"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

ABD’lilerle görüşmelerin perde arkası

ABD ile varılan 120 saatlik anlaşmada son 36 saate girildi. Kritik sürenin dolacağı saatlerde Erdoğan ile Putin, 120 saat sonrası süreci birlikte planlayacaklar. O nedenle gözler sahada. Şu ana kadar ciddi bir çekilme işareti yok. Kandil, geri çekilmeyi engellemek için yoğun bir çaba içinde. ABD ile varılan anlaşmaya rağmen Tel Abyad’da şehit verdik. Varılan anlaşmaya rağmen ABD teröristlerin geri çekilmesini sağlayamazsa, bundan sonrası ABD’nin sorunu olacak. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olursa olur, olmazsa 120 saatin bittiği dakika kaldığımız yerden devam ederiz” dedi.

Barış Pınarı harekâtıyla Türkiye ile ABD arasında patlak veren krize ve Trump’ın densiz mektubuna rağmen gelişmelerin krizin derinleşmesi yönünde değil, uzlaşmayla sonuçlanması önemliydi. Uzlaşmaya giden süreç, Erdoğan’ın Trump’a “Bir heyet gönderin, görüşelim” teklifiyle başladı. ABD heyetinin Türkiye’ye doğru yola çıktığı saatlerde Erdoğan, “Bu gece silahlarını bırakıp güvenli bölgeden çıksınlar, harekât biter” diyerek müzakere zeminini oluşturdu. Trump’ın mektubunu sızdırarak, Türkiye ile ABD’nin anlaşmasını sabote etmeye çalışanlara inat, ABD ile masaya oturulması ise tuzakları bozdu.

ULUSAL GÜVENLİK DANIŞMANI MASAYA NE SÜRDÜ?

Sizi Türkiye ile ABD arasındaki 4 saat 20 dakika süren müzakereye ama ondan önce ilk adımların atıldığı bir görüşmeye götürmek istiyorum. ABD Başkan Yardımcısı Pence’den bir gün önce Ankara’ya gelen ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien’ın temasları, uzlaşmaya giden sürecin ilk halkasını oluşturuyor. Ama görüşmenin perde arkasına bakınca işin hiç de kolay olmadığı anlaşılıyor. Çünkü Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile O’Brien’ın görüşmesinin başında bir gerginlik yaşanıyor. O’Brien görüşmenin başında masaya yaptırım kartını sürüyor. “Ateşkes sağlanamazsa yaptırımlar arttırılarak uygulanacak” diyor. O’Brien’ın bu hamlesi üzerine görüşme gergin bir havada başlıyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın gözlerinin içine baka baka, “Yaptırımlar umurumda değil. Bu harekâta Türkiye’de tam destek var. Bu yaptırımlarla bir yere varamazsınız” karşılığını veriyor. Türk milletinin Barış Pınarı harekâtının arkasında kenetlendiğini, yaptırımların etkili olmayacağını anlatıyor. Tabii burada muhalefet partilerinin de hakkını teslim etmek gerekiyor. Türkiye’nin iktidarı ve muhalefetiyle Barış Pınarı harekâtının arkasında kapı gibi durmasının sesi belli ki ta Washington’dan duyulmuş. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan da liderlere tek tek isimlerini saymak suretiyle teşekkür etti.

ABD’NİN İKİNCİ HAMLESİ NE OLDU?

Yaptırımlar kartının geri teptiğini gören Ulusal Güvenlik Danışmanı, bu kez ikinci kartı açıyor. Müzakere için hazırladıkları bir taslak metni masaya sürüyor. Taslak metin Türkiye açısından kabul edilemez bulunuyor. Çünkü O’Brien’ın metni, “ateşkes ve yaptırımlar”dan oluşuyor. Yeni bir gerginlik yaşanıyor ancak masanın dağılmak üzere olduğunu gören O’Brien, Türkiye’nin hazırladığı taslak metni müzakere etmeye yanaşıyor. Daha sonra 13 maddelik uzlaşmaya dönüşecek olan metnin müzakerelerine geçiliyor. ABD, geri çekilme sürecinde operasyonun durdurulmasını talep ediyor. Türkiye ise süre sınırlaması getirilmesinde ısrar ediyor. Çünkü ABD’nin ilk önerisinde 120 saat yok. Ondan sonra ABD’nin masaya nasıl oturacağı konusu ise belirsiz. Bunun üzerine bitiş süreci olarak 120 saat fikri ortaya çıkıyor. Uzlaşma sağlanıyor ama son söz heyetler arası görüşmelere bırakılıyor. Bu kadar önemli müzakerenin arasında ABD, FETÖ’den tutuklu ABD vatandaşlarını gündeme getiriyor. Çavuşoğlu o aşamada, “Kardeşim sen terör örgütünün liderini elinde tutuyor, vermiyorsun” diye sert bir çıkış yapıyor. O’Brien bozulduğunu gizlemiyor.

ERDOĞAN-PENCE GÖRÜŞMESİNDE KAPILAR AÇILDIĞINDA

13 maddelik uzlaşma metni, heyetler arası müzakereler sırasında olgunlaştırılıyor. Hatta Erdoğan-Pence görüşmesi sürerken Çavuşoğlu ile Pompeo, bir yandan da taslak metin üzerindeki müzakereleri sürdürüyorlar. Ama sürece noktayı koyan karar, Erdoğan ile Pence’in ikili görüşmesinden çıkıyor. Pence görüşme öncesinde çok katı bir görüntü vermişti ama Erdoğan’la görüşme sırasında uzlaşmacı bir tavır sergiliyor. Görüşme bitip Erdoğan ile Pence kapıda gözükünce heyetler, “Tamam mı, devam mı?” diye ikisinin gözünün içine bakıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Heyetler arası görüşmelere geçiyoruz” sözüyle iki taraf da derin bir nefes alıyor. Ha bir de unutmadan ekleyeyim, Ulusal Güvenlik Danışmanı O’Brien, görüşmeye geçmeden önce Pence’e “Erdoğan ile görüşmede sakın ha bu yaptırımlardan bahsetmeyin” diye uyarıda bulunuyor. Tabii ikisinin de yanında olmadığım için bu uyarının tutulup tutulmadığını bilmiyorum ama uzlaşmaya varıldığına göre tutulmuş diyebiliriz.

Büyük bir krizin gölgesinde başlayan süreç, büyük bir uzlaşmayla sonuçlanıyor. Ancak henüz bu iş bitmedi, sadece ara verildi. Sürecin kaderini uygulama tayin edecek. O nedenle sahadaki gelişmeler takip ediliyor. Kritik 36 saatin içine girdik.

X