"Abdülkadir Küşin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdülkadir Küşin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Abdülkadir Küşin

1 Nisan'da vergi numarası olmayan bankaya gitmesin

23 Mart 2002
Vergi hesap numarası olmayan müşteriler, hesaplarından para çekme-para yatırma gibi temel bankacılık işlemlerini dahi yapamayacaklar.

3 Nisan, Hazine Bonosu itfa günü. O gün vadesi dolan bono alanlar, bono ve faiz bedellerini tahsil edemeyecek. Emeklilerin, sadece emekli maaşı banka hesapları için vergi numarası gerekmiyor.

Maliye Bakanlığı, vergi numarası kullanma zorunluluğu getirilmesinden sonra işlemlerin durmaması için bankalara ve müşterilerine 6 aylık bir geçiş süresi tanımıştı. Bu sürede müşterilere işlemden sonra vergi numaralarını tamamlama ve bankalara da müşterileri adına vergi numarası alma hakkı verilmişti. Bu süre 31 Mart günü doluyor ve 1 Nisan günü yeni bir dönem başlıyor.

Bu nedenle bugüne kadar numarasız işlem yapan vatandaşların, kendileri veya bankaları vergi numarası almamışsa, Nisan ayı başına kadar vergi numarası alması gerekiyor. Bankaların bakiyeli hesap müşterilerinin pek çoğunda hala vergi numarası bulunmuyor. Ayrıca kredi kartı sahiplerinin de vergi numaralarını kredi kartları merkezlerine bildirmeleri gerekiyor. Yeni bir düzenleme gelmezse, kredi kartlarının Nisan başından itibaren vergi numarası olmayan müşteriler için provizyon vermemesi gerekiyor.

APARTMAN YÖNETİMİ

Bu arada bazı bankalar ‘‘apartman yönetimi’’ için açılan hesaplara da vergi numarası istiyorlar. Halbuki vergi daireleri, apartman yönetimine haklı olarak vergi numarası vermiyor. Çünkü apartman yönetimi potansiyel vergi mükellefi değil. Gelir ya da Kurumlar Vergisi mükellefi olması söz konusu olmuyor. Apartman yönetimi, kira veya reklam yolu ile gelir dahi sağlasa, beyan sınırını geçtiği takdirde ancak kat malikleri tarafından bireysel olarak beyan edilmeleri söz konusu.


Vergi numarası nasıl alınıyor?

VERGİ Kimlik Numarası Genel Tebliği ile düzenlenen vergi kimlik numarasını almak için 1 Eylül 2001 tarihinden itibaren, herhengi bir vergi dairesine başvurmak yeterli. Vergi kimlik numarası almak isteyenler, bu başvurularında sadece nüfus cüzdanlarının fotokopilerini teslim ediyorlar.
Yazının devamı...

Emlak Vergisi'nde ikinci taksit ilki ile aynı olsun

18 Mart 2002
Ortaya koyduğumuz haksızlık örneklerini yerinde bulan Maliye Bakanlığı'nın geliştirdiği bir kanun tasarısı, TBMM'de 7 Mart 2002 tarihinde 4746 sayılı kanun ile 'kısmen' yasalaştı. 'Kısmen' diyoruz, çünkü on gündür Cumhurbaşkanı'nın imzasını ve Resmi Gazete'de yayınlanmasını bekliyor 'geçerli' olması için kamuoyu!

YASA NELER GETİRDİ?

Cadde ve sokakların vergi değerleri kanunun yayınlanmasından itibaren 30 gün içinde Takdir Komisyonlarınca yeniden takdir edilecek.

Takdir edilen değerler, her ilde kurulacak üst kurullarca denge açısından incelenecek.

Bu kıymetlere Ticaret Odası, belediye ve muhtarlarlar itiraz etmezse kesinleşecek.

Bütün bu işlemler birkaç ayı alacağı için, herkesin kesin emlak vergisi ancak ikinci taksit dönemi olan kasım ayına doğru kesinleşecek.

O zamana kadar vatandaşlar birinci taksit olarak 2002 yılı Mart/Mayıs döneminde 2001 yılı emlak vergi değerini YDO oranı olan yüzde 53.2 oranında arttıracaklar, çıkan verginin yarısını birinci taksit olarak fakat 'avans' niteliğinde ödeyecekler.

