|
|
 |
| Yazarlar |
 |
|
25 Ocak 2007
|
Ertuğrul ÖZKÖK
Hürriyet neden birinci çıktı
GALATASARAY Üniversitesi’nin öğrencileri, 2006 yılının "En"lerini seçmişler.
Medyanın ve sanatın çok çeşitli alanlarında en beğendikleri kişi ve kurumları belirlemişler.
Bu sıralamalarda bir şey dikkatimi çekti.
Hürriyet ve yazarları, öğrencilerin gözünde çok ayrıcalıklı bir yere sahip.
Mesela, en beğendikleri gazete "Hürriyet".
Ankete cevap veren öğrencilerin yüzde 26’sı, en beğendikleri gazetenin Hürriyet olduğunu söylemiş.
İkinci sırada yüzde 25’le "Cumhuriyet" Gazetesi geliyor.
Onu yüzde 20 ile "Radikal", yüzde 15’le "Milliyet" izliyor.
Bu dördünden sonra gelen beşinci sıradaki gazetenin aldığı oran ise yüzde 8.
* * *
En popüler yazarlar sıralamasının başında da Hürriyet’ten bir yazar var.
Pakize Suda.
Oyların yüzde 30’unu almış.
Bu listede de ilk beşte yer alan yazarların üçü Hürriyet’ten.
Pakize Suda dışında Ahmet Hakan ve Ebru Çapa da bu listede yer alıyor.
Köşe yazarı kategorisinde de dört kişilik listenin üçü Hürriyet’ten.
Emin Çölaşan, Oktay Ekşi ve Mehmet Yılmaz.
Mehmet Yılmaz, Hürriyet’te yazmaya başlayalı daha bir yıl bile dolmadığı halde, demek ki üniversite öğrencileri arasında kendine iyi bir yer edinmiş.
Bu sonuçlar biz köşe yazarları açısından çok önemli noktaya dikkati çekiyor.
İçinde yazdığımız gazetenin marka gücü bizleri de taşıyor.
* * *
Galatasaray Üniversitesi öğrencilerinin yaptığı sıralama bana çok önemli göründü.
Hürriyet’in en beğenilen gazete çıkması şu bakımdan önemli.
Üniversitelerde genellikle "fikir gazetesi" denilen gazete türleri ön sıralarda çıkar.
O bakımdan Cumhuriyet, Radikal ve Milliyet’in sıralamaya girmesi şaşırtıcı değil.
Ama listenin başında Hürriyet’in yer alması, benim son yıllarda bütün yabancılara anlattığım yeni bir dünya trendinin ispatı.
Avrupa’da fikir gazeteleri hızla zemin kaybediyor.
Fransa ve Almanya’da bu tür gazeteler artık ciddi ekonomik sıkıntılarla karşılaşıyor.
Onun yerine "hibrid", yani "iki karakterli" gazeteler dönemi açılıyor.
Ben bunu "ciddi popüler gazetelerin yükselişi" olarak niteliyorum.
Hürriyet’in birinci sayfasına bakan bir yabancı, rahatlıkla bunun "tabloid" zihniyetiyle yapılmış bir gazete olduğunu söyleyebilir.
Ama bu gazete, haftanın bazı günleri 10 sayfadan fazla ekonomi haberi veriyor.
Ana gazetenin yüzde 18’e yakını ekonomiye ayrılıyor.
Bu oran, New York Times’la aşağı yukarı aynı.
* * *
Hürriyet’in iç sayfalarına bakan aynı yabancı, bu nedenle bir Financial Times ve Wall Street Journal bulabiliyor.
Aynı okuyucu, Times veya Guardian gibi doyurucu haber ve ülkenin en kaliteli köşe yazarlarıyla karşılaşıyor.
Hürriyet’i ilan gelirleri ve etkinlik açısından da dünyanın dikkatini çekecek hale getiren başarının sırrı, işte bu "hibrid" karakterinde.
Galatasaray Üniversitesi’nden gelen sonuçlar, Hürriyet’in bu modern formatının öğrenciler gözünde de yaygın bir kabul gördüğünü gösteriyor.
Önümüzdeki aylarda Hürriyet’in yavaş yavaş dünyaya örnek hale gelen formatının çok çarpıcı başka işaretlerini de göreceksiniz.
* * *
Galatasaray Üniversitesi öğrencileri arasında yapılan ankette dikkatimi çeken bir başka nokta da markalar ve marka olan insanlarla ilgili sonuçlar.
Öğrencilerin en beğendiği markaların başında Cem Boyner’in yarattığı "T Box" geliyor.
Onun hemen arkasında da Starbucks yer alıyor.
Bu iki markanın Türkiye’deki tarihi üç yıldan fazla değil.
Bir de en beğenilen işadamı var.
Orada da Ali Sabancı çıkıyor.
Yarattığı marka Pegasus da en beğenilen havayolu şirketlerinin başında çıkıyor.
THY gibi yarım yüzyıldan fazla süredir pazarda olan bir marka ise üçüncü sırada yer almış.
Bütün bunlar bize şunu gösteriyor:
Markalarımıza hiç durmadan yatırım yapmalıyız.
|
 |
 |
|
|
|  |
|