Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
08 Kasım 2009 Pazar 20:04
İstanbul 20ºC
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Okur Temsilcisi
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    07/11/2009
    23-26-27-39-46-49
    ŞANS TOPU
    04/11/2009
    11-12-18-22-23-3
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    6 Eylül 2008

    Zeynep GÖĞÜŞ

     

    Benim adım Roy


    ROY ilkokula gidiyormuş, Büyükada’da arabacının yanına oturmuş, adam ona adını sormuş, çocuk söylemiş, adam anlamamış, birkaç kere daha söylemiş, adam tuhaf tuhaf bakmaya başlayınca da "Ali" demiş çıkmış işin içinden.

    Roy’un bu kısa öyküsünü ağabeyi Toni’den dinlediğimde 18 yaşındaydım, epey sarsılmıştım. O zaman bugünkü gibi çokkültürlülük vs. gibi kavramlar henüz lügatimize girmemiş.

    Belki de hayatta "ayrımcılık" ve azınlık olmanın anlamı üzerine ilk düşünmeye başladığım nokta burası.

    Sekiz yaşında bir çocuk, kendi memleketinde iletişim kurmak için ismini değiştirmek zorunda hissederse kendini, kuşkusuz adı konmamış, kendiliğinden ve sessiz bir baskı vardır üzerinde. Kimse öyle olmasını istemese bile vardır.

    Sonra daha vahim bir örnek yaşadık. Ağabey Toni, iki yaz önce kalbi durana dek can yoldaşımdı, 1981 yazında askere gitti. Birlikte okuduğum erkek çocuklarının hepsi, Toni dahil, o yaz Burdur’da kısa dönem askerlik yapan ekipte.

    Askerlik bitti, terhiste bir albüm yayınlanmış, bir gün Toni bana işte o albümü gösterdi.

    Ben yine şok geçirdim; çünkü benim canım arkadaşımın isminin yerinde babasının işyerinin adı yazıyordu: Zaman Ecza... Dizgici ya da matbaacı, artık her kim ise yabancı gördüğü isme sahip bir adamın Türk ordusunda askerlik yapacağına ihtimal vermemiş olmalı ki arkadaşımın adını, verdiği adrese bakıp Zaman yapıvermişti. Buna rağmen Toni, albümü bana yeterince gururla göstermişti. Tepkim karşısında ise her zamanki hayatı hafife alır haliyle gülmüştü.

    Acaba başka çaresi var mıydı?

    Toni hayatta olsaydı biz bugün maç için cümbür cemaat Erivan yollarında olurduk, buna yüzde yüz eminim.

    Cumhurbaşkanı’nın da maça gitmesi güzel bir jest oldu.

    * * *

    Türkiye’de vatandaşlık bağı yerli yerine oturmadan, çoğunluk kulluktan vatandaşlığa geçemeden küresel dalgayı yedik. Şimdi de bunun sancılarını çekiyoruz. Ermeniler hadi uç örnek, Türkiye’de Aleviler de bu devirde hálá kimliklerini gizlemek zorunda hissetmiyorlar mı kendilerini?

    Neden insanlar "Ne Mutlu Türküm diyene" diyemezler? Bunu söyletebilmek için altını da doldurmak gerekir çünkü. Suçlu bunu söyleyemeyenler mi, yoksa bu sözü özündeki vatandaşlık bağının ifadesi olmaktan çıkartanlar mı? Bir yanda artık genetik bilimin çürüttüğü saf ırk olma iddiaları prim yaparken ve dinsel kimlikler saklanırken, herkesi kucaklayan bir aidiyeti nasıl oluşturacaksınız?

    * * *

    Artık inceliklerin zamanı... Hoyratlık ve kabalıkla ne insanla insan, ne devletle vatandaş, ne de ülkeler arasında düzgün ilişki kurabilirsiniz. Bunun böyle olduğunu çok başka bir bağlamda da olsa en iyi edebiyatçılar hissetmiştir.

    Andre Maurois’ın, Shelley’nin hayatını anlattığı kitaptan şöyle bir cümle hatırlıyorum: "İçinde hal ve hareket inceliği bulunmayan bir kültür hiçtir..."

    Gül’
    ün Erivan’a gidişini bir de bu sözle değerlendirin.



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Zeynep GÖĞÜŞ
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    İyi mi ediyoruz?

    Doğan HIZLAN
    Elveda duvar!

    Özdemir İNCE
    ‘Nâzım Hikmet ruble karşılığı şiir yazardı’ (!) imiş

    Ahmet HAKAN
    Âlemlere akmış bir aceminin notları

    Enis BERBEROĞLU
    Beş polis topu aldı ve

    Yılmaz ÖZDİL
    İLAHİ AğDALET

    Vahap MUNYAR
    Şirketleri İstanbul’daki kulelerden oturarak yönetmek yok

    Yalçın BAYER
    Ölüme terk et sonra da gripten korumaya kalk

    Cüneyt ÜLSEVER
    ‘El Beşir hoş geldin!’ Bir düşünce haritası göstergesi

    Gila BENMAYOR
    GDO’yu tartışalım ama böyle değil

    Kanat ATKAYA
    Hişt, Yalı Mahallesi! İyi miyiz?

    Şükrü KIZILOT
    Kedi ve köpeklerin suçu ne

    Hadi ULUENGİN
    Batı tercihi (son)

    Erkan ÇELEBİ
    Domuz gribinden korkan aldı, stokta meyve sebze sıkacağı kalmadı

    Rauf TAMER
    Notlar Notlar Notlar

    Cengiz ÇANDAR
    Türkiye’yi İran-Sudan parantezinden çıkartmak...

    Rahmi TURAN
    ‘Masumları kesmedim!’

    Soner YALÇIN
    İran’ın Kürt Açılımı idamla son buldu

              Aydın Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak İş Ara Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH