Bu da benim projem!

DÜN Ahmet Ercanlar’ın Aziz Yıldırım’la yaptığı söyleşiyi okudum.. “9 branşta da şampiyon olacağız” ve “Formasına reklam almayan bir Fenerbahçe yaratacağım” sözleri iddialı geldi bana..

Haberin Devamı

Zor ama altının çizilmesi gereken iddialar bunlar..
Önce ikinci iddia için tek cümle yazayım.. Formasına reklam almayan bir Fenerbahçe oluşturmak, o formaya 5 şampiyonlukla eklenen yıldızdan daha değerlidir benim için..
9 branşta şampiyonluk Fenerbahçe’nin mayasında, hamurunda olan bir iddia zaten.. Yıldırım başkan olmasa da Fenerbahçe bu iddianın içinde olmalı.. Aziz Yıldırım’ın asıl hedefi bu.. Çıtayı yükseltmek, yükseltmek, yükseltmek.. Tam olarak başkanlığı bıraktığı gün Fenerbahçe’nin kolay kolay yıkılmayacak bir kale olduğunu görmek.. Bu yüzden bazı yönlerini çok sevmesem de Aziz Yıldırım benim gördüğüm en önemli ikinci Fenerbahçe Başkanı.. Faruk Ilgaz’dan sonra bu kulübe en büyük katkıyı yapan kişi.. Süleyman Seba’dan sonra Türk futboluna tesisleşme, kurumsallaşma, büyük transferler ve teknik adam istikrarında en önemli adımları atan kişi..

Haberin Devamı

YILDIRIM’A HİÇ OY VERMEDİM AMA...

Biliyorum onu ve beni sevmeyenler bu sözleri söylerken hemen “3 Temmuz sürecine” takılacaklar.. 4 harfli o kalkanlarını telaffuz etmeye başlayacaklar.. Ama o takımın 3 Temmuz sonrası başkanı tutukluyken bile son maça kadar şampiyonluk yarışı yaptığını, 29 yıl sonra kupa kazandığını, kadın voleybolda, kadın basketbolda, atletizmde, masa tenisinde, kürekte, yüzmede, yelkende, boksta yaptıklarını unutacaklar.. Topuk Yaylası’nda sezona hazırlanmanın, Batman’a maça gitmenin, Sivas’ta Cumhuriyet Kupası’na katılmanın anlamını görmezden gelecekler..
3 Temmuz sonrası bu takımın 2 kez, evet tam 2 kez elinden Avrupa’ya gitme hakkı alınırken izin verildiği tek sezonda yarı final oynadığına bu ülkenin üçte ikisi üzülecek.. Fenerbahçe’yi görmek istedikleri gibi görememenin verdiği bir şaşkınlık yaşayacaklar..
Aziz Yıldırım’a hiç oy vermedim.. Çünkü Fenerbahçe üyesi değilim.. Dünya üzerinde hiçbir kulübe ya da derneğe üye değilim.. Vatandaşlık oyum dışında oyum yok.. Ama Fenerbahçe’nin geleceğini düşünen, saygı duyduğum, örnek insanlara bir mesajım var.. İster birleşin, ister tek tek yapın.. Ama Aziz Yıldırım’ın karşısına çıkın kongrede.. Aklınızdaki tüm projeleri üyelere anlatın.. Neler yapabileceğinizi dile getirin.. Yıldırım’a eleştirileri yöneltin.. Aday olun.. Kongrede konuşun..

