"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Âdem ile Havva’nın buluştuğu yerde

Hacca değişik aralıklarla geldiğim için kıyaslama yapma imkânım oldu. Onları paylaşacağım ama bunu aktarmasam olmaz.

Selfie çılgınlığının yaşandığı dönemlerde tavafın orta yerinde selfie çektirenleri görüyorduk. Ama artık selfie out, canlı yayın in. Tavafta görüntülü olarak yakınlarını arayıp o andaki heyecanlarını paylaşıyorlar. Bir de işi büyütenler var. Telefonda görüntülü olarak köye bağlanıp onlara da tavaf yaptırıyorlar. CNN TÜRK spikeri Başak Şengül kadar başarılı olmasa da Ege şivesiyle konuşan bir teyzemiz “Hadi gari, dönün gari” diyerek köydekilere tavaf yaptırıyordu. Spikerler, buradan uyarıyorum, tahtınız tehlikede. Kâbe’den antrenmanlı hacı teyzeler geliyor. Hacda olunca bayramdan önceki son cumayı Kâbe’de kılmayı seviyorum. Ancak 1-1.5 milyon insan aynı anda gelince bırakın Kâbe’nin içini, dışında bile yer bulunmuyor. Bu kez Arafat’a intikaller erken başlayınca Kâbe sakindi. Cuma namazını Peygamberimizin Kâbe duvarına kendi eliyle yerleştirdiği Hacer-ül Esved’in dibinde kıldım. Öyle ki başımı secdeden kaldırınca Hacer-ül Esved’le göz göze geliyoruz gibi hissettim. Ürperdim.

BAŞARILI BİR DÜZENLEME

Arafat’a çıkmaktan söz ettim ya, bu 24 saat içinde 2.5-3 milyon insanın Mekke’den Arafat’a intikali demek. Geçmişte trafik kilitlendiği için 5 saatte, 6 saatte gidildiği olurdu. Hatta onu göze alamayanlar saatlerce yürümeyi tercih ederdi. Bu kez hiçbir aksaklık olmadan 45 dakika içinde gittik. Doğruya doğru demek, başarılı işleri takdir etmek gerekiyor. Çadırlar klimalıydı. Sahra hastanesi kurulmuş, ambulanslar hazır bekletiliyordu. Arafat’a çıkınca ilk işim bizim “rahmet tepesi” de dediğimiz Cebel-i Rahme’yi ziyaret oluyor. Bu kez gece geldik. O nedenle sabah namazından sonra gittim. Her renkten insan vardı ama siyah volkanik kayalıklardan oluşan tepe beyaz bir örtüyle kaplanmış gibiydi. Yolda hayır için tırlar dolusu soğuk su ve ayran dağıtılıyordu. 45 derece sıcakta ilaç gibi geliyordu.

ÂDEM İLE HAVVA

Cebel-i Rahme, Âdem babamızla Havva annemizin yasak meyvayı yedikleri için cennetten kovulduktan sonra buluştukları ilk yer olması açısından kutsal. Bilme, bulma, tanışma anlamına geliyor. Allah cennetten atılmasına sebep olacak günahı işleyen Âdem’le Havva’nın yeryüzünde buluştukları ilk yeri rahmet tepesine çeviriyor. Allah muhafaza, Hz. Âdem ile Hz. Havva radikal grupların ve bazı ekran hocalarının eline düşse ne olurdu?

VEDA HUTBESİ’NİN VERİLDİĞİ YERDE

Cebel-i Rahme’ye bakan bir tepeye çıkıp önce Kuran-ı Kerim okudum, sonra ne okudum biliyor musunuz? Veda Hutbesi’ni. Peygamberimizin hayata veda ederken Müslümanlara son seslenişi olan Veda Hutbesi’nin benim dünyamda ayrı bir yeri vardır. Çünkü insanlık tarihinin en eski insan hakları belgesinden biridir. Peygamberimizin insanlığa seslendiği noktada, “Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslam’da insanlar eşittir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah’a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanınızdır. Bir Arap’ın Arap olmayana, bir başkasının Arap’a, bir siyahın bir Kızılderili’ye, bir Kızılderili’nin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur” sözlerini tekrar tekrar okudum. Sıcağın altında, Cebel-i Rahme’nin siyah taşları üzerinde bunun anlamını düşündüm. Müslümanlar Veda Hutbesi’nin ne kadar gerisinde. Bırakın siyahın beyaza üstünlüğünü, adı Ali olduğu DEAŞ tarafından katledilen, adı Ömer olduğu içim radikal Şii örgütler tarafından öldürülen insanlar var. Onlar Müslüman değil mi? Hz. Ali ve Hz. Ömer her namazda dua ettiğimiz İslam’ın halifeleri değil mi? Peygamberimiz 1400 yıl önce sorunu da çareyi de ortaya koymuş. Bu anlamda Peygamberimizden 1400 yıl gerideyiz. Peki bunu tartışmayacak mıyız?

GÖZYAŞLARI İÇİNDE DUA

Diyanet İleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da Arafat vakfesindeki konuşmasında tam da benim işaret ettiğim bölümü okuyup İslam dünyasına eşitlik ve özgürlük çağrısı yaptı. Doğrusu yüreğim ferahladı. Ali Erbaş 1 saat süren bir dua etti. Ama ne duaydı! Kimi zaman sesi titredi, gözyaşlarını tutamadı. Gözyaşları içinde dua ettik.

ŞEYTAN TAŞLAMADA FACİA ÖNLEMLERİ

Arafat’tan sonra şeytan taşlamak üzere Mina’ya geçtik. Şeytan taşlama sırasında büyük facialar yaşandığı için alınan önlemlere özellikle dikkat ettim. Her ülkeye belli bir saat verilmiş, izdihama yol açan geliş ve gidiş yolları çok net bir şekilde ayrılmış. Daha önceki facialar tünellerde yaşanmıştı. Tüneller geliş gidiş olarak ayrı ayrı kullanılıyor ve bu kararlar çok disiplinli bir şekilde uygulanıyor. Facialardan ders çıkarılmış. Şeytan taşlama bölgesine birkaç kilometrelik bir yürüyüşten sonra ulaştık. İlk gün büyük şeytanı taşladık. Bir şeytan taşladık ama kim kendi şeytanını taşladı, kim başkasının şeytanına taş attı o belli değil...

 

X