Baykal asıl ne demedi?

ANKARA
CHP kurultay salonu yine tıklım tıklım dolu. Kadını az, sigara dumanı fazla bir ortam.

Deniz Baykal kürsüye her zamankinden erken çıkıp 3 saati bulan bir konuşma yapıyor.

İki futbol maçı süresine yayılan konuşmada (ki Başbakan Tayyip Erdoğan neredeyse aynı zaman zarfında Suriye’ye gitti, İş Forumu’nda hitap etti, yetmedi dönüş yoluna geçti) verilen mesajları başlıklar halinde sıralamaya bile yerimiz müsait değil.

O yüzden ne demediğini vurgulamak daha mantıklı:

Baykal, "Bu benim son kurultayım" demedi. Çünkü;

1) 1992’deki ilk seçiminde yüzde 4.70 oy alan partisini yüzde 20’lere taşımayı başarı sayıyor.

2) Genel Başkan, Genel Sekreter ve tüzüğü beğenmeyenleri başka parti kurmaya davet ediyor.

3) AKP kapatma davası sürecinde CHP’ye yeni görev ve sorumluluk düştüğüne inanıyor.

İşte o yüzden Deniz Baykal, kurultay konuşmasının sadece 5 dakikasını parti içi muhalefete ayırdı. Kurultay öncesinde hiçbir TV ve gazeteye değerlendirme yapmadı.

Baykal’ın rakipleri zaten bu kurultaydan umutsuzdu, bir sonraki için isim yazdırdı, yer ayırdı. CHP lideri de kurultayı bu yaz/sonbaharki oyun planının önemsiz parçası sayınca...

Anamuhalefet partisi, yakın tarihin en heyecansız kurultayını yaşadı.

AKP zamana oynayacak

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Suriye gezisine çıkarken malumu ilam etti:

1) AKP, kapatma davasında harekete geçmek için türban kararını bekleyecek.

2) Savunmaya ağırlık verecek, hatta gerekirse ek süre isteyecek.

3) MHP ile temas kesilmeyecek, bu partinin Anayasa değişikliğine iknasına çalışılacak.

AKP bu üç adımla kapatmayı sonbahar aylarına kadar gündem dışına taşıyacak.

Yeni bir hamle için koşulların değişmesini/oluşmasını bekleyecek.

Tekirdağ’dan soru var

’İKON fotoğrafa dikkat’ başlıklı yazıma (22 Nisan) Tekirdağ Cezaevi’nden mektupla yanıt geldi.

Üniversite arkadaşım ve İşçi Partisi yöneticisi/gazeteci Adnan Akfırat ağır sitemini yolladı.

Akfırat’ın Veli Küçük ile Alparslan Arslan’ı aynı karede gösteren fotoğrafla ilgi yorum ve eleştirilerinde ne kadar haklı olduğunu zaman gösterecek.

Ancak mektubun şu bölümünü okurun dikkatine sunmakta yarar görüyorum: "Cezaevine girince birebir yaşadım. Ergenekoncu diye 10 aydır cezaevinde tutulanlar bir avuç zavallı ve meczup. Bir düzine de ajan-provokatör sokulmuş içlerine. Delil olmadığı için ajanlardan tanık koruma programıyla kanıt imal edecekler. (...) İddianame bir türlü hazırlanamıyor."

Sahi ne oldu, aylar önce "iki haftaya hazır" denilen Ergenekon iddianamesi?
Yazarın Tüm Yazıları