Büyükşehirlerde konut vergi oranları binde birden binde ikiye, konut dışı binalarda (işyerlerinde) binde ikiden binde dörte çıktığı için pratik ve yaklaşık bir hesapla; her vatandaş geçen yıl ödediği emlak vergisi birinci taksitinin tam üç katını 2002 yılının birinci taksiti olarak fakat avans mahiyetinde ödeyecek. Yani geçen yıl elli milyon lira birinci taksit ödeyen bu yıl 150 milyon lira ödeyecek. Fakat birinci taksiti bitmiş olmayacak. Gerçek vergisi Kasım ayında hesaplandıktan sonra hem birinci taksitten kalan borcunu hem de ikinci taksiti ödeyecek.

Bu durumda yeni Kanun Vatandaşı; vergiyi hem koyan hem de toplayan 'Belediyelerin insafına' terketmiş oluyor. Eğer Belediyeler kurdukları komisyonlarda gene yüksek sokak değerleri tespit ederlerse (ki çıkarları onu gerektirir) gene şikayet ettiğimiz miktarlarda vergilerle karşılaşacağız ve sorunu kasım ayına ertelemiş olacağız.

TAKSİTLER SABİTLEŞSİN

Bu durumda Mayıs ayında, örneğimizdeki geçen yılki birinci taksitin üç katı olan 150 milyon lirayı birinci taksit olarak ödeyen bir vatandaşın, ikinci taksit olarak kasım ayında bu tutarın dört katını yani 600 milyon lirayı hem de 450 milyon lira birinci taksit farkı ile birlikte ödememesi için hiç bir önlem ve sebeb yok.

O halde bu sakıncaların giderilmesi için yeni bir yasa yapılamayacağına göre, vatandaşların belediyelerin insafına terkedilmemesi için, takdir komisyonlarının arsa değerlerini büyük şehirlerde geçen yılki verginin üç katı çıkacak şekilde yani birinci taksit vergi tutarının matrahı kadar tespit edilmesinde yarar var.

Zaten illerde kurulan üst komisyonların işlevi bir anlamda da bu olmalı. Böylece birinci taksit ile ikinci taksit eşit olacak. Herkesin vergisi geçen yıla göre üç kat artacak. Bir yılda üç kat vergi artışı yetmez mi? Daha fazla artış vatandaşı ezmez mi?
Yazının devamı...

Neleri beyan edip neleri etmeyeceğiz?

13 Mart 2002
Kişilerin bu gelirlerini; 'Tutarları ne olursa olsun beyan edilmeyecek gelirler', 'Tutarları ne olursa olsun beyan edilecek gelirler' ve 'Tutarları belli bir miktarı aşması halinde beyan edilecek gelirler' başlıkları altında üç tablo halinde vereceğiz.

TUTARLARI NE OLURSA OLSUN BEYAN EDİLMEYECEK GELİRLER

Devlet veya özel sektörden alınan maaş, ücret gelirleri

Birden fazla işverenden de alınsa her türlü ücret gelirleri

Emekli Sandığı, SSK, Bağkur gibi kurumlardan emekli aylıkları

TL veya Döviz Banka mevduat faizleri

A ve B tipi Yatırım Fonu gelirleri

Repo gelirleri

Telif Kazancı

Yurt dışında oturma ve çalışma izni ile yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'de elde ettikleri vergileri kaynağında kesilmiş gelirleri

Satın alma tarihinden dört yıl sonra satılan gayrimenkul satış kárları

Miras yolu ile elde edilen gayrimenkullerin her sürede satış kárları

Borsada en az üç ay elde tutulduktan sonra satılan hisse senetleri satış kazançları

Anonim Şirket ortaklarına yeniden değerleme fonları, dağıtılmayan kárlar gibi iç kaynaklar karşılığı verilen bedelsiz hisse senetleri

Bu tür gelirlerin bir veya birkaçını elde edenler, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermezler. Ticari veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir vergisi beyannamesi veriyorlarsa, bu gelir türlerini beyannamelerine eklemezler.

