Bilimden nasibini almamak

TÜRKİYE’ye egemen siyaset maalesef son yıllarda kabaca iki uçta yapılıyor: CHP ve TSK’nın temsil ettiği "laikçi siyaset" ve AKP’nin temsil ettiği "ılımlı İslamcı siyaset".

Her iki kesim zaman zaman liberal siyasetin izdüşümlerini yakalıyor ama ortada ilaç niyetine de olsa sosyal demokrat siyaset yapan kimse yok.

Peki "Türk aydını" ne yapıyor?

Aydın, aydın olmak için ivedilikle her iki uca da eşit mesafede durması gerekirken, önemle medyada aydın olarak köşe tutanlar, bir tarafı seçerek açık taraftar oluyorlar ve karşı tarafa ağız dolusu sövmeyi hüner addediyorlar, parsayı böyle kaptıklarına inanıyorlar.

Ayrıca, aydın olmanın temel özelliği iktidara da, muhalefete de muhalefet yapmak, kamu adına kamuyu yönlendirenlerin eksik ve gediklerini aramak iken bizim medya aydınları sadece kaşı tarafa muhalefet etmeyi, tuttukları tarafı ise cansiperane savunmayı seviyorlar.

Bunlar arasında eski liberal-neo AKP’li bir yalaka ekibi var ki, çok sakil bir tavır sergiliyorlar. Liberalizm adına tarihe nasıl hesap vereceklerini ben çok merak ediyorum.

* * *

Türk aydınının taraf olma uğruna bilime bile sövme sefaleti, Tarhan Erdem’in araştırmalarına verilen tepkilerde ayan beyan ortaya çıkıyor.

Tarhan Erdem yazın yaptığı seçim anketiyle bir tarafın takdirine mazhar olup, diğer tarafın hışmına uğrarken kışın yaptığı dindarlık anketiyle bu kez cenahlardan ters tepki aldı; örneğin yazın alkışlayanların kışın hışmına uğradı.

Halbuki ekip aynı ekip! Tecrübe aynı tecrübe! Fark şu: Bir araştırma bir tarafın işine gelirken, diğer araştırma öteki tarafın işine geldi.

* * *

Tarhan Erdem bu kez klasik İslamcılar ile eski liberal-neo AKP’lilerin hışmına uğradı.

Bilimsel bir araştırmaya sövme yarışına girenlerin ortak paydaları ise şöyle:

Bunlar bilimsel araştırmalarda ulaşılan sonucun değil, kullanılan bilimsel metodolojinin eleştirildiğini, bulgunun eleştirisinin de metodoloji üzerinden yapıldığını hiç bilmiyorlar.

Bilimde
gerçeğin tekil olmadığından, sadece metodolojide tekillik aranacağından bihaberler. Galiba bu yüzden bugüne dek Erdem’in çalışmasının metodolojik hataları üzerine bir satır yayınlamadılar.

Üstelik, davranış/tutum/tercih/algılama gibi oldukça subjektif insan karakteristiklerini ölçen araştırmaların kalitesinde fark olmadığı halde sonuçlarının farklı olabileceğinin farkında dahi değiller.

Bilim tarihinin bu farklılıkların tartışılması üzerine kurulu olduğunu da henüz duymamışlar.

Tarhan Erdem’in bulgularının kendi algılamalarıyla uyuşmadığını söylemelerinin araştırmayı eleştirmek için yeterli olduğunu ise çözemediler.

* * *

Bunun içindir ki, hem de titri "Prof. Dr." olan birisi "Şiddetine göre üç tür yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik" diye yazarak sırf iktidara yaransın diye bir bilim dalını tümden karalayabiliyor.

Harvard’lısı iki ayrı araştırmayı içeriklerine hiç bakmadan, sadece yapıldıkları tarihleri gözeterek eleştirebiliyor. (İsmet Berkan’dan cevabını aldı.) Yine aynı Harvard’lı, seviyesini ilkokula düşürerek sınıf öğretmenine şikáyet eder gibi ayrı sonuçlara ulaşan iki araştırmayı yayımlayan iki gazeteyi aynı olan patronuna şikáyet ediyor.

Metodolojiden zerre kadar nasibini almamış birisi ise herhalde sadece rivayetlere dayanan analizler yapabildiği için "Bir rivayete göre (’araştırma’ demek istemiyorum), son birkaç yıl içinde örtünenlerin sayısı dörde katlanmış" diyebiliyor.

* * *

Hangi Tarhan Erdem’i seversiniz? Yazlık olanı mı, yoksa kışlık olanı mı?
Yazarın Tüm Yazıları