"Abdülkadir Küşin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdülkadir Küşin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Abdülkadir Küşin

700 sayfalık Emlak Vergisi değerleri zor değişecek

21 Nisan 2002
10 Nisan 2002 tarih ve 33 Numaralı Emlak Vergisi Genel Tebliği'nde de açıklandığı üzere, yeni vergi değerleri bir aylık süre içinde tespit edilecek. Bu sürenin başlangıç tarihi 9 Nisan'dır. Sürenin üçte biri bitti. Sadece İstanbul'da cadde ve sokakların listesi ‘‘yedi yüz’’ sayfalık kalın bir kitap. Bizim edindiğimiz izlenim, birkaç küçük değişiklik dışında eski değerlerin yeniymiş gibi tekrarlanacağı ve ‘‘Dağın fare doğuracağı’’ yönündedir.

İstanbul'un herkesin oturmak isteyeceği en iyi ve en pahalı semti Bebek değil midir? Bir tarafta Boğaz'ın mavi sularının akıp gittiği, öbür tarafında lebiderya evlerin bulunduğu Bebek/Rumelihisar Caddesinin metrekare vergi değeri 900 milyon liradır. Kadıköy'de Akmar Pasajı'nın önünden başlayan; satanist, tinerci ve kapkapçıları barındıran Mühürdar Caddesi'nin metrekaresi ise 2 milyar lira. Mühürdar'ın uzantısı olan daha prestijli Moda Caddesi ise 800 milyon lira.

Beymen'leri, Vakko'ları dünyanın en ünlü markalarının mağazalarıyla dolu Bağdat Caddesi'nin metrekaresi Caddebostan'da, Suadiye'de 1,5 milyar liradır. Kadıköy'e inen varoşların alış veriş ettikleri ucuz ve köhne dükkanları barındıran toz toprak içindeki Söğütlüçeşme caddesi ise 2 milyar lira. ‘‘Büyük Kulüp’’ü barındıran Cemil Topuzlu Caddesi ise 1 milyar lira.

Boğaz'ın ünlü semti Tarabya'da cadde ve sokaklar ortalama 150-200 milyon lira arası. Gözde bir semt Levent de 200 milyon lira. Ama Bostancı Vükela Caddesi ile Erenköy N. Kızıltan Sokak 600 milyon lira.

Bu değerler son derece dengesiz. Çünkü her İlçe Belediyesi sınırlarında ve her mahallede kurulan komisyonlar, birbirinden bağımsız ve habersiz, başka ölçüler kullanarak değerleri tespit ediyorlar. Bu dengenin sağlanmasında, önerimiz üzerine kanunda yer alan, ‘‘Defterdar başkanlığındaki üst komisyon’’a çok iş düşecek.

İstanbul'un en pahalı caddesi ‘‘Tak-ı Zafer’’ Caddesi. Taksim Anıtı'nın karşısındaki The Marmara'nın olduğu cadde: 6 milyar lira. Onu 5,2 milyar lira ile Bakırköy Marina izliyor. Sonra 5 milyar lira ile Beyoğlu İstiklal Caddesi ve 4,5 milyar lira ile Bakırköy Galleria/Holliday İnn. Gümüşsuyu Mete Caddesi de 4,5 milyar lira, İnönü Caddesi ise 4 milyar.

Bu çarpık ve yanlış değerlemeler iki şekilde düzelir:

Ya değerinden yüksek ve düşük tespitler olması gereken yerlere çekilir. Doğru olanı da budur. Ya da en kolay yol bizim korktuğumuz, yüksek olanlar yüksekte kalır. Düşük tespit olanları onların yanına çekersiniz. Olur biter.
Yazının devamı...

Emlak Vergisi kasımda acıtacak

14 Nisan 2002
İlk kez Hürriyet'te ileri sürdüğümüz uygulama yanlışlıkları ve haksızlıklar içermesi nedeniyle Emlak Vergisi olayı, kamuoyunu haftalarca meşgul etmişti. Yeni kanun, bazı yenilikler getirmesine rağmen, ortalığı ayağa kaldıran ‘‘cadde ve sokak değerlerindeki haksızlıkları’’ çözmüyor. Çözümünü tekrar eski yetkililerine, belediye temsilcilerinin ağırlığında muhtarların da bulunduğu değer tespit komisyonlarına ‘‘havale’’ ediyor. Halbuki soruna neden olan zaten bu komisyonlardı.

NELER GELDİ, NE YAPACAĞIZ?