TUTARLARI NE OLURSA OLSUN BEYANNAME VERİLECEK GELİRLER

Ticari kazanç elde eden veya zarar eden her türlü işyeri sahibi

Kendi adına çalışan avukat, doktor gibi serbest meslek erbabı

Off-shore veya yurt dışı bankalardan faiz geliri elde edenler

Yurt dışından, vergisi kesilmiş bile olsa ücret harici gelir elde edenler

Bu tür gelirleri elde edenler, miktarı ne kadar az olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi verirler. Mükellefiyet tesis ettirmiş olan ticari ve serbest meslek erbabı, zarar etmiş bile olsa gene yıllık gelir vergisi beyannamesi verirler.

BELLİ BİR TUTARI AŞMASI HALİNDE BEYAN EDİLECEK GELİRLER

2001 Yılında toplam 700 milyon lirayı geçen konut kira gelirleri

2001 Yılında toplam 4,9 milyar lirayı aşan stopajı kesilerek kiracı tarafından yatırılmış işyeri kira gelirleri

26.7.2001 tarihinden önce TL cinsinden ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri, yüzde 50.7 oranında enflasyondan arındıktan sonra kalan tutar 4,9 milyar lirayı geçerse

26.7.2001 tarihinden sonra TL cinsinden ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri, yüzde 50,7 oranında enflasyondan arındıktan sonra kalan tutar 50 milyar lirayı geçerse

26.7.2001 tarihinden önce döviz cinsinden ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri (arınma hakkı yok) 4,9 milyarı geçerse

26.7.2001 tarihinden sonra ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri (arınma hakkı yok) 50 milyar lirayı geçerse

Özel sektör tahvil faizleri, enflasyondan yüzde 50.7 oranında arındıktan sonra kalan tutar 4,9 milyar lirayı geçerse

Limited veya Anonim Şirketlerden alınan kár paylarının üzerine beşte bir oranında vergi alacağı eklenince çıkan tutarı 4,9 milyarı geçerse

Borsada üç ay içinde elden çıkarılan hisse senedi satış kazançları yüzde 50.7 enflasyondan arındıktan sonra kalan tutar 3,5 milyarı geçerse

Bu hadleri aşan gelirleri elde edenler yıllık gelir vergisi beyannamesi verirler. Hesapladıkları vergilerden, kesilen vergileri indirdikten sonra kalan kısmı Mart, Haziran, Eylül aylarında üç eşit taksitte öderler.

Özellikle işyeri kira gelirlerinde ödenecek vergi çıkmasa bile bu sınırları geçince beyanname verilir. Verilmezse vergi idaresi cezalı vergi keser. Buna yasal süresinde itiraz edilirse, 'vergi kaybı olmaması nedeniyle' Danıştay'da davayı kazanmak emsal kararlar nedeniyle mümkündür.
Yazının devamı...

Bırakın taraftarı kongre üyeleri bile hisseye yanaşmamış

11 Mart 2002
Hisse senedi satın alan kulüp üyeleri ile taraftarların ve vatandaşların sayıları, spor kulüplerinin ‘‘üye ve taraftar profillerinin saptanması’’ açısından çok ilginç sonuçlar veriyor. Bu sonuçların sağlıklı bir şekilde analizi, spor kulüplerinin bundan sonraki yatırım ve davranışlarını belirleyici bir rol oynayacak.

Tablomuzda görüldüğü üzere onbeş bin kongre üyesi olan bir spor kulübümüzün şirket hisselerini alan üye sayısı sadece 651 kişi. Yani kongre üyelerinin yüzde 4.3'ü. Yurtiçi bireysel yatırımcı sayısı ise 6 bin 913. Yurtiçi bireysel yatırımcıyı ‘‘üye olmayan taraftar’’ olarak nitelemek mümkün. Ortalama on milyon taraftar olduğunu varsaysak taraftarların onbinde 7'si hisse senedi almış kulüplerinden. Bir diğer kulübümüzün ise kongre üyelerinden sadece 139 kişi hisse senedi almış. Onbinin altında üye sayısı olan bu kulübümüzün kongre üyelerinin sadece yüzde 1.7'si Avrupa Şampiyonu kulüplerinin hisse senetlerinden almışlar. Yurtiçi bireysel yatırımcı sayısı ise 3 bin 314. Taraftarını 20 milyon kişi varsaysak, taraftarın yirmibinde 3'ü kulüplerinin hisse senetlerinden almışlar.

