Hürriyet Hava Durumu - Hava Nasıl 0lacak İstanbul : 22ºC
25 Nisan 2014 04:19
Diğer Yazıları
    12 Kasım 2013

    Her gün camiye giderim

    Nail Keçili’nin belediye otobüsleri izlenimleri devam ediyor...

    Bir süredir İETT’den aldığı indirimli kartla seyahat etmeye başlayan ünlü reklamcı, dün röportajın ilk bölümünde gençlerin
    yaşlılara yer vermemesinden şikayetçi olmuştu. Bakın bugün neler anlatıyor...

    Belediye otobüsü, tuvalet, metro... Meziyetleri bitmiyor bu indirimli kartın...
    - Vallahi bitmiyor... Geçen gün Bebek’ten Anadoluhisarı’na vapura bindim, yine kartı gösterdim. Bildiğin gibi değil, bu kart çok işe yarıyor. Her kapıyı açıyor. VIP’yi falan sollamış durumdayım. Dün Korcan Karar’la Bebek Kahve’de çay içiyoruz. Bebek’te de 1,5 gündür sular kesik. Herkes tuvaletini kapatmış vaziyette. Korcan dedi ki; “Baba donuma edeceğim, şu kartını ver de tuvalete gideyim.” Kartı aldı, işini gördü. Bizim kart her işe yarıyor. Bu elimdeki kartın havasını sana anlatamam. İnanılmaz bir zaman kazanıyorum trafikte...
    O şaşaalı hayattan, güçten kudretten sonra şimdi metrobüstü, vapurdu, indirim kartıydı, bunlarla yaşamak ne ifade ediyor size?
    - İşin tadını alıyorum. O zaman ben farkında değildim ki... 35-40 sene boyunca Mercedes’e bindim makam aracı olarak. En büyük Mercedes’lerden... Bana sor son kullandığın Mercedes’in döşemesi ne renkti diye, bilmem... Ben ona biniyordum ama nasıl gittiğimi bilmiyordum ki, 80 tane telefon geliyordu ya da yanımda birisiyle toplantı yapıyordum. Farkında değildim... Şimdi belediye otobüsünde her şeyin farkındayım...
    Ama o gücü kudreti elinizde bulundurmak sizi etkilemiyor muydu?
    - Etkilemez mi... İnsan öyle bir durumdan mutlu olmaz mı, tabii ki de seviyordum. Ben dünyada Cen Ajans’ı 70’inci yapmışım. Biri de çıkıp “Aferin lan” demedi bana...

    5 VAKİT NAMAZ KILMAM AMA

    Cezaevinde çok kitap okudunuz, dini inancınız da kuvvetlendi değil mi?
    - 1000 küsur kitap okudum. Yüzde 1500 kuvvetlendi. Zaten çoktu inançlarım ama onları yanlış uyguluyormuşum. Kartal’da hapishane müdürü yanıma bir çocuk verdi, çocuk Osmanlı ilimlerini okumuş yutmuş. 57 tane Kuran meali yazmış, o çocuk bana dinin doğrularını öğretti.
    Şimdi uyguluyor musunuz?
    - Tabii tabii.
    Beş vakit namaz kılar mısınız?
    - Hayır, öyle bir adetim yoktur. Benim kendime göre inançlarım var. Ben her gün mutlaka camiye giderim. Namaz kılarım ama bunu beş vakit yapmam. Ben yalnız Allah’la diyalog kurarım. Kabir ziyaretlerine bile inanmam, ziyarete gitmem. Vehbi Koç’u kabrin içine yatıran benimdir. Şimdi sadece cenaze namazına gidip camiden erkenden ayrılıyorum.
    Son bir haftanız nasıl geçti?
    - Evdeydim... Şimdi her şeyden çekildim. Evime kapanıyorum. Sadece torunlarımı ziyarete gidiyorum bazen. Köpeğim Oğul’la hastalık derecesinde tutkulu bir ilişkimiz var. Oğul’un dedesi Efe de benim köpeğimdi. Efe’nin yavrularından birini Kenan Doğulu’ya vermiştim. Kenan Los Angeles’a götürdü köpeği. Orada doğurmuş. Onun yavrularından birini, Oğul’u da Kenan jest yaparak bana verdi... Bir de kızım Nazlı kedi almam için gazladı beni. Kedi-köpekle yaşıyoruz evde...
    Dede Atatürk’e suikastten idam edildi, baba 27 Mayıs sonrası kendini astı... Sizin hayatınız altüst oldu... Bunları üst üste koyunca nasıl değerlendiriyorsunuz?
    - Öğrendiğim tek bir şey var; bu CHP hiçbir zaman iktidara gelemediği için askeri dürttürüyor 27 Mayıs’ı yaptırıyor, askeri dürttürüyor 12 Mart’ı yaptırıyor, 28 Şubat’ı yaptırıyor... Şimdi asker kalmadığı için gençleri dürttürüyor, Gezi olaylarını yaptırıyor... Yine de iktidara gelemiyor...
    Neredeyse CHP, Keçili Ailesi’ne düşman diyeceksiniz...
    - Benim dedemi astırmalarının sebebi de, babamın kendini asmasının sebebi de budur. Dedemi astıran İsmet Paşa’dır. Atatürk babama demiş ki, “Ben senin babana hiçbir şey yapmadım. Babanın idam edildiğinden de haberim yok. İsmet yaptı her şeyi...” “Nail” kitabında yazdım bunları. Babamın suratına demiş Atatürk bunları. Ben CHP’yi sevme şansına sahip miyim? Bana bir amiral demişti ki; “NATO ne demektir bilir misin? ‘No Action Talk Only’ demektir.” Yani laf salatası... Bizim solcular da böyledir işte...
    Çok hırslı olduğunuz için mi tüm bunlar geldi başınıza?
    - Benim hırsım olsaydı Al Capone olurdum...
    Hırsım yok diyorsunuz ama Demirel’in “Allah bana sağlıklı ömür versin ki düşmanlarımın sonunu göreyim” sözüne de çok sık atıf yapıyorsunuz...
    - Aaa ama o çok güzel sözdür. Yapma gözünü seveyim, tabii ki istiyorum. Ben, bana kötülük yapanların cenazesine gidip imam “Hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorduğu zaman “Hayır, etmiyorum” diye bağırmayı çok istiyorum.
    Bunu istiyor musunuz gerçekten?
    - Tabii, sen olsan istemez misin?
    Sanmıyorum...
    - Ben istiyorum. Çünkü bizi evire çevire, siyasetin gücünden yararlanarak kendi özel zevklerini tatmin ettiler.