Genel beyan dönemi olan bu yıl ve bundan sonra ‘‘Emlak Vergisi beyanı’’ kalktı. Beyanname verilmeyecek. Belediyeler beyan verilmeden vatandaşların vergilerini kendileri hesaplayacak.

Beyan kalktı, ama yerine ‘‘bildirim’’ geldi. Yeni gayrimenkul alanlar, gayrimenkullerinde değişiklik olanlar, satanlar ‘‘beyan’’ yerine ‘‘bildirim’’ verecek. Bu yerinde. Çünkü gayrimenkulün sahipliğindeki ve niteliğindeki değişikliklerden belediyelerin ancak ‘‘bildirim’’le haberdar olması mümkün.

‘‘Rayiç değer’’ kavramı kaldırıldı. Yerine eskiden ‘‘asgari değer’’ dediğimiz ‘‘vergi değeri’’ geldi. Doğru da oldu. Zaten herkes rayiç değer yerine, asgari değerden beyanname veriyordu.

Bütün arsa, cadde ve sokakların değerleri bir ay zarfında yeniden(!) tespit edilecek. Bu değerlere muhtarların ve Ticaret Odalarının itiraz hakları var. Vatandaşların itiraz hakları yok. Ticaret Odaları, kendi üyelerinin bile haklarını korumayarak bir tek değere itiraz etmediler. Kanunun kendilerine verdiği görevi yerine getirmediler. Üstelik bu görev angarya ise, bu yetkiyi bizden alın başkasına verin de demediler. Muhtarlar ise, belediyelerin muhtarlık bölgesine hizmet getirmeyecekleri korkusu ile bu itiraz haklarını kullanamıyorlar. Zaten değerleri tespit edenler de kendileri. Velhasıl, onbinde bir oranı dışında ‘‘fiilen’’ bu değerlere itiraz hakkı yok!

Bütün bu işlemler olurken, birinci taksit zamanı geldiği için, vatandaşlar geçen 2001 yılı emlak vergi değerlerini yüzde 53,2 arttırmak suretiyle 2002 yılı birinci taksit vergi değerini bulacaklar. Bu vergi değerini büyükşehirlerde konutlar için binde 2, işyerleri için binde 4, arsalar için binde 6, araziler için binde 2 ile çarparak çıkan tutarın yarısını birinci taksit olarak yatıracaklar. Büyük şehir dışındaki bölgelerde binde oranlarının yarısı uygulanacak.

Bulunacak bu birinci taksit sadece ‘‘avans’’ niteliğinde. Esas vergiyi kasım ayında göreceğiz. Bir göreceğiz, pir göreceğiz. O zaman hem birinci taksitten eksik kalan borcumuzu faizsiz olarak ödeyeceğiz. Hem de esas ikinci taksiti ödeyeceğiz.

Yasada, tebliğde yok ama pratik bir hesapla büyükşehirlerde, bu yılki birinci taksit geçen yılki birinci taksitin yaklaşık üç katı. Mayıs ayı sonuna kadar mutlaka birinci taksiti ödeyelim. İki taksiti birden ödemeyelim. Hesaplar karışır. Çünkü verginin tamamı belli değil.
Yazının devamı...

Mali Milat gün sayıyor

7 Nisan 2002
Yıllar çabucak geçti ve kanunlarda halen muhafaza edilen Mali Milat uygulamasına başlanılmasına sadece sekiz ay kaldı. Uygulama, 2003 yılı başında 'otomatik' olarak başlayacak.

ENDİŞE YERSİZ

Geçtiğimiz günlerde görüştüğümüz Maliye Bakanı Sayın Sümer Oral, Yatırımcıların, mükelleflerin ve vatandaşların bütün endişelerini ortadan kaldıracak yepyeni bir mali milat anlayışı ortaya koyacaklarını, ertelenen sistemin tamamen ortadan kaldırılacağını, bu nedenle de kimsenin bir endişe duymaması gerektiğini söyledi.'Bunu sağlamak için de Maliye Bakanlığı'nda gerekli hazırlıkların yapıldığını' ifade etti.

Bu düzenlemenin ancak yeni bir kanunla yapılması mümkün. Bu nedenle kamu oyunun aydınlanması ve tatmin olması için yasal düzenlemenin yılın son ayları beklenmeden, önümüzdeki bir-iki ay içersinde yapılması gerekiyor.

