Dış finansman borçlanmaya dayandı

TÜRKİYE’de cari işlemler açığı büyük ve büyümeye devam ediyor. Uluslararası konjonktür cari işlemler açığımızın büyümesini bir anlamda teşvik etti. Ama, şimdi konjonktür de bir kırılma yaşanıyor.

Yükselen cari işlemler açığı karşısında, finansmanın giderek daha sağlıklı bir yapıya kavuştuğunu gözlüyorduk. Doğrudan yabancı yatırımlar artarken, yurt dışından doğrudan borçlanmanın önemi azalıyordu. Dolayısıyla, cari işlemler açığının büyük bir bölümü ek borç yaratmayan kalemlerle finanse ediliyordu.

FİNANSMANDA KIRILMA

Gelişmiş ülkelerdeki
finansal krizin geçen yılın ağustos ayında derinleşmesiyle birlikte bu eğilim radikal bir biçimde değişmiş görünüyor. Tabloda son yıllardaki eğilim ile verilerin yayınlandığı son yedi ayın (Ağustos 2007 Şubat 2008) cari işlemler açığı ve finansman gelişmeleri gösteriliyor.

Son yedi aylık dönemde gerçekleşen cari işlemler açığı yaklaşık 2005 yılının tümünde verilen cari işlemler açığına eşit. Buna karşılık, 2005 yılında cari açığın neredeyse iki katına yakın dış finansman sağlanabilmişken, son dönemde elde edilen dış finansman cari işlemler açığından yüzde 12 kadar fazla. Yıllar itibariyle de dış finansmanın cari işlemler açığına oranı düşüyor. Tek başına bu gelişme o denli önemli bir sorun değil. Resmi rezervlerin artışını sınırlıyor.

2007 yılına kadar doğrudan yabancı yatırımların toplam net dış finansman içinde önemi giderek artıyordu. Gelişmiş ülkelerdeki kriz ve yabancı yatırımcılara satacak bankalarımız fazla kalmadığından bu kalemin toplam içindeki payında bir düşüş söz konusu. Düşüş 2008 yılının tümü için çok daha dikkat çekici olabilecektir.
/images/100/0x0/55eb4b81f018fbb8f8b7fd86
BORÇLANMA

Yabancıların net bazda aldıkları YTL ve döviz cinsi Hazine borçlanma senetlerinden (yurt dışında ihraç edilenler dahil) ve hisse senetlerinden oluşan portföy yatırımları toplam dış finansman içinde önemini giderek yitiriyordu. Son yedi ayda, net portföy yatırımları kaleminde giriş değil, çıkış yaşadık. Çıkışların çok önemli bir bölümü geçen yılın ağustos ve kasım aylarında gerçekleşti. Bu konjonktürde bu kalemin eski önemine gelmesi beklenmemeli.

Doğrudan yabancı sermaye portföy yatırımlarından eski düzeylerde finansman sağlanamayınca, dış finansmanın göreli yükü doğrudan borçlanmalara bindi. Geçmişte, yıllık bazda doğrudan borçlanmalar toplam dış finansmanın yarısı kadarken, son yedi ayda yüzde 94’üne ulaştı. Bir anlamda, doğrudan yabancı sermaye ve portföy yatırımlarında gerçekleşen gerilemeler doğrudan borçlanmalarla telafi edilebildi. Cari işlemler açığı ancak bu şekilde finanse edilebildi.

Kredi derecelendirme kuruluşu S&P Türkiye’yi Doğu Avrupa’daki en kırılgan beşinci ülke olarak gösterdi. IMF bu bölgedeki en kırılgan ülkenin Türkiye olduğunu iddia etti. Bu kadar konuşulunca, kırılgan olmamız kaçınılmaz oldu. Ama, kırılganlığın ana kaynağı cari işlemler açığının büyüklüğünden, büyümeye devam etmesinden ve finansmanından kaynaklanıyor.
Yazarın Tüm Yazıları