10 Şubat 2010 Çarşamba 02:49

 ADnet  
Reklam için
  • Üye girişi
  • Benim Sayfam
  • Üye Ol Hürriyet      Dünyası’na Katıl!
  • BUGÜNKÜ HÜRRİYET e-gazete
  • Yazarlar
  • Hava Durumu
  • English
  • HABER
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Ekonet   
  • Magazin
  • Spor
  • Dünya
  • Planet   
  • Piyasanet
  • Euractiv
  • YAŞAM
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Kültür Sanat   
  • Sinema / Fragman
  • Astroloji
  • Tv Rehberi
  • Anneyiz.biz
  • En İyi On
  • MULTİMEDYA
  • Foto
  • Web TV    
  • Foto Analiz
  • İNTERAKTİF
  • At Yarışı Sonuçları
  • Canlı Maç Sonuçları
  • Sen de Yolla
  • Bumerang
  • Yazarkafe
  • Sosyal İlanlar
  • Haber Alarmı
  • Hürriyet Mobil
  • Ekran Koruyucu
  • Hürriyet Mind
  • EĞLENCE
  • Bilgi Yarışması
  • Top Nerede?
  • İLANLAR
  • Yenibiris.com
  • Hürriyet Emlak
  • Hürriyet Oto
  • Seri İlan
  • İş Rehberi
  • BUGÜN TVDE NE VAR
    HÜRRİYET EKLER
  • Kelebek
  • Ankara
  • Ege
  • Cumartesi
  • Pazar
  • Seyahat
  • Otoyaşam
  • Hürriyet İK
  • Tatil
  • KURUMSAL
  • Hürriyet Kurumsal
  • Hürriyet Almanya
  • Hürriyet USA
  • Reklam
  • Bize Ulaşın
  • ANA SAYFAM YAP
  • FAVORİLERİME EKLE
  • Untitled Page
    ŞANS OYUNLARI
    SAYISAL LOTO
    06/02/2010
    6 -12-15-17-36-41
    ŞANS TOPU
    03/02/2010
    3 -9-17-19-25-13
    SÜPER LOTO
    04/02/2010
    25 -26-32-35-40-51
  • UNICEF Kartları ve
  • Hediyelikler
     Yazarlar
    29 Aralık 2007

    Ege CANSEN

     ecansen@hurriyet.com.tr

    Batı için büyük tehlike: Kemalizm


    BU, yılın son yazısıdır. Ekonomik açıdan bazı yıllar veya devreler "kayıp" bazıları "kazanç" dönemleri olarak adlandırılır.

    Mesela 1980-1990 arası Türkiye için kazanç, buna mukabil 1990-2000 arası kayıp yıllardır denir. Aslında kazanç yıllarının gerisinde mutlaka kayıp yıllar, aynı şekilde kayıp yılların gerisinde de kazanç yılları vardır. 2007, şimdiden kayıp yıl olarak tescil edildi. Soru şu: Acaba 2007, 2002-2006 arasını kapsayan kazanç yıllarının sona erdiği ilk yıl mı? Yani yüz güldüren 5 yıldan sonra, yeniden bir kayıp yıllar devresine mi giriliyor? Olabilir. Bu ihtimali, önümüzdeki günlerde bu köşede irdeleyeceğim.

    * * *

    Bugün, bir süredir yazmayı düşündüğüm önemli bir konuyu işleyeceğim. Soru şu: Acaba Avrupalıların, yerli taşeronlara ihale ettiği "Türkiye’den Kemalizm’in kökünü kazıyın" projesi tamamlandı mı? Daha doğrusu, Kemalizm için sonun başlangıcı aşaması geçildi mi? Kemalizm’i, cumhuriyetçilik olarak da okuyabilirsiniz. Aslında kelimelerin anlamı yoktur. Ne anlam yüklenirse veya ne anlamda kullanırsa, o anlama gelir. Başınızı serin, ayağınızı sıcak tutun. Kafa karıştıranlara kulak asmayın.