VERGİ BARIŞI

Diğer taraftan son günlerde kamu oyunda tartışılan, vergi idaresi ile mükellef arasında'vergi barışı' sağlamak amacıyla; geçmiş beş yılın vergi matrahının belli oranlarda arttırılarak vergisinin ödenmesi ve stok affı gibi konularda Bakanlıkta herhangi bir çalışma bulunmadığını Sayın Maliye Bakanı, Sayın Gelirler Genel Müdürü ve Sayın Müsteşar Yardımcısı bize bizzat ifade ettiler.

Kanaatimizce, yargıda birikmiş binlerce vergi ihtilafını ortadan kaldıracak, gecikme faizleri ve cezalarla on defa katlanarak 'ödenemez' hale gelmiş vergi borçları için 'vergi affı' niteliğinde olmayan, bir lira dahi verginin bağışlanmadığı, vergi barışı sağlayacak adil bir uygulamaya, 'mali milat' düzenlemesi sırasında ihtiyaç var.
Yazının devamı...

1 Nisan'da vergi numarası olmayan bankaya gitmesin

23 Mart 2002
Vergi hesap numarası olmayan müşteriler, hesaplarından para çekme-para yatırma gibi temel bankacılık işlemlerini dahi yapamayacaklar.

3 Nisan, Hazine Bonosu itfa günü. O gün vadesi dolan bono alanlar, bono ve faiz bedellerini tahsil edemeyecek. Emeklilerin, sadece emekli maaşı banka hesapları için vergi numarası gerekmiyor.

Maliye Bakanlığı, vergi numarası kullanma zorunluluğu getirilmesinden sonra işlemlerin durmaması için bankalara ve müşterilerine 6 aylık bir geçiş süresi tanımıştı. Bu sürede müşterilere işlemden sonra vergi numaralarını tamamlama ve bankalara da müşterileri adına vergi numarası alma hakkı verilmişti. Bu süre 31 Mart günü doluyor ve 1 Nisan günü yeni bir dönem başlıyor.

Bu nedenle bugüne kadar numarasız işlem yapan vatandaşların, kendileri veya bankaları vergi numarası almamışsa, Nisan ayı başına kadar vergi numarası alması gerekiyor. Bankaların bakiyeli hesap müşterilerinin pek çoğunda hala vergi numarası bulunmuyor. Ayrıca kredi kartı sahiplerinin de vergi numaralarını kredi kartları merkezlerine bildirmeleri gerekiyor. Yeni bir düzenleme gelmezse, kredi kartlarının Nisan başından itibaren vergi numarası olmayan müşteriler için provizyon vermemesi gerekiyor.

APARTMAN YÖNETİMİ

Bu arada bazı bankalar ‘‘apartman yönetimi’’ için açılan hesaplara da vergi numarası istiyorlar. Halbuki vergi daireleri, apartman yönetimine haklı olarak vergi numarası vermiyor. Çünkü apartman yönetimi potansiyel vergi mükellefi değil. Gelir ya da Kurumlar Vergisi mükellefi olması söz konusu olmuyor. Apartman yönetimi, kira veya reklam yolu ile gelir dahi sağlasa, beyan sınırını geçtiği takdirde ancak kat malikleri tarafından bireysel olarak beyan edilmeleri söz konusu.


Vergi numarası nasıl alınıyor?

VERGİ Kimlik Numarası Genel Tebliği ile düzenlenen vergi kimlik numarasını almak için 1 Eylül 2001 tarihinden itibaren, herhengi bir vergi dairesine başvurmak yeterli. Vergi kimlik numarası almak isteyenler, bu başvurularında sadece nüfus cüzdanlarının fotokopilerini teslim ediyorlar.
Yazının devamı...

Emlak Vergisi'nde ikinci taksit ilki ile aynı olsun

18 Mart 2002
Ortaya koyduğumuz haksızlık örneklerini yerinde bulan Maliye Bakanlığı'nın geliştirdiği bir kanun tasarısı, TBMM'de 7 Mart 2002 tarihinde 4746 sayılı kanun ile 'kısmen' yasalaştı. 'Kısmen' diyoruz, çünkü on gündür Cumhurbaşkanı'nın imzasını ve Resmi Gazete'de yayınlanmasını bekliyor 'geçerli' olması için kamuoyu!

YASA NELER GETİRDİ?

Cadde ve sokakların vergi değerleri kanunun yayınlanmasından itibaren 30 gün içinde Takdir Komisyonlarınca yeniden takdir edilecek.

Takdir edilen değerler, her ilde kurulacak üst kurullarca denge açısından incelenecek.

