Çankaya’da rest mi yoksa jest mi yenildi

Önceki gün Cumhurbaşkanı Sezer’in, yeni Bakanlar Kurulu listesini sunmak için randevu isteyen Başbakan Erdoğan’a randevu verip onu Çankaya’da kabul etmesi ve sonra da Başbakan’ın vermeye hazırlandığı listeyi almayıp, “Bunu yeni cumhurbaşkanına verin” demesi “Jest mi yoksa rest mi” sorusuna cevap arayanların fazla tereddüt etmeleri anlamsızdır.

Haberin Devamı

Çankaya’da jest mi yoksa rest mi yenildi dersiniz…

 Sherlock Holmes, sabah kahvaltısında karşılaştığı kankası Dr. Watson’a şöyle bir bakar ve sonra konuşur:

-Watson, dün akşam yumurta mı yedin?

Dr. Watson dahi dedektifin bu gözlemini de hayranlık içinde karşılayıp, sorar:

- Akşam yumurta yediğimi nasıl anladın sevgili Holmes?

Dedektif güler ve cevap verir:

-Akşam yemekten sonra ağzını, sabah kalkınca da yüzünü yıkamamışsın…

Bazı olayların iç yüzünü anlamak için, en azından Sherlock Holmes’ün yaptığını yapıp, olaya dikkatlice bakmak yeterlidir.

Örneğin önceki gün Cumhurbaşkanı Sezer’in, yeni Bakanlar Kurulu listesini sunmak için randevu isteyen Başbakan Erdoğan’a randevu verip onu Çankaya’da kabul etmesi ve sonra da Başbakan’ın vermeye hazırlandığı listeyi almayıp, “Bunu yeni cumhurbaşkanına verin” demesi “Jest mi yoksa rest mi” sorusuna cevap arayanların fazla tereddüt etmeleri anlamsızdır. “Habervitrini.com”da olayı irdeleyen Metin Özer, olayı özünden yakalamış mesela.

Şöyle yazmış:

 

 

Haberin Devamı

Böyle jest olur mu?

 

-Randevu talebiyle, görüşme arasında 1.5 gün var.

Sezer bu süre içerisinde Erdoğan’ı telefonla arayıp, “Sayın Başbakan, sanırım yeni kabineyi onayıma getireceksiniz. Biliyorsunuz benim görev sürem doldu. 10 gün içerisinde de TBMM yeni Cumhurbaşkanı’nı seçecek. Bu bakımdan kabineyi benim onaylamam şık olmaz. İsterseniz onay işini yeni Cumhurbaşkanına bırakalım. Bu yüzden gelmenize gerek yok” deseydi, bunun adı jest olurdu.

Ama burada yapılan bu değil.

1.5 gün sessiz kalacaksın, o arada Başbakan kabineyi şekillendirmek için toplantı üzerine toplantı yapacak. Sana geldiğinde, “Olmaz, yeni Cumhurbaşkanı’na götür” deyip, kapıyı göstereceksin.

Buna ‘jest’ değil ‘rest’ derler.

Sezer’in Erdoğan’a, “Benim sürem doldu. Onaylamam doğru olmaz. Yeni Cumhurbaşkanı’nın imzalaması daha iyi olur” demesini iyi niyet olarak görmek de saflık olur.

Niçin?

Haberin Devamı

Çünkü, Erdoğan’la görüşmeden 24 saat önce YÖK ve Danıştay üyeliklerine 2 ayrı atama yaptı.

Bu atamaları yaparken bir jest yapıp, onayı yeni Cumhurbaşkanına bırakmadı.

Alelacele imzayı atıp atamaları gerçekleştiren Sezer’in, kabinenin atamasını yeni Cumhurbaşkanına bırakması tuhaf değil mi?

 

Eveleme geveleme

 

Görev süresinin dolduğu 15 Mayıs’tan bu yana veto ettiği yasa ve iade ettiği kararnameleri tek tek hatırlatmaya bile gerek yok.

Bu bakımdan kimse dünkü davranış için, “jest” falan yorumu yapmasın.

Lafı evelemeye – gevelemeye gerek yok.

Sezer, AK Parti’den, hükümetten ve Başbakan Erdoğan’dan hoşlanmıyor.

2002 yılından bu yana, hükümetle yaptığı savaşı dün tamamlamıştır.

Haberin Devamı

Erdoğan’ın Ak Partili’lerden oluşan yeni kabinesinin altına “Uygundur” imzası koymayarak, tavır ve rengini açıkça belli edip görevini tamamlamıştır.

Hal böyle iken kimse resti jest yapmasın!

........................................................

Evet… Dr. Watson’un akşam yumurta yediğini yüzüne bakan herkesin anlaması gerekirdi. Arkadaşımız Metin Özer bunu yapıp, yenilenin jest mi yoksa rest mi olduğunu hemen görmüş neticede.

 

ŞAKA

 Çoraptan sonra sıra eldivende mi?

Uluslararası Uzay İstasyonu'na geçtiğimiz hafta cuma günü kenetlenen ABD uzay mekiği Endeavour'un iki astronotun çıktığı uzay yürüyüşü, astronotlardan biri olan Rick Mastracchio'nun uzay giysisinin eldiveninde delik tespit edilince kısa kesilmiş.

Haberin Devamı

Geçen kış Türkiye’ye gelen Dünya Bankası eski Başkanı Wolfovitz pabucunu kapıda bırakıp Sultanahmet Camii’ni gezerken çorabında delik tespit edilince,Türk çorap üreticileri Wolfowitz’e bütün ömrünce yetecek kadar çok çorap göndermişlerdi.

Bakalım Türk eldiven üreticileri uzayda tespit edilen delik olayı karşısında seyirci mi kalacaklar?

 Abramoviç’le ancak Ahmet Ertürk yarışabilir

 Chelsea Futbol Takımı'nın da sahibi olan Rus milyarder Roman Abramoviç'in 112 metrelik yatı “Le Grand Bleu” Bodrum’dan sonra İstanbul’a geldi ve Boğaz’da Çırağan’ın karşısında demirledi.

Bu yatı gördüğümde, yakın geçmişte birbirleriyle yatlarının boylarının uzunluğu ile rekabet eden eski basın patronlarını hatırladım. 40’ar metrelik bu yatların boyunu uzatmak için teknelerin önlerine rampalar eklenirdi.

Haberin Devamı

Şimdi Abramoviç’le rekabet edebilecek tek basın patronu galiba TMSF Başkanı Ahmet Ertürk. Onun elindeki yatların boyları bileştirilirse, belki “Le Grand Bleu”nün boyuna yaklaşılabilir. Tabii ki 136 metrelik Savarona'yı bu yarışın dışında tutuyoruz.

Yazarın Tüm Yazıları