Nüfus yapısı Türkiye’yi zorlayacaktır

2000 yılı sayımına göre Türkiye’nin nüfusu 67.8 milyondur. Yapılan tahminlere göre, 2006 yılı ortasındaki nüfusumuz 73 milyon civarındadır.

Geçmişe göre, Türkiye’de nüfus artışı düşmektedir. 1960 yılına gelene kadar yıllık nüfus artışı yüzde 3’e dayanmışken, 2000 yılı sayımında nüfus yıllık artışının yüzde 2’nin altına geldiği tespit edildi. Şu sıralarda yıllık nüfuz artışının yüzde 1.5’in altında olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tahminlerine göre, Türkiye’nin nüfusu 2025 yılında 88 milyona, 2050 yılında da 96.5 milyona çıkıp istikrara kavuşacağı hesaplanmaktadır. Amerikan Sayım Büro’su (Bureau of the Census, U.S. Department of Commerce, International Programs Center) tahminlerine göre ise, Türkiye’nin nüfusu 2025 yılında 82 milyon kişi, 2050 yılında ise 87 milyon kişi olacaktır.

Nüfus büyümesinin düşmesi kendi başına olumlu bir gelişmedir. Nüfus büyümesinin düşmesiyle zaten kıt olan kaynakların daha az büyüyen nüfusu beslemesi sağlanabilecektir. Ama, toplam nüfus artışının yavaşlaması tüm sorunları da çözdüğü anlamına gelmemektedir.

SORUN DEĞİŞİYOR

Türkiye çok genç bir nüfusa sahiptir
. 1950’li yıllarda okul çağına gelen nüfus yılda yüzde 3.5 civarında büyürken, bu oran şimdi çok küçülmüştür. 2000 yılında 0-14 yaş grubundaki insan sayısı 20 milyon civarındadır. Bu civarda istikrara kavuşması beklenmektedir. Dolayısıyla, okullaşma talebi açısından Türkiye önümüzdeki dönemde rahatlayacaktır. Bu gruptaki nüfusun önümüzdeki dönemde düşmesi beklenmektedir.

0-14 yaş grubu 1970’lere gelene kadar toplam nüfusun yüzde 40’ı civarındaydı. Şimdi bu oran yüzde 30’un altına geldi. 2050 yılında yüzde 17’lere geleceği tahmin edilmektedir.

Okul çağına gelen nüfusun istikrara kavuşup düşmeye başlamasıyla, sorun, çalışma çağına gelmiş nüfus ile yaşlı nüfusa kaymaktadır. 1950’li yıllarda yılda yüzde 2’nin biraz üzerinde büyüyen 15-64 yaş arası nüfusun artış oranı yıllık yüzde 3’ gelmiştir. Bu grupta 1980 yılında 43 milyon kişi varken, 2006 yılında 48 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Yani, yılda yüzde 2’ye yakın büyümektedir. Bu artan nüfusun okutulması geçmişin en önemli sorunuydu, şimdi bu nüfusun iş bulunması sorun olmuştur.

15-64 yaş arası grup 1970’lere gelene kadar toplam nüfusun yüzde 54’ü civarındaydı. Şimdi bu oran yüzde 65’e geldi. 20025 yılında yüzde 69’a yükselip 2050 yılında yüzde 65’de istikrara kavuşacağı tahmin ediliyor.

ÇAN EĞRİSİ

Geçmişteki hızlı nüfus artışının önümüzdeki dönemde yaratacağı bir başka sorun yaşlı nüfusun hızla artmasıdır
. Önümüzdeki dönemde, sosyal güvenlik sisteminin üzerine gelecek ek yük açısından bu konu giderek önem kazanmaktadır. 65 yaş üzeri nüfus 1960’larda 1 milyon kişiyken, toplam nüfusun yüzde 3.5’i kadardı. 2006 yılında bu yaş grubundaki insan sayısının 4 milyonu aştığı ve toplam nüfusun yüzde 6 sı olduğu tahmin ediliyor. TUİK tahminlerine göre, 65 yaş üzeri nüfus 2050 yılında 17 milyon kişiye ulaşıp toplam nüfusun yüzde 17.6’sı olacak.
/images/100/0x0/55eaa2c0f018fbb8f88cf16f
Nüfusun yaş dağılımı giderek çan eğrisi haline gelme eğilimindedir. Grafikten de görüldüğü gibi, 1965 sayımına göre (mavi), 0-14 yaş grubu kalabalık, yaşlı nüfusu az bir ülkeydik. 2000 yılına geldiğimizde (pembe) 0-14 yaş grubunun göreli ağırlığının azalıp 15-64 yaş grubunun kalabalıklaştığı, yaşlı nüfusun göreli öneminin değişmediği bir yapı oluştu. 2050 yılı tahminlerine göre, 0-14 yaş grubunun göreli önemi daha da azalıp 15-64 yaş grubunun önemi aynı kalacak, ama 65 yaş üzeri grubun önemi 0-14 yaş grubu düzeyine gelecektir.
Yazarın Tüm Yazıları