Bu kıymetlere Ticaret Odası, belediye ve muhtarlarlar itiraz etmezse kesinleşecek.

Bütün bu işlemler birkaç ayı alacağı için, herkesin kesin emlak vergisi ancak ikinci taksit dönemi olan kasım ayına doğru kesinleşecek.

O zamana kadar vatandaşlar birinci taksit olarak 2002 yılı Mart/Mayıs döneminde 2001 yılı emlak vergi değerini YDO oranı olan yüzde 53.2 oranında arttıracaklar, çıkan verginin yarısını birinci taksit olarak fakat 'avans' niteliğinde ödeyecekler.

Büyükşehirlerde konut vergi oranları binde birden binde ikiye, konut dışı binalarda (işyerlerinde) binde ikiden binde dörte çıktığı için pratik ve yaklaşık bir hesapla; her vatandaş geçen yıl ödediği emlak vergisi birinci taksitinin tam üç katını 2002 yılının birinci taksiti olarak fakat avans mahiyetinde ödeyecek. Yani geçen yıl elli milyon lira birinci taksit ödeyen bu yıl 150 milyon lira ödeyecek. Fakat birinci taksiti bitmiş olmayacak. Gerçek vergisi Kasım ayında hesaplandıktan sonra hem birinci taksitten kalan borcunu hem de ikinci taksiti ödeyecek.

Bu durumda yeni Kanun Vatandaşı; vergiyi hem koyan hem de toplayan 'Belediyelerin insafına' terketmiş oluyor. Eğer Belediyeler kurdukları komisyonlarda gene yüksek sokak değerleri tespit ederlerse (ki çıkarları onu gerektirir) gene şikayet ettiğimiz miktarlarda vergilerle karşılaşacağız ve sorunu kasım ayına ertelemiş olacağız.

TAKSİTLER SABİTLEŞSİN

Bu durumda Mayıs ayında, örneğimizdeki geçen yılki birinci taksitin üç katı olan 150 milyon lirayı birinci taksit olarak ödeyen bir vatandaşın, ikinci taksit olarak kasım ayında bu tutarın dört katını yani 600 milyon lirayı hem de 450 milyon lira birinci taksit farkı ile birlikte ödememesi için hiç bir önlem ve sebeb yok.

O halde bu sakıncaların giderilmesi için yeni bir yasa yapılamayacağına göre, vatandaşların belediyelerin insafına terkedilmemesi için, takdir komisyonlarının arsa değerlerini büyük şehirlerde geçen yılki verginin üç katı çıkacak şekilde yani birinci taksit vergi tutarının matrahı kadar tespit edilmesinde yarar var.

Zaten illerde kurulan üst komisyonların işlevi bir anlamda da bu olmalı. Böylece birinci taksit ile ikinci taksit eşit olacak. Herkesin vergisi geçen yıla göre üç kat artacak. Bir yılda üç kat vergi artışı yetmez mi? Daha fazla artış vatandaşı ezmez mi?
Yazının devamı...

Neleri beyan edip neleri etmeyeceğiz?

13 Mart 2002
Kişilerin bu gelirlerini; 'Tutarları ne olursa olsun beyan edilmeyecek gelirler', 'Tutarları ne olursa olsun beyan edilecek gelirler' ve 'Tutarları belli bir miktarı aşması halinde beyan edilecek gelirler' başlıkları altında üç tablo halinde vereceğiz.

TUTARLARI NE OLURSA OLSUN BEYAN EDİLMEYECEK GELİRLER

Devlet veya özel sektörden alınan maaş, ücret gelirleri

Birden fazla işverenden de alınsa her türlü ücret gelirleri

Emekli Sandığı, SSK, Bağkur gibi kurumlardan emekli aylıkları

TL veya Döviz Banka mevduat faizleri

A ve B tipi Yatırım Fonu gelirleri

Repo gelirleri

Telif Kazancı

Yurt dışında oturma ve çalışma izni ile yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'de elde ettikleri vergileri kaynağında kesilmiş gelirleri

Satın alma tarihinden dört yıl sonra satılan gayrimenkul satış kárları

Miras yolu ile elde edilen gayrimenkullerin her sürede satış kárları

Borsada en az üç ay elde tutulduktan sonra satılan hisse senetleri satış kazançları

Anonim Şirket ortaklarına yeniden değerleme fonları, dağıtılmayan kárlar gibi iç kaynaklar karşılığı verilen bedelsiz hisse senetleri

Bu tür gelirlerin bir veya birkaçını elde edenler, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermezler. Ticari veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir vergisi beyannamesi veriyorlarsa, bu gelir türlerini beyannamelerine eklemezler.

