Sarkozy ile Erdoğan

İKİ lider arasında ilginç benzerlikler var.İkisi de sinirli, ikisinin de öfkeleri burunlarında...

Üslupları haşin, kırıcı. Kızdıkları zaman ona buna hakaret ediyorlar.

İkisinin de laiklik ve demokrasi anlayışları kendilerine özgü.

İkisi de aklına koyduğunu yapıyor.

Hatır gönül konusunda katı, hoşgörüsüzler.

Sarkozy, seçildikten sonra yaptığı gezilerde Fransız halkının en duyarlı olduğu laiklik konusunda kuşku uyandıracak sözler söyledi:

"Ülkeler, insanlar dini göz ardı etmemelidir. Ama bu laikliğe zarar vermemelidir."

Ne var bunda diyeceksiniz, ama Fransa’da kıyametler koptu.

Yazarlar, aydınlar ayağa kalktı ve "Laik bir ülkenin cumhurbaşkanı nasıl böyle konuşur, laikliği temelinden nasıl sarsar?" diye bağırdılar.

İmza kampanyaları açıldı, gazetelere ilanlar verildi.

Sarkozy geçtiğimiz hafta içinde Paris’teki tarım fuarına gitti. Orada vatandaşlarının ellerini sıkıp gülücükler dağıttı.

Elini uzattığı gözlüklü bir adam, kendisine "Yoo dokunma bana" diye elini çekti.

Sarkozy öfkelendi ve "Çek arabanı öyleyse" dedi.

Adam, "Beni kirletiyorsun" diye diklendi.

Sarkozy çıldırdı: "Defol git karşımdan pislik... Zavallı aptal... Geri zekálı..."

* * *

Şimdi de Erdoğan’ın söylediklerinden bazılarını (hepsine sayfalar yetmez) anımsayalım:

"Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabii gidecek be."

"Ben Müslümanım diyenin aynı zamanda laikim demesi mümkün değil."

"Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. Ulema ne diyorsa o olur." (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne)

"Efendi kim oluyorsun, buna mecelle (şeriat hukuku) karar verir." (Türban kararı için Danıştay’a)

"Sallama, elini kolunu sallama, her yerin oynuyor be!" (Muhalefete)

"Yahu bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak?" (Erzurum’da çiftçilere)

"Ulan terbiyesizlik yapma! Artistlik yapma ulan! Hadi ananı da al git burdan. (Mersin’de bir narenciye üreticisine)

"Askerlik yan gelip yatma yeri değildir." (Şehit yakınlarına)

"Ne konuşacam ben o kadınla yahu." (Şehit annesine)

"Söyleyin şu sahtekára ne istiyormuş." (Almanya’da yeşil sermayenin dolandırdığı gurbetçiye)

* * *

Farkındayım, Erdoğan’ın söyledikleri hem içerik, hem de sayı bakımından Sarkozy’nin yüz katı.

Şimdi bir karşılaştırma yapalım.

Fransız toplumu aydınıyla, yazarıyla, çizeriyle, sokaktaki vatandaşıyla Sarkozy’yi yerden yere vuruyor.

Bizde ise toplum sessizlik içinde olan biteni izlemekle yetiniyor.

Daha düşündürücü olanı da şu:

Fransa’da Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin reytingi 20 puan birden düşüyor.

Bizde ise Başbakan Erdoğan’ın reytingi durmadan yükseliyor.

Mesut Yılmaz’ın açıklaması

ÖNCEKİ gün türbanla ilgili Anayasa değişikliğine Mesut Yılmaz’ın "evet oyu" verdiğini yazmıştım.

Ben bu bilgiyi Cumhurbaşkanı’nın, "Kanaatim zaten oluşmuştu. İçlerinde bağımsız bir başbakanın da olduğu 411 milletvekilinin evet oyu ile kabul edilmiş, hafta sonu normal olarak onayladım" açıklamasından öğrenmiştim.

Cumhurbaşkanı’nın yanlış bir bilgi vereceğini tahmin etmediğim ve Yılmaz’dan da bir düzeltme gelmediği için bunu yazdım.

Dün Mesut Yılmaz aradı, "Bunu nereden çıkardınız" dedi. Ben de "Cumhurbaşkanı’nın açıklamasından" yanıtını verdim.

Yılmaz şöyle dedi: "Ben Cumhurbaşkanı’nın açıklamasını görmedim. Sizin yazınızdan öğrendim. Bu gizli bir oylamadır. Sayın Cumhurbaşkanı benim oyumu nereden biliyor? Ben türban yasağına karşıyım ama bu Anayasa değişikliği bir anlaşma aranmadan yapıldığı için ret oyu verdim. Cumhurbaşkanı’nın benimle ilgili böyle bir yanlış yorum yapmasını fevkalade yadırgadım."
Yazarın Tüm Yazıları