Etkilenmeyin

BİR sonraki kuşak bugün tartıştığımız konulara eğildiği zaman öyle sanıyoruz ki, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kapatılması istemiyle açılan davayı, "siyasi tarihimizin en önemli olaylarından biri" olarak niteleyecektir.

Çünkü AKP’nin başına gelen başka bir ülke tarihinde kolay rastlanacak bir olay değildir.

Neden sorusunun yanıtında yollarımız pek çok kişiyle, örneğin "yandaş kalemler" korosuyla ve bir de Avrupalı akıl hocalarımızla ayrılıyor.

Konunun esasına girmek "dava"yı etkilemek anlamına gelebilir diye uzak duracağız. Ama şu kadarını söyleyelim ki, bir ülkede demokratik sistem süs olsun diye uygulanmaz. Onu uygulamanın bir amacı olmak gerekir. O amaç, uygulandığı ülkenin ve ulusun hem çıkarlarını hem de temel değerlerini korumaktır. Aksi halde demokrasi bir yıkım aracı olur.

Peki Türkiye’deki demokrasinin koruması gereken temel değerler nedir?

Biz diyoruz ki, 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edilen Cumhuriyeti bugüne kadar getiren ve bu ulusun çağdaş dünya ile bütünleşmesini kolaylaştıran ne kadar değer varsa onlardır.

Aksini söyleyen bugün Türkiye ile aynı kategoride imiş gibi sunulan ülkelerden bir tanesini örnek göstermeye mecburdur.

Demek ki Türkiye’deki demokrasi de, onun -başta yargı olmak üzere- tüm organları da kitapta yazılı olması gerekmeyen bir sorumluluk altındadır. O da Türkiye’yi bugünkü Türkiye yapan temel değerleri korumak sorumluluğudur.

Avrupalı akıl hocaları bu gerçeği eminiz bizim kadar bilirler. Onların Türkiye’deki yandaşları da herhalde onlardan daha az bilgili değildir.

O nedenle, başta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile Anayasa Mahkemesi olmak üzere tüm kurumları büyük bir baskı altına almak için her yola başvurdular. Bir "kapatma" kararı çıkarsa Türkiye’nin istikrarsızlığa düşeceğinden tutun, yabancı sermayenin kaçacağına, ekonomimizin iflas noktasına geleceğine kadar demedik şey bırakmadılar.

Avrupa Birliği sözcüleri de lafı nerdeyse "Avrupa Birliği’ne üyeliğiniz hayal olur"a kadar getirdiler.

Bunların tamamı "şantaj" yaparak sonuç alma umuduna dayalı eylemlerdir.

Daha önce böyle baskılara Türkiye çok maruz kaldı.

Siyasilerimizin bu baskılara boyun eğdiğine ilişkin bol sayıda örnek hepimizin zihninde vardır.

Ama yargımızın böyle bir baskı karşısında boyun eğdiğine ilişkin bir örneği biz anımsamıyoruz.

Esasen yargı, kanuna bakar, önündeki olayı hukuka uygunluk açısından değerlendirir. Kararını ona göre verir. Gerisi onu ilgilendirmez. O nedenle eminiz Anayasa Mahkemesi bu sınavı başarıyla verecektir.

Not: Önceki günkü yazımda Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadri Yamaç’ın adının YÖK tarafından Çankaya’ya "ikinci isim" olarak gönderildiğini yazmıştım. YÖK’ün listesinde Yamaç’ın adı yoktur. Düzeltiyorum.

O.E.
Yazarın Tüm Yazıları