Haberin Devamı

F.BAHÇE KONGRESİ FARKLIDIR

Hayır, hayır.. Sakın yanlış anlamayın.. Kongrede aday olmazsanız hiç konuşmayın ya da sonrasında susun demiyorum.. Özgürsünüz bu konuda.. Ama Fenerbahçe Kongresi diğer kongrelere benzemez.. Orada seçilen başkan F.Bahçe’yi yönetir.. F.Bahçe, Başkan’ı yönetmez.. En büyük fark budur.. F.Bahçe Başkan’ı o gücü doğru kullanan kişi olmalıdır.. Üyeler o yüzden gider ve oyunu atar.. O renkleri, o camiayı bilen, 24 saatini verebilecek kadar seven kişileri o göreve getirir..
14 yıldır aynı arabaya biniyorum.. 2000 yılında banka kredisiyle almıştım.. 270 bin kilometreyi geçtim.. Fenerbahçe’yi hissetmeye başladığım anı ise tam olarak hatırlamıyorum.. Sanıyorum çok küçüktüm.. Şimdi gururla televizyonda yayın yapan bir programın 11 yıl önce bana attığı bir iftira yüzünden ne zaman Aziz Yıldırım’la ilgili bir yazı yazsam araba markam dile getirilir..
Ben inşaat kalfası Seyit Ali Tanrıkulu’nun oğluyum.. Beni kimse bu dünya malıyla satın alamaz.. Doğru isim olduğunu düşündüğüm için Fenerbahçe başkanlığı konusunda hep onu destekledim.. Fenerium’un açıldığı ilk dönemde bir kez mağazada sohbet ettik.. Bir forma imzaladı bana.. Parasını kendi kartımla ödedim.. Yemeğini yedim.. Çayını çok içtim.. Ama yanlışını en ağır dille eleştirdim.. 3 yıl önce Digitürk yorumcusuyken herkesin ortasında Alex konusunda çok sert bir tartışma yaşadık.. Benim sözlerime karşın o sonuna kadar “kaptanını” korudu..
Bundan sonra da Yıldırım’ı eleştireceğim.. Başka bir takımın kaptanıyken, kongreye gelip, kendisinin ilk kez başkan seçilmesini sağlayan insana karşı yaptığı vefasızlığı da asla unutmam..

Haberin Devamı

HAYDİ BAŞKAN, ÇAĞIR ALEX’İ..

Benim gibi düşünmek zorunda değil bütün Fenerbahçeliler.. Kongre üyeleri.. Bu kulüp çok ama çok güçlü bir camia.. Bu renklere gönül veren milyonlar, Fenerbahçe’nin tüm yaşadıklarına karşın hâlâ tüm branşlarda nasıl ayakta olduğunun, kupaları kaldırdığının ve liderlik koltuğunda oturduğunun farkında..
F.Bahçe son 11 yıldır sezon bitmeden teknik direktörünü göndermedi.. İstikrarın sembolü olma yolunda Süleyman Seba’nın Beşiktaş’ını izlemeye başladı..
Amatör branşlarda Barcelona, Real Madrid ve Galatasaray’la birlikte dünyanın en önemli dört kulübünden biri.. Kadınlarla el ele verme konusunda dünyada bir ilki başardı.. Tesis anlamında yanına yaklaşabilen bir kulüp yok..
Şimdi sıra “vefa duygusunu göstermede”.. Devre arasında “milyonların sevgilisi” Alex’le son bir kez buluşmada.. O maçta bir takım 22 Mayıs 2011’de Sivas’ta sahaya çıkan 11’den oluşmalı.. Kocaman’ın yönetiminde, Alex’in kaptanlığında.. Gökhan’lı, Lugano’lu, Niang’lı, Santos’lu, Stoch’lu..
Küskün Hooijdonk çağırılmalı maçı izlemesi için.. Roberto Carlos yerini almalı.. Ortega, Anelka, Tuncay, Nobre, Deivid, Serhat Akın, Ümit Özat, Tümer olmalı..
Diğer takım Yanal’lı bugünün takımı olmalı.. Alper’li, Alves’li, Meireles’li, Kuyt’lı.. Ve Salih’li.. Evet Salih’li..
O gece benim için, benim gibi yüreğinde Fenerbahçe sevgisi taşıyan milyonlar için, “formasız reklam” kadar gurur olur.. Eşim ve oğlumla birlikte Alex-Kuyt Tribünü’nde, Fenerbahçe’yi bir kez daha yaşarız..
Bu da benim projem..

Yazarın Tüm Yazıları