Bence çok güzel şeyler oluyor

Fikrimi tamamen değiştirdim ben. Ve bu bir anda, güneşli cumartesi günü sokaklara bakarken oldu.

Haberin Devamı

Genç, güzel insanlar yürüyordu Beşiktaş’ta. Gülüyorlardı, sarılıyorlardı, konuşuyorlardı, ama en önemlisi korkmuyorlardı.
90’lardan sonra doğmuşlardı. Güçlerini zekalarından, mizahlarından, adalet duygularından alıyorlardı.
Yüzlerinde, artık ‘idare etmesini bildikleri’ birisiyle mücadelenin eğlencesi bile vardı. Sabırlılardı. Aptalca şeyler yapmayacakları belliydi.
İçimi sıcacık bir his kapladı. Bu cesur, bu güzel, bu yeni, bu aklı net insanlarla aynı sokaklarda olmaktan, aynı yerde yaşıyor olmaktan mutluluk duydum.

Twitter’ın yasaklanmasına kimse ciddi bir tepki vermedi.
Bu çağda bilginin, her türlü bilginin serbest dolaşımda olduğunu biliyoruz, yani bilmeyen var mı? Bir platformu kapatmak, bir içeriği örtemez artık.
Eskiden belki kolaydı böyle şeyler. Gerçekleri, olup bitenleri, savaşları, işkenceleri ve çekilen acıları ruhumuzun duymadığı yıllar oldu.
Her şeyi TV, gazete ve radyodan öğrendiğin yıllarda, habere şekil vermek, başka dünyalar çizmek kolaydı. Şimdi artık öyle bir dünya yok.
Twitter kapandı. Kapanır kapanmaz, eskisinden çok tweet atıldı. (Türkiye, dünyada en çok Twitter kullanan 8. ülke.)
Anında dünyanın her gazetesi, her karikatüristi, her ünlüsü bir şey yazdı, dedi, çizdi. Anında. Duvarlar yok artık. Gecikmek de yok artık.

Haberin Devamı

Benim iyimser olma sebebim, ortada gizli açık bir sürü husumet varken, yeni bir gençliğin sessizce kendi sevdiği hayata devam etmesi. Sahiplenmesi. Zekalarına ve birbirlerine olan güvenleri. Bizim gibi kara bulutlara çabuk girmemeleri. Biz Türklerin genine işlemiş paranoya ve komplo teorilerini geride bırakmaları.
Çocukluğumdan beri üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir yerde yaşamaktan ben de sıkılmıştım ne yalan söyleyeyim. İçim açıldı. Ciğerlerim temiz havalarla doldu. İstanbul fazla güzel dedim bu kadar drama için. Türkiye fazla güzel.

Sanki biri bir film koydu önümüze. Heyecanla izliyoruz. Her sabah kötü bir haberin geldiği günlerimiz oldu. Her sabah gülünecek şeylerin olduğu, anlaşılmaz şeylerin olduğu, ne oluyor Allah aşkına olduğu günlerimiz oldu. Olacak da. Şu an bile bir şeyler oluyor. Kötü şeyler kadar güzel şeyler de oluyor. “24” dizisinin ilk sezonunda da bu olmuştu bana. Bölüm sonunda bir telefon çalıyordu ve o telefonu öyle beklenmedik biri açıyor, her an herkes ajan, suikastçı, düpedüz kötü adam çıkıyordu ki, bir sonraki bölümü hemen izlemen şart oluyordu. Şimdi de şart. 24 bölümün 24’ünü de izlemeden bu koltuktan kalkmayacağız. Hepimiz koltuğumuza bağlandık, bu lunapark treninde gidiyoruz. Kimse, ama kimse, ama hiç kimse, inanın bir tek nefes alan mahluk neler olacağını bilemiyor. Bence kaybetmeyelim. Merkezimizi. Sakinliğimizi. Sevgimizi. Mizahımızı. Vicdanımızı. Korkusuzluğumuzu. Gençliğimizi. Bunlar bize yetecek de artacak.

Yazarın Tüm Yazıları