler söz konusu.

 

Sürecin kritik bir ismi beni, “Anlatılanlar ve roller konusunda ihtiyatlı ol” diye uyardı. O andan itibaren kafam karıştı. Darbe gecesine ilişkin Ankara’da ilginç bir hava var. Gün geçtikçe sislerin aralanmasını bekliyoruz. Ama tam tersi oluyor. Sorular daha derinleşiyor, kaygılar artıyor. Anlatılanlardan kimse ikna olmuş değil.

X