TUTARLARI NE OLURSA OLSUN BEYANNAME VERİLECEK GELİRLER

Ticari kazanç elde eden veya zarar eden her türlü işyeri sahibi

Kendi adına çalışan avukat, doktor gibi serbest meslek erbabı

Off-shore veya yurt dışı bankalardan faiz geliri elde edenler

Yurt dışından, vergisi kesilmiş bile olsa ücret harici gelir elde edenler

Bu tür gelirleri elde edenler, miktarı ne kadar az olursa olsun yıllık gelir vergisi beyannamesi verirler. Mükellefiyet tesis ettirmiş olan ticari ve serbest meslek erbabı, zarar etmiş bile olsa gene yıllık gelir vergisi beyannamesi verirler.

BELLİ BİR TUTARI AŞMASI HALİNDE BEYAN EDİLECEK GELİRLER

2001 Yılında toplam 700 milyon lirayı geçen konut kira gelirleri

2001 Yılında toplam 4,9 milyar lirayı aşan stopajı kesilerek kiracı tarafından yatırılmış işyeri kira gelirleri

26.7.2001 tarihinden önce TL cinsinden ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri, yüzde 50.7 oranında enflasyondan arındıktan sonra kalan tutar 4,9 milyar lirayı geçerse

26.7.2001 tarihinden sonra TL cinsinden ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri, yüzde 50,7 oranında enflasyondan arındıktan sonra kalan tutar 50 milyar lirayı geçerse

26.7.2001 tarihinden önce döviz cinsinden ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri (arınma hakkı yok) 4,9 milyarı geçerse

26.7.2001 tarihinden sonra ihraç edilmiş devlet tahvili ve hazine bonolarının faizleri (arınma hakkı yok) 50 milyar lirayı geçerse

Özel sektör tahvil faizleri, enflasyondan yüzde 50.7 oranında arındıktan sonra kalan tutar 4,9 milyar lirayı geçerse

Limited veya Anonim Şirketlerden alınan kár paylarının üzerine beşte bir oranında vergi alacağı eklenince çıkan tutarı 4,9 milyarı geçerse

Borsada üç ay içinde elden çıkarılan hisse senedi satış kazançları yüzde 50.7 enflasyondan arındıktan sonra kalan tutar 3,5 milyarı geçerse

Bu hadleri aşan gelirleri elde edenler yıllık gelir vergisi beyannamesi verirler. Hesapladıkları vergilerden, kesilen vergileri indirdikten sonra kalan kısmı Mart, Haziran, Eylül aylarında üç eşit taksitte öderler.

Özellikle işyeri kira gelirlerinde ödenecek vergi çıkmasa bile bu sınırları geçince beyanname verilir. Verilmezse vergi idaresi cezalı vergi keser. Buna yasal süresinde itiraz edilirse, 'vergi kaybı olmaması nedeniyle' Danıştay'da davayı kazanmak emsal kararlar nedeniyle mümkündür.
Yazının devamı...

Bırakın taraftarı kongre üyeleri bile hisseye yanaşmamış

11 Mart 2002
Hisse senedi satın alan kulüp üyeleri ile taraftarların ve vatandaşların sayıları, spor kulüplerinin ‘‘üye ve taraftar profillerinin saptanması’’ açısından çok ilginç sonuçlar veriyor. Bu sonuçların sağlıklı bir şekilde analizi, spor kulüplerinin bundan sonraki yatırım ve davranışlarını belirleyici bir rol oynayacak.

Tablomuzda görüldüğü üzere onbeş bin kongre üyesi olan bir spor kulübümüzün şirket hisselerini alan üye sayısı sadece 651 kişi. Yani kongre üyelerinin yüzde 4.3'ü. Yurtiçi bireysel yatırımcı sayısı ise 6 bin 913. Yurtiçi bireysel yatırımcıyı ‘‘üye olmayan taraftar’’ olarak nitelemek mümkün. Ortalama on milyon taraftar olduğunu varsaysak taraftarların onbinde 7'si hisse senedi almış kulüplerinden. Bir diğer kulübümüzün ise kongre üyelerinden sadece 139 kişi hisse senedi almış. Onbinin altında üye sayısı olan bu kulübümüzün kongre üyelerinin sadece yüzde 1.7'si Avrupa Şampiyonu kulüplerinin hisse senetlerinden almışlar. Yurtiçi bireysel yatırımcı sayısı ise 3 bin 314. Taraftarını 20 milyon kişi varsaysak, taraftarın yirmibinde 3'ü kulüplerinin hisse senetlerinden almışlar.