    * * *

    Atatürk, Osmanlı Müslümanlarının, kendi kendilerini yönetebilecekleri bir vatan sahibi olmasını sağlayan istiklál harbinin mimarıdır. Atatürk’ün milliyetçiliği, ideolojik değil, pragmatiktir. Amaç Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünü korumaktır. İşin ilginç yanı Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı verilmesinden rahatsız gericiler, "onun soyadı Atatürk değil, Adıtürk’tür" diyerek, Türk olmadığını ileri sürmüştür. Atatürk’ün yurtdışına sürdüğü Halife Hanedanı ise Atatürkçü olmuştur. Çünkü onlar, Atatürk’ün verdiği milli mücadeleyi çok iyi anlamıştır. "Atatürk büyüktür, ama ondan büyük Tayyip Erdoğan var" mealinde yazı yazan paşa oğlu eski bir dışişleri bakanı niçin böyle konuşmaktadır? Günümüzde Türkiye’de yükselen en büyük tehlike milliyetçiliktir diye Avrupalı ağzıyla konuşan "ecnebi Türkler" niçin kafayı Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete takmıştır. Çünkü onların esas tezi, "Türkler, kendi kendini yönetemez; Türkleri, Batı yönetmelidir" anlamına gelen "manda idaresi"dir. Mandacı Türkler, Batı karşısında o kadar derin bir aşağılık duygusu içindedirler ki; kendileri laik olduğu halde, efendi belledikleri Avrupalılar tehlikeli gördü diye laik "Kemalizm"in can düşmanı olmuşlardır. Yine efendileri "ılımlı İslam, radikal İslam’ı engeller" diye düşündüğü için de laik mandacılar dinci yazarlar kümesine katılmakta hiçbir tutarsızlık görmemiştir.

    * * *

    Gelelim kötü (!) habere. Maalesef, 2007 yılında da Kemalizm’in kökü bu topraklardan kazınamamıştır. Hatta AKP’nin, ülke bütünlüğü söz konusu olduğunda sanıldığından daha fazla "cumhuriyetçi" olduğu ortaya çıkmıştır. Bu gelişmeye katkıda bulunan, başta takıyye yapmayan Fransızlar olmak üzere, bize "Sen Şarklısın, Şarklı kal, Şark’ta kal; senin AB’de ne işin var? Sana şapka değil, türban ve takke yaraşır" diyerek "tarihimizle yüzleşmemizi" sağlayan Avrupalılara mutlu yıllar dilerim.

    Son Söz: Adam ol, Batılı ol; Batıcı olma!



    arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
    Yazarlar Arşivi
    Ege CANSEN
    Tüm yazıları
    Yazarlar
    Oktay EKŞİ
    Karanlığa isyan

    Doğan HIZLAN
    Maslak’taki kongre merkezi yapılırken

    Tufan TÜRENÇ
    Aşk-ı Memnu ve RTÜK kafası...

    Ertuğrul ÖZKÖK
    Asker gidince demokrasi gelir mi

    Mehmet Y. YILMAZ
    Sivilleşirken ‘öteki üniformalıları’ unutmayalım!

    Yalçın DOĞAN
    Benim insanlarım

    Özdemir İNCE
    Arthur Miller ile Harold Pinter’in işleri

    Ahmet HAKAN
    Bir polemikçi üstadını buldu

    Yılmaz ÖZDİL
    Aşk-ı Memnu

    Yalçın BAYER
    Tekel İçki’nin satışında muvazaa da sorgulanmalı

    Cüneyt ÜLSEVER
    Netice odaklı dış politika açısından İran!

    Latif DEMİRCİ
    Latif DEMİRCİ

    Şükrü KIZILOT
    Kızılderili avı ve ücretliler

    Hadi ULUENGİN
    İkinci Hintnâme

    Bülent DÜZGİT
    Bülent çiziyor

    Ayşe ARMAN
    Evde şenlik olacak Ayşe!

    Ege CANSEN
    Demokrasi, diktacılardan öğrenilir

    Eyüp CAN
    Bir kere de ciddiyet ilan etsek Sayın Bakan

    Mehmet Ali BİRAND
    Yargı, neden bilet fiyatlarına karışır?

    Rauf TAMER
    Yerinde say!..

    Cengiz ÇANDAR
    “Açılım” tıkanırsa; sınırlar açılmazsa...

    Ayşe ARAL
    En güzel oda benim odam

    Yonca TOKBAŞ
    Cesaretin ölçüsü ölmek değil yaşamaktır…

              Vuslat Doğan      Tüm Haberler
      Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Oyna Avrupa Birliği DYH