    TEK HATAM TÜRKİYE’Yİ BATI ZANNETMEK...

    Geçmişe dönüp baktığınızda şurada hata yaptım demiyor musunuz?
    - Hata sıfır... Sı-fır...
    Hadi canım...
    - Vallahi hata sıfır. Ben Türkiye’yi Batı zannettim. Türkiye’de de bir işadamının Batı’daki gibi faaliyet gösterebileceğine inandım ve ona göre yaşadım. Tek hatam budur. Bizim işimizde müşteri ilişkileri çok önemlidir. Müşteri ilişkileri ofisin içinde olmaz sadece. Müşterini davet edeceksin, dostluk kuracaksın. Müşteriyle ‘involve’ (iç içe) olacaksın. Biz müşterilerimizle involve olduğumuz için geldi bunlar başımıza. Bugün farklı mı davranıyorsun diye sorarsan, hayır yine involve oluyorum, çünkü bu bir karakter meselesi.

    Savaş Ay...

    Ajans gazeteciliğinin, masa başı haberciliğin öne çıktığı günümüzde hâlâ muhabirlik yapan son gazetecilerden biriydi Savaş Abi...
    Hep sokaktaydı...
    Çünkü haberin sokakta olduğunu bilen bir gazeteciydi. 1992 yılında biz Hürriyet’e yeni girdiğimizde Tempo’daydı Savaş Ay...
    En sansasyonel haberlere o imza atardı... A Takımı yıllarında ben TV yazarı, o ekranda iyi reyting alan bir televizyoncuydu. Hiç kopmadı dostluğumuz...
    Onun hakkında yazdığımda, “Evlat yine döktürmüşsün” derdi.
    Bunu daha önce de anlatmıştım; bir gece sabaha karşı Cihangir’de evimizin kapısı çalındı.
    Karşımda Savaş Ay...
    “Alt katta olay varmış” dedi... “Ne olayı abi, haberimiz yok” dedik.
    10 dakika sonra polisler geldi alt kata... Burnumuzun dibindeki haberi bile bizden önce duyardı.
    Onun adına en sevindirici şey, hayatının son anına kadar gazetecilik, muhabirlik yapma şansına sahip olmasıydı. Hastalığı boyunca gazetesi Sabah hep sahip çıktı Savaş Ay’a...
    Haberlerini, röportajlarını çok iyi gösterdiler, köşesini bile Takvim’den Sabah’a taşıdılar.
    Usta bir gazeteciyi hastalığında bile el üstünde tuttukları için Sabah yönetiminini tebrik etmek gerekiyor.

    YARIN:

    -Tiger Woods kaçta yatıyor, kaçta kalkıyor... Belek’te saha dışında ne yaptı?
    -Tiger’ın Boğaz’da vurduğu toplar kimde?
    -Otellere yıldızlar neye göre veriliyor?
    -Maxx Royal’ın golf sahasını yapan mühendis otel yönetiminden neden özür diledi?
    -Tiger Woods seneye gelecek mi?

    Yazarın Son Yazıları
    24 Nisan 2014, Perşembe
    23 Nisan 2014, Çarşamba
    22 Nisan 2014, Salı
    21 Nisan 2014, Pazartesi
    19 Nisan 2014, Cumartesi
    18 Nisan 2014, Cuma
    17 Nisan 2014, Perşembe
    16 Nisan 2014, Çarşamba
    15 Nisan 2014, Salı
    14 Nisan 2014, Pazartesi
    Merhaba
    Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

    YAZARLAR