Her iki kulüpteki yönetim kurulu üyeleri ve yakınları sandığımız 250 civarındaki alım gücü yüksek bireysel yatırımcıları da eklesek oranları etkilemiyor. Bu analizin amacı, sağlıklı bir saptama. Uğruna adam vurduğumuz, vurulduğumuz, intihar ettiğimiz, kalp krizi geçirip öldüğümüz, sabahlara dek uykusuz kaldığımız, kavga edip dostlarımızı kırdığımız, aşık olduğumuz futbol kulübümüz için ‘‘bir Avrupa Kupası numaralı bilet parası olan’’ 60-70 milyon lirayı verip 1 lot hisse senedi almıyoruz.

İki kulübün toplam 30 milyonu aşan taraftarı varsayılıyor, hisse senedi satın alanların toplamı ise onbinde bir kişiyi zor buluyor.

Hani başkaları ‘‘sahtekar’’dı da en büyük ‘‘taraftar’’dı? Peki, ya satın aldığı hisse senedini daha eline almadan bir gün sonra yüzde 20 eksiğine onun ertesinde yüzde 35 eksiğine satışa koymak neyin nesi?
Yazının devamı...

Halka açılan spor kulübü önlem almalı

19 Şubat 2002
Şirketleri ele geçirmenin yolu kulüp yönetimini ele geçirmekten geçtiği için, önce kulüp yönetimi ele geçirilecek, Kulüp; şirketin çoğunluk hisselerine sahip olduğu için dolaylı olarak şirket yönetimine de el konulacaktır. Eski başarılı profesyonel şirket yöneticilerinin işlerine son verilecek, şirket kişisel çıkarlar için kullanılabilecektir.

Spor kulüplerinin yöneticileri, kulüp ve şirketlerindeki profesyonellerin başarıları, deneyimleri ve bilgileri ile kamu oyunda ön plana çıkmalarından genellikle rahatsız olmaktadırlar. Medya ise ‘‘efsane’’ yaratma peşinde olduğundan bu ikilem olumsuzluklar yaratacaktır. Bu nedenle de yöneticilerin özgür, kişilikli ve başarılı bağımsız şirket profesyonelleri yerine, kendilerine daha bağımlı kişilikler seçmeleri sakıncası hep mevcut olacaktır.

Kulüp Başkan ve Yönetim Kurulu seçimleri sonucunda yöneticiler değişince, ülkemizdeki gelenekler gereği şirket profesyonellerinin ‘‘giden yönetimin adamı sayılarak değiştirilmesi’’ şirket yönetiminde ve karlılıklarında istikrarsızlıklar, devamsızlıklar yaratabilecektir.

Halka açılan şirketlerin; SPK'ya veya borsaya kote edilme durumunda Borsa Yönetim Kurulu'nun istediği bilgi ve belgeleri zamanında vermemeleri ve saydamlık kuralına uymamaları durumunda dikkatlerinin çekilmesi, borsada ‘‘tahtalarının’’ kapatılması veya ‘‘gözaltı pazarı’’ na alınması durumunda, kulüplerin yüz yıllık marka imajları yara alacaktır. Bu sefer de tıpkı Futbol Federasyonu ile olduğu gibi, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı veya Borsa Başkanı ile Kulüp Başkanları arasında polemikler söz konusu olabilecektir.

Hisseleri İMKB'de işlem gören Kulüp şirketlerinin; Başkanların istifa ve adaylıkları, 20 milyon dolarlık futbolcuların sakatlanmaları, yıldızların gece kulüplerinde sabahlamaları, teknik direktörlerin gelme-gitmeleri, olağanüstü kogreler gibi ‘‘dedikodu’’ların ortaya çıkmaları üzerine Borsa Başkanı; Şirketlerden ‘‘açıklama’’ isteyecektir. Açıklamaların İMKB'ye hemen ve doğru olarak yapılması gerekecektir.

Ülkemizde kulüp yönetimleri genelde ‘‘günü kurtarma’’ yöntemi ile çalışmaktadırlar. Şirketleşme ve halka açılmayı, Kulübe devamlı ve sağlıklı bir gelir sağlama kurumu olarak değil de, biriken borçları ödemek ve transfer yapmak amacıyla kullanılması durumunda sonuç mutlaka 'hezimet' olacaktır.
Yazının devamı...

Spor kulüplerinin halka açılması sihirli değnek mi?

