Kimimiz ülke için üzülüyor kimimiz de malı götürüyor

DOĞALGAZA yapılan son zam, enflasyonun geçen yılın iki katına çıkması aklımızı başımıza getirdi.

Üzerine ölü toprağı serpilmiş halkımız bile cılız bir sesle de olsa "Yahu ne oluyor?" diye sormaya başladı.

Birbiri ardına yaşadığımız felaketler, insanlarımızı derin bir ruh çöküntüsüne sürükledi.

Halk, uygulanan ekonomik politikalar yüzünden giderek yoksulluğa sürüklendiğinin farkında bile değil.

Ocak ayından bu yana sadece doğalgaza yapılan zam oranı yüzde 38.

Hükümetin açıkladığı enflasyon bile yüzde 12.

Dedim ya, bu son zamla yükselen enflasyon, halkın nasıl bir ekonomik felaket içine sürüklendiğini gösteriyor.

Bu nedenle hükümetin büyük bir özenle halkın gözünden kaçırdığı gerçeklerin üstündeki örtüyü kaldırıp biraz ekonomik verileri irdeleyelim.

* * *

Tayyip Bey iktidara gelmeden önce yoksullukla mücadele edeceğine söz vermişti.

Yolsuzluklara damardan gireceğine yemin etmişti.

Ne pahasına olursa olsun gelir dağılımını düzeltecekti.

Sosyal adaleti yaygınlaştıracak, bunun için gerekli reformları yapacaktı.

Ama iktidara gelince verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı, hatta tersini yaptı.

Yoksulluğu görülmemiş boyutlara tırmandırdı.

Yolsuzluk kasabalara, köylere kadar yayıldı.

Gelir dağılımı daha da bozuldu.

Sosyal devlet, sadaka devletine dönüştürüldü.

Yoksulluk ve açlık sınırı altında kalan insan sayısı 20 milyona yaklaştı.

Memurların yüzde 42’si açlık sınırında yaşamaya mahkûm edildi.

* * *

Türkiye üretimini artıramayan, ithalat ile yaşayabilen ülke durumuna getirildi.

İthal girdi oranı yüzde 70’i aştı.

Yani 100 dolarlık mal satabilmek için 70 dolarlık ithalat yapmak zorundayız.

Gelirimiz, giderimizden fazla.

Bu yüzden cari açık giderek büyüyor. Büyük olasılıkla bu yıl cari açık 50 milyar doları geçecek.

Doğal olarak bu açığı borç alarak kapatıyoruz.

Bu nedenle borç yükümüz artıyor.

Hükümet gerçekleri gizlemek için iki önlem aldı.

Nüfusu düşürerek, hesap yöntemini değiştirerek milli geliri 10 bin dolara yükseltti.

Dünyaya ilan edilen bu milli gelir oranı gerçek kabul edilemez.

Zaten yoksulluk ve açlık sınırları altındaki insan sayısı bunun sanal olduğunu ortaya koyuyor.

Bizim yaşadığımız Türkiye, Tayyip Bey’in kürsülerden övünerek anlattığı Türkiye değil.

Başbakan’ın çizdiği pembe tabloların gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok.

Ama insanlarımız felaketlerden başını kaldırıp bu gerçekleri göremiyor.

Bu hırgür içinde farkına varmadan giderek yoksullaşıyoruz.

Bu arada bir şey daha oluyor.

Bizler ülkemiz için üzülüp kahrolurken, birileri de malı götürüyor.
Yazarın Tüm Yazıları