Her iki kulüpteki yönetim kurulu üyeleri ve yakınları sandığımız 250 civarındaki alım gücü yüksek bireysel yatırımcıları da eklesek oranları etkilemiyor. Bu analizin amacı, sağlıklı bir saptama. Uğruna adam vurduğumuz, vurulduğumuz, intihar ettiğimiz, kalp krizi geçirip öldüğümüz, sabahlara dek uykusuz kaldığımız, kavga edip dostlarımızı kırdığımız, aşık olduğumuz futbol kulübümüz için ‘‘bir Avrupa Kupası numaralı bilet parası olan’’ 60-70 milyon lirayı verip 1 lot hisse senedi almıyoruz.

İki kulübün toplam 30 milyonu aşan taraftarı varsayılıyor, hisse senedi satın alanların toplamı ise onbinde bir kişiyi zor buluyor.

Hani başkaları ‘‘sahtekar’’dı da en büyük ‘‘taraftar’’dı? Peki, ya satın aldığı hisse senedini daha eline almadan bir gün sonra yüzde 20 eksiğine onun ertesinde yüzde 35 eksiğine satışa koymak neyin nesi?
Yazının devamı...

Halka açılan spor kulübü önlem almalı

19 Şubat 2002
Şirketleri ele geçirmenin yolu kulüp yönetimini ele geçirmekten geçtiği için, önce kulüp yönetimi ele geçirilecek, Kulüp; şirketin çoğunluk hisselerine sahip olduğu için dolaylı olarak şirket yönetimine de el konulacaktır. Eski başarılı profesyonel şirket yöneticilerinin işlerine son verilecek, şirket kişisel çıkarlar için kullanılabilecektir.

Spor kulüplerinin yöneticileri, kulüp ve şirketlerindeki profesyonellerin başarıları, deneyimleri ve bilgileri ile kamu oyunda ön plana çıkmalarından genellikle rahatsız olmaktadırlar. Medya ise ‘‘efsane’’ yaratma peşinde olduğundan bu ikilem olumsuzluklar yaratacaktır. Bu nedenle de yöneticilerin özgür, kişilikli ve başarılı bağımsız şirket profesyonelleri yerine, kendilerine daha bağımlı kişilikler seçmeleri sakıncası hep mevcut olacaktır.

Kulüp Başkan ve Yönetim Kurulu seçimleri sonucunda yöneticiler değişince, ülkemizdeki gelenekler gereği şirket profesyonellerinin ‘‘giden yönetimin adamı sayılarak değiştirilmesi’’ şirket yönetiminde ve karlılıklarında istikrarsızlıklar, devamsızlıklar yaratabilecektir.

Halka açılan şirketlerin; SPK'ya veya borsaya kote edilme durumunda Borsa Yönetim Kurulu'nun istediği bilgi ve belgeleri zamanında vermemeleri ve saydamlık kuralına uymamaları durumunda dikkatlerinin çekilmesi, borsada ‘‘tahtalarının’’ kapatılması veya ‘‘gözaltı pazarı’’ na alınması durumunda, kulüplerin yüz yıllık marka imajları yara alacaktır. Bu sefer de tıpkı Futbol Federasyonu ile olduğu gibi, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı veya Borsa Başkanı ile Kulüp Başkanları arasında polemikler söz konusu olabilecektir.

Hisseleri İMKB'de işlem gören Kulüp şirketlerinin; Başkanların istifa ve adaylıkları, 20 milyon dolarlık futbolcuların sakatlanmaları, yıldızların gece kulüplerinde sabahlamaları, teknik direktörlerin gelme-gitmeleri, olağanüstü kogreler gibi ‘‘dedikodu’’ların ortaya çıkmaları üzerine Borsa Başkanı; Şirketlerden ‘‘açıklama’’ isteyecektir. Açıklamaların İMKB'ye hemen ve doğru olarak yapılması gerekecektir.

Ülkemizde kulüp yönetimleri genelde ‘‘günü kurtarma’’ yöntemi ile çalışmaktadırlar. Şirketleşme ve halka açılmayı, Kulübe devamlı ve sağlıklı bir gelir sağlama kurumu olarak değil de, biriken borçları ödemek ve transfer yapmak amacıyla kullanılması durumunda sonuç mutlaka 'hezimet' olacaktır.
Yazının devamı...