18 Şubat 2002
Bundan hem Spor Kulübü, hem üyeler ve taraftarlar, hem de hisse senedi alanlar yararlanırlar.

Ayrıca halka açılma sonunda elde edilecek hisse senedi satış gelirlerinin verimli ve gelir getirecek alanlarda kullanılması gerekir. Bu gelirler, başarısız futbolcu ve teknik direktörlerin finansmanında kullanılacak olurlarsa hiç bir işe yaramaz.

Futbolcuların vergi stopajı sorunu, halka açılmanın önünde büyük bir engel. Çünkü halen futbolculara ödenen her türlü ücret gelirlerinin yüzde 40 dolayında bir kısmının gelir vergisi stopajı olarak Vergi İdaresi'ne yatırılması gerekiyor. 1998 yılından önce bu oran yüzde 15'di. Bu stopaj yükü görüntüde futbolcudan kesilerek yatırılıyor gibi ise de , gerçekte Kulüplerin üzerinde büyük bir yük. Futbolcuların 'sanatçılar' gibi serbest meslek erbabı sayılarak, vergi mükellefi sayılmaları ve vergi idaresi ile başbaşa bırakılmalarında yarar var. Aksi halde stopaj ödemeleri, şirketlerin kazançlarını bir kaç kere katlar.

KAMUSAL YARARLARI

Halka açılan şirketler Sermaye Piyasası Kanunu şartlarına tabi olacak ve SPK denetiminde olacaktır.

Borsaya kote edilmeleri durumunda şirket hakkında her türlü bilgi ve gelişmeleri Borsa'ya zamanında bildireceklerdir.

Ayrıca A.Ş statüsünde oldukları için Tam Tasdik kapsamında Yeminli Mali Müşavirler tarafından denetleneceklerdir.

Böylece kayıtlarının daha sağlıklı olması sağlanacaktır. O nedenle Şirketleşme ve halka açılmaların Kanunlar ve Maliye Bakanlığı tarafından desteklenmesi yerindedir. Bu destek vardır ve daha da arttırılmalıdır.

Elli milyon dolarlara varan bütçeleri ve çeşitli tesis ve kurumları ile spor kulüplerinin artık dernek statüsünde yönetilmeleri ve kayıtlarının tutulması imkansız hale gelmektedir.

Şirketleşme ve Halka açılma, Kulüplerin kurumsallaşması yönünde önemli bir adımdır. Bu şirketler eğer yöneticiler gerçekten izin verirse gerçek profesyoneller tarafından yönetilecektir.

Şirketlerin hukuk organizasyonları, kaçak markalı ürünlerin satışı ile çok başarılı bir hukuk savaşı vermektedirler. İsim haklarının korunması yolunda yeni çıkan yasanın da desteği ile son bir yıl içinde korsan logolu ürün satan yüzlerce işyeri ve kişi hakkında davalar açılmış ve pek çoğu ağır para ve hapis cezalarıyla sonuçlanmıştır.

Şirketleşme ve sonucunda halka açılma başarılı sonuçlar vererek kulüplere sağlam ve sürekli gelir kaynakları bulabilirse, kulüplerin 'Paralı Başkan/Paralı Yönetici' lere devamlı olarak muhtaç olmaları ortadan kalkacak, kulüpler kendi ayakları üzerinde duracak ve para koymayan fakat nitelikli kişilerin de yönetimde olmaları imkanı doğacaktır.

Şirketleşme ve Halka açılmanın geçmişi Avrupa'da da henüz çok yeni. Şirketleşme ve halka açılmanın en iyi örneklerinden biri İngiltere'nin Mancherster United Kulübüdür. 1995 yılında şirketleşmeyi müteakip halka açılmış ve gelirlerinde büyük artışlar sağlamıştır. Borsada büyük değişiklikler göstermekle birlikte 560 milyon Euro civarında bir piyasa değeri vardır.

İtalyan Juventus, daha sonraki dönemde halka açıldı Piyasa değeri 500 milyon Euro. İtalya'da ayrıca Roma ve Lazio da hisselerini halka arzettiler.

Bu ülke ve kulüplerin dışında da pek çok ülke ve kulüpte halka açılmalar gerçekleşti. Amaç gelirlerin daha organize bir şekilde sağlanması.

Devam edeceğim.
Yazının devamı...

