Kapatılmamanın ardından iç dinamikler

İKİ dava da bir iç hesaplaşma olarak başlamış olabilir ama işin içine dış dinamikler de girdi.

Günlerdir "kapatmama kararı"nın ülkeyi rahatlatmayacağını, belki bir süre dinlendireceğini ama sonradan daha da bir gergin Türkiye ile karşılaşacağımızı yazıyorum.

Salı günü dış dinamiklerin olası etkilerini tartıştım.

Bugün ise iç dinamikleri irdeleyeceğim.

* * *

Deniyor ki AKP; 10’a karşı 1 oranında laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu mahkeme kararı ile saptandığı için dersini alacak ve parti kendisini liberal-demokrat bir çizgiye çekecek.

Bence AKP’nin liberal-demokrat bir çizgiye çekilmesi mümkün değil, eşyanın tabiatına aykırı.

Liberal-demokrat anlayış uzlaşma esasına dayanır ve tarafların uzlaşma isteği karşısında yol göstericidir.

Örneğin, Özal dönemi ANAP’ı da muhafazakár hayat tarzına sahip çıkıyordu ama bir ideoloji partisi olmadığı için herkesin aynı otobüste seyahat edeceği bir Türkiye arıyordu.

* * *

AKP ise kendisini ne kadar değiştirirse değiştirsin özünde Milli Görüş’e dayanan, iktidarında bazı tarikat ve cemaatlerle ittifak yapan ideolojik bir harekettir.

Milli Görüş, tabii ki, İslam’ın dünyevi bir hayat tarzı yarattığını düşünür ama özünde kendini ekonomik, sosyal ve siyasal hayattan dışlanmış hissedenlere sahip çıkan ideolojik bir aygıttır.

Milli Görüş’e liberal-demokrat bir çizgiye çekilmesini teklif dahi edemeyiz, bir örgütten kendini var eden umdelerden vazgeçmesini isteyemeyiz.

Ayrıca, AKP’den de Milli Görüş’ten kopmasını isteyemeyiz. Kopmayı göze alacak bir AKP seçmen önünde mukayeseli avantajını tamamen yitirecek, onu farklı kılan özelliklerinden vazgeçmiş olacaktır.

Mahkeme kararı Türkiye’de artık çok sert yaşanan paylaşım mücadelesini bitirmedi, paylaşımda bir mutabakat sağlanana dek de ülkede gerçek anlamda bir uzlaşma olmayacaktır.

* * *

Belki bir süre cicim ayları yaşarız. Ancak, yerel seçim sathına girince tekrar herkes aslına rücu edecektir.

AKP tabandan oy alabilmek için paylaşım mücadelesinin hálá takipçisi olduğunu, mücadeleyi terk etmediğini göstermek zorundadır.

Hatta bu sefer tabana bir de özür borçludur.

Mücadelenin simgesi olan türbanı üniversiteye sokamamış, hatta türban ve (imam hatiplerin) katsayı sorununu boşlaması için Mahkeme’den ağır uyarı almıştır.

Hem de bu uyarıyı tüm ikazlara rağmen almıştır.

Yeni dönemde müesses nizama kırmızı çizgileri kabullendiği mesajı vermeye çalışacak AKP, tabanını ise bu mücadeleden vazgeçmediğine ikna etmek zorundadır.

Üstüne üstlük aynı AKP; Batı (ABD+AB) ile İran arasında iplerin kopması durumunda Batı’nın yanında yer alması şıkkında bu tavrını tabana anlatmak, yok sözünden dönerse Batı’dan gelecek her türlü "yeni kumpasları" yeniden göğüslemek zorunda kalacaktır.

* * *

Bunun içindir ki ben; TSK ve AKP’ye yeni kurulan Türkiye’de ölümü gösterip sıtmaya razı etme oyunu oynanmıştır diyorum.

Varılan noktayı hálá gerçek bir uzlaşmadan çok uzak görüyorum.
Yazarın Tüm Yazıları