Halka açıldı diye takımınızı kimse ele geçiremez

17 Şubat 2002
Fenerbahçe Spor Kulübü de Fenerbahçe Sportif A.Ş.'nin halka açılması için gerekli yasal zorunluluklar olan, süre ve iki yıl kár etme şartlarını yerine getirdi. Bütün bu çalışmalar, ‘‘Spor kulüplerinin şirketleşmesi ve halka arzı’’ sorunlarını tekrar gündeme getirdi.

HALKA AÇILAN NE?

Dernek stütüsündeki spor kulüpleri ve kulüplerin kongre üyeleri ne olacaktır? Şirketten hisse senedi alanların hukuki durumu nedir?

Şirketlerin halka açılmalarından sonra da Spor Kulüpleri, şimdi olduğu gibi Dernekler Kanunu'ndaki statülerini aynen koruyacak. Spor kulüplerinin kongre üyeleri de kazanılmış bütün haklarına aynen sahip olacaklar ve tüzüklerinin gereği yerine getirilerek yeni üye kaydına da devam edilecek.

Spor kulüplerinin sahipleri gene kongre üyeleridir. Halka açılan şirketin sahibi de Spor Kulübünün ta kendisidir. Çünkü çoğunluk hissesi kulüptedir. Şirket daima Kulüp Yönetim Kurulu'nun oluşturduğu Yönetim Kurulu tarafından yönetilecek. Kulüp Genel Kurulu, kendi yönetim kurulunu seçtiği zaman, dolaylı olarak şirketin yönetim kurulunu oluşturacak kişileri de kendileri seçmiş olacak. Halka arz edilen hisse tutarı azınlık hissesi olduğu için, şirket hisselerinin belli bir kişi tarafından, belli bir gurup tarafından, başka bir kulübün yöneticileri tarafından toplanmak suretiyle şirketin yönetimini ele geçirmesi matematiksel olarak mümkün değil.

Şirketten hisse senedi alanlar, sadece şirketin ortağı olacaklardır. Kulüp üyeliği sıfatları olmayacaktır. Aynı şekilde kulüp üyeleri de şirket ortağı değillerdir. Üyeler isterlerse, hisse senedi alarak aynı zamanda şirketlerinin ortağı da olabilirler.

VERGİ AVANTAJLARI?

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 7'nci madde 8'nci bendine göre ‘‘Beden Terbiyesi Teşkilatına dahil derneklere veya kamu kurumlarına ait spor kuruluşları ile sadece spor faaliyetinde bulunan anonim şirketler, Kurumlar Vergisinden muaftır.’’ Bu lafza göre, sadece spor faaliyetinde bulunan kulüpler ile anonim şirketler muafiyetten yararlanacak. İster kulüp, ister anonim şirket olsun muafiyet kapsamı içersindeki gelirler:

Stad maç hasılatı ve stad kira gelirleri

İsim hakkı gelirleri

Radyo ve TV yayın gelirleri

Forma reklam gelirleri

Saha içi reklam gelirleri

Sponsorluk gelirleri

Spor tesislerindeki sadece izleyicilere hizmet veren büfe gelirleri

Kurumlar Vergisinden muaftır.

Kurulacan ve halka açılan anonim şirket, hem kulüpten futbolcuların bonservislerini satın alarak veya kiralayarak liglere katılmak suretiyle ‘‘spor faaliyetinde bulunma şartı’’nı yerine getirmeli ve yukarıda sayılan gelir türlerinden başka bir gelir türüne sahip olmamalıdır ki, kulüp/dernek statüsünde iken sahip olunan vergisel avantajları kaybetmesin. Kurulacak şirketin bu sayılan gelir getirici faaliyetler dışında başka ticari faaliyetlerde bulunması, örneğin her çeşit spor malzemeleri, forma, eşofman, hediyelik eşya satması, otopark işletmesi, stad dışında lokal veya restaurant gibi sosyal tesisler işletmesi durumunda muafiyet şartları ihlal edilmiş olacağından Kurumlar Vergisi'nden muaf olamayacaktır. Ve önemli bir vergi avantajını kaybedecektir.

ŞİRKETLER NASIL OLMALI?

Kurulan şirketlerden biri futbol takımının patronu olacak, oyuncuların giderlerini ve sadece vergi muafiyetindeki gelirleri toplayacak, kesinlikle ticari faaliyette bulunmayacaktır ki, vergi muafiyetini kaybetmesin. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafındandan verilen muktezalar tamamen bu görüştedir. İşte halka açılacak şirket de budur. Bu durumda en az bir veya daha fazla şirketin daha kurulması gerekmektedir. Bu kurulacak şirket veya şirketler; Kurumlar vergisi ödeyeceklerdir. Her çeşit forma, spor malzemesi, tekstil ürünleri satabilecekler, her türlü ticari faaliyette bulunabilecekler, fabrikalar turistik tesisler, inşaat ve turizm gibi işleri de yapabileceklerdir. Kar ettiklere takdirde, vergilerini ödedikten sonra statülerine göre ortaklarına dağıtacaklardır. Bu şirketler de istenirse halka açık hale gelebilirler.

Devam edeceğim.
Yazının devamı...

Enflasyondan da KDV alıyorlar

10 Şubat 2002
Mal teslimi ve hizmet ifası dışında KDV'nin doğması ilgili kanuna göre mümkün değildir. Buna rağmen Vergi İdaresi, kurumların kur farkları nedeniyle birbirlerine kestikleri kur farkı faturlarından KDV almaktadır.

Ekonomik hayatta özellikle ithal mallarının döviz üzerinden alınıp satılmaları gerekmektedir. Dövizle satılan malların faturalarında döviz bedeli gösterilip, ayrıca günlük kur üzerinden liraya çevrilmekte ve KDV de eklenmektedir. Fatura bedelinin alıcı tarafından daha sonra ödenmesi durumunda, ödeme günü kuru üzerinden kur farkı faturası kesilmekte ve bu kur farkı üzerinden ayrıca bir daha KDV alınmaktadır. Ortada satıcı açısından ek bir kazanç yoktur. Alınan fark, vade farkı veya faiz niteliğinde değildir. Sadece liranın döviz karşısındaki değer kaybından kaynaklanan bir farktır. İşlem örneğin on bin USD tutarında ise, ödeme de o miktarda olmuştur ve bitmiştir.

YMM Mehmet Maç (Mükellefin Dergisi / 2002-2 ), konuya ilginç bir yaklaşım getiriyor. 'Döviz kurlarındaki artışın ana kaynağı enflasyondur. KDV'nin konusu ise ise enflasyon değil, mal teslimi ve hizmet ifasıdır. Kur farkları üzerinden KDV almak, enflasyon üzerinden vergi almaktır.'

Buna biz de ekleyelim: Enflasyon zaten bir vergidir. Enflasyondan vergi almak, vergi üzerinden bir kez daha vergi almaktır.

Yabancı sermayenin ülkemizde yatırım yapması için her türlü kolaylığın gösterileceğini bütün yetkililer her gün tekrarlıyor. Fakat bırakın kolaylık göstermeyi, bir yabancı yatırımcıya asla anlatamayacağımız uygulamalar yapıyoruz. Kimseye kolaylık göstermeyelim. Makul olalım bize yeter. Şirketlerin döviz mevcutları aynı kaldığı halde, üç ayda bir kur farkları üzerinden geçici vergi alıyoruz. Yıl sonlarında aynı miktarda kalan döviz üzerinden kurumlar vergisi alıyoruz. Kur farklarından KDV alıyoruz. Fiktif yani ortada gerçekten mevcut olmayan gelir ve matrahlar yaratıp vergilendiriyoruz.

Bulgaristan Yabancı Yatırım Ajansı Başkanı bu hafta Türkiye'de Türk İş Adamları ile bir toplantı yaparak, Türk yatırımcıları Bulgaristan'da yatırım yapmaya davet etti ve 'Türkiye'den daha düşük vergi ve sıfır bürokrasi' taahhütünde bulundu.

Bizdeki gibi yasalar ve uygulamalar olan bir ülkeye yabancı yatırımcı gelmez. Yerli yatırımcı da bu nedenle Bulgaristan'a gidiyor. Yetmişbeş yıllık kapitalist(!) Türkiye, kapitalizmi; 'elli yıllık komünist ve iki yıllık kapitalist' Bulgaristan'dan mı öğrenecekti? Yoksa Bulgaristan'ın yönetici ve bürokratları, ülkelerini bizimkilerden daha mı az seviyor?
Yazının devamı...